Doğal ve Tarihi Değerleri Koruma Derneği üyeleri ile birlikte Bayburt merkez ve Aydıntepe ilçelerine; tarihi, doğal ve kültürel değerleri tanıma amaçlı bir gezi yaptık. Antik çağın İpek Yolu, çağımızın Trabzon- Erzurum-İran yolu üzerinde bulunan, tarihin her döneminde yerleşim ve stratejik bir bölge olan Bayburt ve çevresi; Azzi-Hayaşa ile başlayarak, Hatti, Hitit, Urartu, İskit, Kimmer, Ermeni, Roma, Pontus (Amasya Merkezli, krallarının İran-Pers kökenli olduğu Anadolu devleti), Bizans, Arap, Selçuklu, Akkoyunlu, İlhanlı, Trabzon Kommenoslar ve Osmanlı İmparatorluğu’nun egemenliği altında kalmış diğer tüm medeniyet ve kültürlerin izlerini taşımaktadır.
Coşkun Erüz'ün kaleminden...
Bu izlerin çok az bir kısmı toprak üstü tarihi eserler olarak günümüze kadar ulaşıp; bizlerin gezip görme, tanıma ve tanıtma şansı bulduğumuz birer eser olmuştur.
Bayburt’un var olan, yaşatılan değerleri…
Bayburt’un sahip olduğu tarihi değerlerin en önemlisi, surlarına işlenmiş yeşil ve mor çinilerin güneş vurduğunda parlaması dolayısı ile "Çinimaçin" olarak adlandırılan kalesidir. Bunun dışında Selçuklu eseri olan Ulu Cami, Saltuklu Mengüç Gazi’nin kardeşi Osman ve Kız kardeşinin kümbet türbelerinin olduğu Şehit Osman Tepesi’dir. Bunun dışında Osmanlı döneminde yapılan Saat kulesi, camiler, hamam yapıları ve özgün sivil mimari yapılar olan konaklar da vardır.
Bayburt'un en önemli tarihi eserlerinden birisi de Aydıntepe (Hart) ilçesinde bulunan yer altı şehridir. Yapım tarihi milat öncesi yüzyıl ya da milat sonrası 1-2 yüzyıl olarak tahmin edilen ve ilk Hıristiyanların, baskılar ve saldırılardan korunmak için inşa ettiği rivayet edilen yer altı şehri: yapılan kazılar sonrası şu anda gezilebilir durumdadır. Yer altı şehri yüzeyden 2-2,5 metre derinde, belli bir plan olmadan ana kaya farklı yönlerde oyularak galeriler ve tonozlu sofa ve odalar inşa edilmesi sureti ile inşa edilmiştir. Yazın serin, kışın ise sıcak bir ortam sağlayan yer altı şehri; barınma için çok uygun ortam sağlıyor.
Turizme açıldığı 1990’lı yıllar öncesinde yer altı şehri, üzerinde bulunan evlerinin altında kiler veya mahzen olarak kullanılmakta idi.
Bayburt’un yok olan, yok edilen değerleri…
Ne yazık ki Anadolu’nun her kentinde yaşanan ve ekonomik güç, eğitim, kültürel gelişme ile ters orantılı olarak gelişen geçmişi yok sayma, yok etme, görmezden gelme anlayışı Bayburt ve Aydıntepe’de de olanca gücüyle yıkıcı etkisini göstermektedir.
Örnek mi?
*Aydıntepe İlçesi yakınlarında var olan ve orta çağın önemli kentlerinden birisi olan, 1800’lü yıllarda bölgeyi gezen seyyahların gravürlerinde ihtişamlı yapıları ile dikkati çeken eski ismiyle anılan Varzahan, bugün (Aydıntepe ilçe yolu üzerindeki Ocaklı köyü) ihtişamlı yapıları ve antik kent kalıntılarıyla yöre insanının dahi bilmediği bir yer olacak şekilde yok edilmiştir.
*Şehit Osman Tepesi’nde bulunan Şehit Osman ve kardeşinin türbeleri etrafında bulunan Akkoyunlu dönemine ait mezarlar. Üzerlerine Arapça harflerle ayet ve mezar sahibi ve rütbesi ile ilgili özgün bilgi ve işaretlerin işlendiği lahit tarzı büyük taş mezarların tamamına yakını tahrip edilmiş yada gelişi güzel etrafa saçılmış. En sağlam olanı ise mezarlığın kenarındaki çöp ve yakıt depolarının yanına atılmış durumdadır. Tarihin önemli yapıtları olan ve hem belge hem de turistik değeri olan maddi sanat ürünü olan bu mezar taşları ne yazık ki tamamen yok olup, tarihi gömülmek üzeredir.
Tarihi Bayburt ev ve konakları; kaleden bakıldığında tamamına yakını görülebilen ve iki elin parmaklarının sayısını geçmeyen, Osmanlı dönemi ve Cumhuriyet döneminde inşa edilen işlemeli dış duvarları ve yöreye özgü iç donatıları bulunan konak ve evler hızla yok oluyor. Fotoğraf karelerine yansıyan bu yapıların pek çoğu, son beş yılda yok oldu. Kalan yapıların da yarıdan fazlası boşaltılarak kaderine terk edilerek; adeta yıkılması beklenmekte yada yakılarak veya taşları sökülerek yıkılması sağlanmaktadır.
Ne acıdır ki idarecilerimiz ve halkımız hâlâ; -tarihi eserler yok edildiğinde- geçmişi ve kültürel kimliği, belgesi olmayan milletlerin köksüz ağaca benzeyeceğinin farkında değiller. Betonu, işlemeli özgün taş yada toprak bir konağa tercih edebilen bir anlayışa, bu anlayışı teşvik eden ilgili kurum ve idarecilere ne söylenebilir ki. Her il gibi Bayburt da turizm kenti ve cazibe merkezi olmak istiyor.
Peki nasıl?
Kanalizasyon kokan Çoruh nehrinin kıyısındaki restorant ve dinlenme tesisleriyle mi? Tarihi Akkoyunlu mezarları yok edilmiş tepeleri ve kentin kültürel geçmişini ortaya koyan taş yapılarını yıkarak mı? Yoksa eskilerin yerine sanatsal hiçbir özelliği olmayan ucuz restorasyon ve uydurma taklit yapılarıyla mı?
Para kazanılabilir kentler yeniden inşa edilebilir, eğitim seviyesi arttırılabilir ancak hiçbir tarihi eser yeniden yapılamaz, yapılsa da adı tarihi eser olmaz. Asıl olan korumak ve muhafaza edebilmektir. Herkes villa sahibi olabilir ancak çok az kişi 100 yılı geçen bir konağa ve konak kültürüne sahip olabilir. Çünkü geçmiş ve kültür satın alınamaz. Halbuki Bayburt; Dede Korkut, Şair Zihni gibi edebi üstatlar yanında pek çok maddi kültür zenginliğin beşiği olan bir kent idi. Bu kadar hızlı tükenmemeliydi… Yazık…


- Şair Zihni Kültür Merkezi şenlendi
- İğne deliğine ehramı taşıyan usta
- G-20 zirvesinde ‘ehram’ reklamı
- Ulu Camii tarihine dönüyor
- TÜRSAB, tanıtım gezisine Bayburt’tan başladı








