Türkiye yine kan ağlıyor. Türkiye yine kahpe bir pusu sonrası şehit olan Mehmetçiklerine ağlıyor. Hatay, Adıyaman, Ordu, Giresun, Adana, Muş ve İstanbul’da ateş düştüğü yeri yakıyor. Türkiye’nin bu 7 ilinde toplanan on binlerce vatandaş şehitlerimizi ağlayarak uğurladı. Annelerin, babaların, kardeşlerin feryatları yine yürekleri dağladı. Fatih Yonca, Onur Bozdemir, Kemal Bide, Cengiz Sarıbaş, Harun Arslanbay, Ferit Demir ve Yakup Mutlu... İşte o şehit cenazeleri ve günboyu Türkiye’de yaşananlar:
“Bana söz vermiştin, evlenecektin”
Tokat'ta teröristlerin hain saldırısı sonucu şehit olan 7 askerden biri olan Fatih Yonca'nın (24), Hatay'ın İskenderun ilçesi Bekbelle beldesine bağlı Orhangazi köyündeki anne evine ateş düştü. Bayram dönüşü birliğine bugün sabah teslim olan Yonca'nın ailesine haberi askeri yetkililer ulaştırdı. Bekbele Belediye Başkanı Bestami Bilgili de şehit ailesinin evine gelerek başsağlığı diledi.
Şehidin annesi Gülsüm Sönmez, oğlunun fotoğraflarına bakarak ağıtlar yaktı. Anne Gülsüm Yonca, evinin önünde oğlunun fotoğrafının konulduğu ambulansın önüne atlayarak, “Oğlum seni böyle mi karşılayacaktım, daha yeni geldin, nereye gidiyorsun? Seni aldığım bayramlıklarla buradan gönderdim, böyle mi gelecektin? Hani bana söz vermiştin evlenecektin” diyerek ağıtlar yaktı. Oğlunun askere koşa koşa gittiğini söyleyen anne, “Kafirlere yem oldu benim kuzum. Geri giderken ‘Şafak 87’diyordu yavrum. Kafirler, benim çocuğumu mu bekliyordunuz. Ne istediniz onlardan siz. Yavrularım, ana kuzusu daha onlar. Ağızları süt kokuyor onların. Yavrum, kuzum benim” feryatları herkesi ağlattı.
“Üç tane daha oğlum var, onlar da vatana feda olsun”
Bozdemir Ailesi, oğullarının şehit olduğu haberini Tut Kaymakamı Mehmet Aktaş ve İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Şeraffettin Karatepe'den aldı. Haberin duyulması üzerine şehit Onur Bozdemir'in ailesinin evine yakınları ve köy sakinleri geldi ve evde büyük bir acı yaşandı.
Şehit Bozdemir'in annesi ve yakınları, ağıtlar yakarak, terörü lanetledi. Şehit askerin babası Ahmet Bozdemir, şunları söyledi: “Üç tane daha oğlum var, onlar da vatana feda olsun. Oğlumla bir gün önce görüşmüştüm. Bana, gayet iyi olduğunu söyledi. Kurban Bayramı için 20 günlüğüne izne gelmişti. Daha 3 gün önce tekrar gönderdiğimiz oğlumuzun şehit haberini almamız bizi çok üzdü, ama 'vatan sağ olsun' diyorum. Onur'dan başka 3 oğlum var, onları da göndereceğim, yetmezse ben de gideceğim. Vatan düşmanlarına lanet olsun.''
Anne Ayşe Bozdemir de ''kuzumu elimden aldılar'' diye ağıtlar yaktı ve teröre lanetler yağdırdı.
“Terhisine 84 gün kalmıştı”
Tokat'ın Reşadiye ilçesinde teröristlerce şehit edilen 7 askerden Ordulu Kemal Bide, terhisine 84 gün kala şehit olarak ailesini acıya boğdu.
