Oltulu, görmeyen gözleri ile bal üretiyor!

Görme yetisini tamamen yitiren Ahmet Oltulu topluma örnek olacak nitelikte bir hayat yaşıyor.

Oltulu, görmeyen gözleri ile bal üretiyor!
Bayburt Postası - Başçımağıl Köyü’nde hayatını arıcılık yaparak sürdüren Oltulu, her zaman için bir şeyler üretebilmenin çabasında.

Ahmet Oltulu 59 yaşında, ailesinden genetik olarak gelen göz rahatsızlığı bulunuyor. ‘Gece Körlüğü’ veya ‘Tavuk Karası’ diye bilinen hastalığın ilerlemiş safhasında. Öyle ki 6 yıl öncesine kadar insanları çok yakından az da olsa görebiliyorken, şimdilerde sadece ışığı hissediyor diğer her şey ise gözüne sadece gölge olarak yansıyor.

Başçımağıl köyünde ilk baharla başlayan arıcılık mesaisi mevsim sonuna kadar sürüyor. Arılarını kış için Amasya’ya götürdükten sonra ise Bayburt’ta yaşamaya devam ediyor.

Murat Okutmuş / Bayburt Postası

Bizler için zorlu, kendisi için pek de öyle olmayan hayatını ve arıcılığa dair tecrübelerini dinledik Ahmet Oltulu’dan.

“Askerde iken yüzde 75 görüşüm vardı. O yıllar araba dahi sürebiliyordum rahatlıkla. Yıllar geçtikçe hastalığım ilerledi. Tam anlamıyla bir tedavi süreci geçirmedim; bu da büyük bir etken. Bu günümüze şükür. Arıları ilk yerleştirdiğim zaman zorlanma oluyor. Fakat sonra kendime göre kafamda bir harita çiziyorum. Ondan sonrası daha kolay oluyor.”

Oltulu Başçımağıl ile Dere Çımağıl arasında bulunan bir evde yaşıyor ve evinin hemen yanıbaşında arıları yer alıyor. Geçen yıl 400 kovan ile 2 ton 250 kilo bal aldığını söyleyen Oltulu, “Bu sene bir ton bal alabilsem öper başıma koyarım” diyor. Sebebi nedir diye soruyoruz? “Benim bulunduğum derede 2 bin arı var. Ve bu rakam bu derenin potansiyelinin çok çok üzerinde. Bu sene mevsimler arıcılık için de pek uygun bir süreçte geçmedi” ifadeleriyle cevaplıyor.



Balın kailtesi nasıl?

Oltulu’nun arcılık yaptığı alan Kop florasına giriyor. Bir hayli zengin, Başçımağıl köyü de balıyla namlı köylerimizden. Balın kalitesini soruyoruz.

“Balın kalitesini Bayburt Arıcılar Birliği’ne ölçtürdüm. Ölçümleri çok yüksek çıkıyor, Anzer balının adı çıkmış. Tahlillerimiz Anzer balının kailitesinden yüksek. Organik bal zaten, bu derede arcılık yapılmadığı zaman da buraya büyüklerimiz ‘zığı’ koyardı. Yani arıların hiç bir katkı almadan doğal olarak ürettiği bal.”

İyi bal nasıl anlaşılır?

Oltulu’ya iyi bal nasıl anlaşılır diye soruyoruz. Geleneğin günümüze taşıdığı öğütlerden bahsediyor.

“Bal kristalleşince hemen arıyorlar, ‘bize şekerli bal verdin’ diyorlar. Halbuki bir bal kristalleşmedi mi anla ki hakiki bal değildir. Kristalleşmeyen bal da en fazla 3 yıla bozulur; daha da yenmez. Ama soğuklarda kristalleşen bal kalitesini hiç kaybetmez. Rahmetli annanem vardı; Sultan Ebem, ‘Balı 7 sene saklayacaksın, o bal o zaman şifa olur’ derdi. Bir de Mama Eze vardı; Rus kızı, bu köyde gelindi. Doktordu bu Mama Eze. O da annanem gibi ‘7 sene saklayınca bal tam anlamıyla şifa olur’ derdi. Bunlar geçmişimizin, büyüklerimizin bize verdiği öğütler...”

Oltulu’ya ‘bir tandığım vardı, bir gün 1 kiloya yakın bal yiyip, sabaha kadar su içip dolandığını söyledim’. Çok kıymetli bilgilerle cevapladı bu soruyu da...

“O arkadaşın yediği hakiki bal değildir. Hakiki baldan bir oturuşta 1 kilo imkanı yok yenilemez. Ve ayrıca bir tavsiyede bulunayım. Bal yediniz hemen suya dadanmayın. Bir süre midenizi yakmasına izin verin, en az yarım saat kadar. Böylece şifa olduğunu söylerler.”

Ürettiği balı nasıl satıyor?

“Bölgede Lokman Hekim diye anılan işyerleri var, toptan olarak onlara veriyorum. Çünkü bu işin zor kısımları var. Bir, ana arıyı kendin yapmıyorsan zor olur, bir de taşımacılık kısımı. Dolayısıyla toplu müşterilerim gelip buradan alıyor. Bayburt’ta da birçok özel müşterim var. Kalan kısmı perakende satıyorum. Bu sene balın kilosunu hem perakende hem toptan 60 TL’den vereceğim.”

Ve Oltulu’dan halen üreten, bu dünyada ürettikleriyle insanlara faydalı olmaya çalışanlara son öğütler...

“Her kim hangi işi yapıyorsa o işe severek yapsın, işine sevgisini katsın. Ben arılarımı seve seve işimi yaparım. Arıya sevgini vereceksin, sevgiyle bakılan farklı oluyor. Buna insan inanmayabilir ama böyle işte. Torunuma bir kovan belirledik. Sırf onun diye daha bir özendim. Torunuma olan o büyük sevgimi o kovana yönlendirdim. İnanır mısınız, geçen yıl en çok balı o kovandan aldım.”  

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
erkan 2 hafta önce

Almanyadan yaziyorum. Bende burada hobi olarak aricilikla ugrasiyorum. Burada Varoa parazitiyle cok ugrasiyoruz. Merak ediyorum Bayburt ta da bu parazitle problem yasaniyormu diye?
Cok öncelerde ekstra aricilar icin orman ekilecekti ve aricilara fidan dagitilacakti. Merak ediyorum Bayburttaki aricilarin bu konuda bir calismalari var mi?

Misafir Avatar
Balaşah 2 hafta önce

Ahmet Bey maşAllah çalışma azminizi takdir ettim. Bende sayı olarak amatör bir arıcıyım. Ama işlevsellik açısından hatırı sayılır bir bilgi birikimim vardır. Arkadaki resimden bir şeyi farkettim. Bu sene Bayburt un hiç bir bölgesinde bal nasip olmadı. Hatta Çımağıllarda olan arıcılar Ağrı-Van gibi illere göç ettiler. MaşAllah sizin arılar bu kıtlık zamanında üçüncü kata çıkmışlar. Demek sizin bölgede beyaz geven bol oluyor. Aklıma o geldi birden. Aydınlatırsanız sevinirim.

banner268