Bugün saat 15.20 sıralarında; Tokat ili Reşadiye ilçesi Sazak mevkisinde yol kontrol görevi yapan askeri araca, teröristler tarafından açılan ateş sonucu, araçta bulunan 1 uzman jandarma çavuş, 1 jandarma onbaşı ve 5 jandarma er olmak üzere 7 güvenlik görevlisi şehit olmuş, 1 uzman jandarma çavuş ve 2 jandarma er yaralanmıştı. Tokat'ın Reşadiye ilçesinde teröristlerce şehit edilen 7 askerden biri olan Kemal Bide'nin Samsun'un Terme ilçesine bağlı Kuşça köyündeki evinde hüzün ve gözyaşı sel olup aktı. Büyük bir acı yaşayan aileyi yakınları teselli ederken baba Cemal Bide, "Vatan sağ olsun" diyerek gözyaşı döktü.
Ordu'nun Akkuş ilçesi Çayıralan beldesi nüfusuna kayıtlı olan Bide ailesi, 13 yıl önce Terme'ye bağlı Kuşça köyünde yarıcı olarak Yaşar Kuyumcu'ya ait arazinin bakımını üstlendi ve çiftçilik yaparak geçimini sağlıyor. Ailenin 4 çocuğundan en büyüğü olan şehit jandarma er Kemal Bide, 88'e 4 tertip olarak Manisa Kırkağaç'ta acemi eğitimini tamamladıktan sonra Tokat ili Reşadiye ilçesindeki Sazak Köyü Karakolu'nda vatani görevini sürdürüyordu.
Oğlunu en son Ramazan Bayramı'nda 1 günlüğüne izine geldiğinde gördüğünü anlatan 45 yaşındaki baba Cemal Bide, "Bayramda bir geceliğine geldi ve ertesi gün geri döndü. En son cumartesi akşamı telefonla görüştük. O bölgede daha önce olay olmuş ama şimdi bir şey olmadığını söylüyordu. Sürekli göreve çıktıklarından bahsediyor, 'artık zaman geçmiyor' diyordu. 'Para göndereyim' dedim, 'istemiyorum' dedi. 6. ayda yanına gittim. '1994 yılında olay olmuş, şimdi yok' diyordu. 'Boş evler var, orada yataklara işaret koyar gelen giden olup olmadığını tespit etmeye çalışıyoruz' diyordu. Kemal'in terhisine 84 gün kalmıştı" şeklinde konuştu.
Bekar olan Kemal Bide, askerlik görevi öncesinde Ankara'da aşçı olarak lokantalarda çalıştığı öğrenildi. Köy Muhtarı Yaşar Ay ise karakol komutanının akşam saatlerinde kendisini arayarak haber verdiğini belirterek, "İlk kez köyümüze şehit geldi. Çok üzgünüz, Allah milletimize sabır versin" dedi. Anne Dilber Bide (40), yakınları tarafından teselli edilirken, verilen sakinleştirici ile teskin edildiği öğrenildi.
“Yavrumun kanı yerde kalmayacak”
Tokat'ın Reşadiye ilçesinde şehit düşen Cengiz Sarıbaş'ın oturduğu eve ateş düştü. Acı haberi alan ailesi ve komşuları şehidin oturduğu sokağı Türk bayraklarıyla donattı.
Şehit düşen Cengiz Sarıbaş'ın ailesi acı haberi jandarma ve sağlık ekiplerinden öğrendi. Karşılarında askerleri ve sağlık ekiplerini gören aile evlatlarının şehit düştüğünü anladı. Bunun üzerine aile bireyleri sinir krizi geçirdi. Fenalaşan aile bireylerine sağlık ekipleri müdahale etti. Evde taziyeleri kabul eden aile daha sonra eve Türk Bayrağı astı. Şehidin komşuları da evlerini Türk bayrakları ile donattı. Şehit Cengiz Sarıbaş’ın babası Müttalip Sarıbaş, “Yavrumun kanı yerde kalmayacak. Yarın komutanımla konuşacağım. Oğlumun elbiselerini ve silahını bana versinler. Ben de o karakola gidip görev yapacağım. O şerefsizlerin yanına bırakmayacağım” diyerek isyan etti. Annesi Gülyaz Sarıbaş, Cengiz’in askere giderken kestiği uzun saçlarını tek göz gecekonduda duvara asmıştı. Acı haberi alan anne gece boyu oğlunun saçlarını okşayarak göz yaşı döktü.
Şehidin amcası Salim Sarıbaş, "Karşımızda bir muhatap yok ki gidelim bizde mücadele edelim ve gerekirse hepimizde şehit olalım. Artık bu anlamsız savaş sona ermeli. Bu insanların çoğu zaten kandırılarak dağa çıkarılıyor. Geri dönmek istediklerinde ise ölüm korkusu nedeniyle geri dönemiyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde tankla topla savaş kazanılmıyor. İnsanları eğiterek ve doğru yolu göstererek sonuç elde edilebilir" dedi.
Hükümetin demokratik açılım politikalarını desteklediğini ifade eden Sarıbaş, "Hükümetin demokratik açılımına tam destek veriyorum. Ve herkeste destek vermeli. Siyasilerden 15.16 bin TL alıp yatmalarını değil, mecliste çözüm üretmelerini ve teröre çözüm bulmalarını istiyoruz" dedi. Bu sırada şehidin bir komşu ise demokratik açılıma tepki göstererek, "Görüyoruz işte. Katil her zaman katildir" diye konuştu.
5 çocuklu bir ailenin en küçüğü olduğu öğrenilen Şehit Cengiz Sarıbaş'ın, bilgisayar teknikerliği yaptığı öğrenildi. Şehidin cenazesinin 9 Aralık Çarşamba günü öğle namazını müteakip Ataköy 5. Kısım Camii'nden kaldırılacağı öğrenildi.
5 yıl İmralı'da görev yapmıştı
Tokat'ın Reşadiye ilçesinde teröristlerce düzenlenen saldırıda şehit düşen 7 askerden Uzman Çavuş Harun Arslanbay'ın Adana'nın Yumurtalık ilçesine bağlı Sugözü Köyü'ndeki baba ocağına ateş düştü. Acı haberi baba Hamdi ve Döndü Arslanbay'a, İlçe Jandarma Komutanlığı'na bağlı ekipler ulaştırdı. Şehit haberi aileye verilirken, sağlık müdürlüğü ekipleri de hazır bulundu. Baba Hamdi Arslanbay, evli ve bir çocuk babası oğlunun İmralı'da PKK terör örgütü elebaşısı Abdullah Öcalan'ın kapısında 5 yıl ayakta beklediğini söyledi. Arslanbay, "Oğlum keşke Öcalan'ın kafasına sıksaydı. Ama ben iki terörist öldüreceğim. Öldürmezsem fazla yaşayamam. Vatan sağ olsun." diye gözyaşı döktü.
Anne Döndü Arslanbay ise oğlu Rüstem Arslanbay'a sarılarak ağıt yaktı. Şehit Uzman Çavuş'un ağabeyi Rüstem Arslanbay, bir çocuk babası kardeşinin 2001 yılında göreve başladığını kaydetti. İlk hizmet yeri Artvin'den sonra İmralı'da 5 yıl görev yaptığını hatırlatan Arslanbay, daha sonra tayininin Tokat'a çıktığını bildirdi. Şehit haberi sonrası köylüler Arslanbay ailesinin evine akın etti. Fenalaşan vatandaşlara sağlık ekipleri müdahale ediyor.
Çatışmadan önce annesini aramıştı
Tokat Reşadiye'deki hain saldırıda hayatını kaybeden Şehit Ferit Demir çatışmadan önce annesini ve ağabeyini arayarak intikale çıktığını söylediği öğrenildi. Şehit erin yakınları o görüşmenin ardından kendisine bir daha ulaşamadıklarını belirtti.
Tokat Reşadiye'de teröristlerin hain saldırısı sonucu hayatını kaybeden erlerden Ferit Demir'in Bahçelievler'deki evinde yas vardı. Askeri yetkililerin Ferit Demir'in ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Ağabeyi Fetih Demir, askeri yetkilere sarılarak gözyaşı döktü. Askerliğinin bitmesine 5 ay kala şehit düşen Demir'in çatışamadan önce annesini arayarak intikale çıktığını bildirdiği ve akşam saatlerinde tekrar arayacağını söylediği öğrenildi. Yakınları o görüşmeden sonra şehit Demir'e bir daha ulaşamadıklarını belitti. Şehit erin amcasının oğlu Faris Demir, terhisine 5 ay kala hain pusuda hayatını kaybeden Ferit Demir'in, sabah ve öğle saatlerinde annesini ve ağabeyini aradığını söyledi. Annesine intikale çıktıklarını söylediğini belirten Faris Demir, "O saatten sonra bir daha telefonuna ulaşamadık." dedi.
"Komutanım Yakup'u getirdiniz mi?"
Tokat'ın Reşadiye ilçesindeki hain pusuda terhisine 83 gün kala şehit olan Er Yakup Mutlu, yoğun kar yağışının altında toprağa verildi. Muş'un Bulanık ilçesine bağlı Örenkent köyünde gerçekleşen cenaze törenine Vali Erdoğan Bektaş ve Tuğgeneral Burhanettin Aktı'nın yanı sıra yüzlerce vatandaş katıldı. Cenaze, köye yaklaşırken kalabalığa Kürtçe seslenen şehidin babası Kazım Mutlu, sükunet çağrısı yaptı. Acılı baba, devlet aleyhine slogan atılmamasını istedi. Cenaze gelince Tuğgeneral Aktı'ya sarılan şehidin ağabeyi Seyfettin Mutlu, "Komutanım Yakup'u getirdiniz mi?" diye sordu.
Şehidin nişanlısı da törende fenalık geçirdi. 'Ben sensiz ne yaparım?' sözleriyle feryat eden genç kız, yakınları tarafından sakinleştirildi. Geçen yıl nişanlanan şehit er Yakup Mutlu'nun, birkaç gün önce ağabeyini arayarak düğün için hazırlık yapılmasını istediği öğrenildi.

firdevs ....
diyor ki:
| sözun bitiyer var derler o sözün başladığı yer şimdi yeter. yeter artık kendinize gelin. meclistekilere sesleniyorum yeeter. saltanatı bırakın yavrularımız tek tek gözümüzün önünde yok oluyorlar. vatan sağolsun diyoruz ama içimiz ateş gibi yanıyor. elbette vatan sağolsun. icab ederse bende vatanım için canımı feda ederim. o yılan terörü sınırlarımıza nasıl giriyorlar? sınırlarımıza duvar çekilsin. üzerine jiletten tel çekilsin. bakalım o zaman girebilirlermi? her gece o canım askerlerime dua ediyorum allahım onları korusun amin. |
Faruk Nafiz KILIÇALAN
diyor ki:
| Sükünet efendi, eğer rumuzla değil, gerçek kimliğnle yazabiliyorsan yaz. Bırak, "ötekileri, berikileri"; bu entel-liboş ağızlarını çok görük, duyduk. uzaktan dürbünlü tüfekle, kandil de türeyen "öteki dediğiniz" fare yüzlüler de kod ismi ile devlete, millete ve aidiyete, sözde "ötekiler" için kurşun sıkıyor... eğer yüreğiniz ve gücünüz varsa buyurun açıkça ötekileri Türkiye Cumhuriyetinin verdiği ve mensubiyetinden dolayı onurlandırdığı (ne yazık ki sadece Nüfus Cüzdanınız) yani reel kimliğinizle burada aslan kesilin. Adam gibi ötekiğinizi yüreğinizin yettiği yere kadar anlatın hadi buyurun. |
Sükunet
diyor ki:
|
Bu nasıl bir anlam çıkarmak? Yorumlardan hangisi, (sabit fikir ve yanlış tespit hariç) tarihe, kültüre, aidiyete ağır hakaretler içeriyor? Sanki sizinle aynı pencereden bakanların yorumlarından bahsediyor gibisiniz! Truva atından girip, salyangozdan çıkmışsınız fakat bir türlü yorumlardaki konuya girememişsiniz. Görüşüne saygı duymadığın kişinin ismini cismni ne yapacaksın? Meraklanma, artık yazacaklarını sanmıyorum. (Bu yüzden değilmi, farklılıklar öteleniyor) |
Faruk Nafiz KILIÇALAN
diyor ki:
|
Editör kardeşimden bir istirhamım olacak, bu haberi yapmışsınız, çok ta güzel yapmışsınız elinize sağlık. Fakat, haber altı yorumları okuduğumuz zaman insanın kanını donduracak yorum ve görüşleri gördüğünüzde okuduğunuz bu üzücü haber anlamını yitirir gibi, siyasi hatta avami bir çekişmeye dönüşüyor. Bu haber insanımızı derinden sarsmış ve çok büyük bir hayal kırıklığına düşürmüş, tam başını iki elinin arasına alıp, acaba nerede hata yaptık diye bir tefekküre iteceği an yorumları okuduğu zaman; kısır döngü, kaos, sığ bir düşünce ekseni ile karşı karşıya kalıyor ve tabir yerinde ise tenakuz ile sağırlar diyoluğunun verdiği bir kafa karışıklığı ile başbaşa kalıyor. Netice itibari ile de, ne acısını yaşayabiliyor nede "nerede hata yapıyoruz" tefekkürü ile kendine çekidüzen verememenin ve ister istemez bir dar alanda paslaşma, sağırlar diyaloğu içinde ucuz polemiklerle kendini kaybedebiliyor. Bütün bu saikle, editör kardeşimizden böyle çok önemli meselelerde yorum yazanların açık isimleri ile yazmayanların yorumlarını yayınlamaması gerekir diye düşünmekteyim. Vaktaki bir aymaz veya provakatör müstear bir isimle tarihimize, kültürümüze, aidiyetimize ağır hakaretler yapıyor ve bunu, "ben Türk'üm" diyerek yapabilmekte... bu gibi gibi yorum ve düşünceleri bizim bünyemiz kaldırmaz düşüncesi ile müstear isimle ve rumuzla yazılanların yayınlanmaması, yayınlanmasından daha faydalı olacağını düşünüyorum. Buradan bir iki cümlede müstear isimle ben Türk'üm deyip te Kürtçülük yapanlara yazalım; SADECE SATILMIŞLARIN, EMPERYALİZMİN UŞAKLARININ, OKYANUS ÖTESİNDEN SIRCA KÖŞKLERDE AHKAM KESENLERİN, DAMAT FERİTLERİN, AYMAZLARIN, AT HIRSIZLARININ; HALKTAN KOPUK, İSLAMDAN BÎHABER SADECE ADI MÜSLÜMAN FAKAT MÜSLÜMAN KANI EMEN YENİ 'NEOFETO' YETİŞTİRMESİ DİN İSTİMARI İLE DÜNYASINI VE AHRETİNİ SATAN KISACA DEV MEMESİNDEN BESLENEN CÜCELERİN SÖYLEMLERİ VE EYLEMLERİNİ BU SÜTUNLARDA SESLENDİREN, SAVUNANLAR; BEKARA KARI BOŞAMAK KOLAYDIR MİSALİ MANGALDA KÜL BIRAKMAYANLAR: BİRAZ YÜREĞİNİZ VE CESARETİNİZ VARSA ADAM GİBİ AÇIK KİMLİĞİNİZLE BURADA GÖRÜŞLERİNİZİ YAZIN, BİZ DE, SİZİN İDDİA ETTİĞİNİZ GİBİ MÜSLÜMAN MI, TÜRK MÜ NE MENEM BİR ADEM OLDUĞUNUZU GÖRELİM. HADİ BUYURUN ADAM GİBİ BEN FELAN VE FEŞMEKAN OLARAK GÖRÜŞLERİMİ BURADA İZHAR EDİYORUM DEYİN... BEKLİYORUZ ! YOKSA BAYBURT GİBİ MÜSLÜMAN TÜRK'ÜN ÇOK MUHKEM BİR MEVZİİNDE TRUVA ATI GİBİ TUZAK KURMAYIN. ŞARK KURNAZLIĞI YAPMAYIN. MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATTIRMAZLAR... ENİNDE VE SONUNDA MİZAN KURULACAKTIR. |
ümit kiki
diyor ki:
| bu haberde gencligi kiskirtin kiskirtici yorumlar yazin diger haberde neoluyor bu bayburt gencligine diye agit yakin unutmayinki etrafini atese ceviren insanlari o ates yakar |
kral
diyor ki:
| bu zihniyetler yüzünden türkiye bu gün bu hallerde. Bu ülkede bir çok parti konum olarak aynı yere hizmet ediyor... Soruyorum ne getirdi laiklik bu ülkeye kimi adam yaptı.. Milliyetçilik ne getirdi bu ülkeye ulus devleti dediğimiz türkiye içeride yaşayan diğer ırkları milliyetçilikle ayrım noktasına getirmedimi... Herkes kendince yazıyor çiziyor.. Türkiyeye laikliği getirip halifeliği din devletini ortadan kaldıran kimdi.. İngizler değilmiydi.. Sarık taktıgı için idam edilen hocalar, kuran okudugu için öldürülen insanlar bu ülkede yaşamadımı Laikçiyiz atatürkçüyüz diyen zihniyetlerin hangi çoçugu askere gitti hangisi öldü hiç biri bu ülkede birileri birşeylerle anadolu insanını yok etmek istiyor.. Atatürkçüyüm diyen zihniyetler yeri geldimi vatanın sahipleri oluyor ... Ama evlerinde çoçuk yerine kedi köpek besliyor acaba sormak lazım vatan kediyle köpeklemi kurtuluyor.... Başka birşey demiyorum çünkü bu ülkede islamı zedelemek için ne dolaplar yapıldı ... hatırlarsanız 28 şubatta fadime şahinler müslüm gündüzleri şimdi her şey ortaya çıktı müslüm gündüz uyuşturucu fadime şahin ise bir pavyonda çalışan kadınmış. |
K.O.
diyor ki:
|
Yorum yazan okurun bir çoğunun tarihçi, sosyolog, siyaset uzmanı, sosyal bilimci ve hatta zaman zaman feylozof oluşundan olsa gerek, insani bir kaç duygu eksik kalmış... Yine insani olmasına karşın kin, nefret ve öteki olana öfke atlanmamış ama acı ve hüzün hiç akla gelmemiş. Acı ve hüzün! Tüm bilgi hazinen ve geçmişi süzerek ileriyi görme yeteneğin arasında bu duyguları ancak ve ancak unutmuş/atlamış olmalısın! Her şeyi bilen/bildiren adam: Bu sayfa ve bu haberler hala bir mahalle odası hüznündedir. 4 gün ya oldu ya olmadı. Ne aileler dağıldı... Ne de yas kalktı. Bir başsağlığı lütfen, Ve unutmadıysan bir dua ve de biraz saygı... |
alper TUNGA
diyor ki:
| BENİM ASLIM TÜRKTÜR. YUSUFOĞLU BURADA KİMSEYE KARŞI PROVAKÖRLÜK YAPMAYA ÇALIŞMIYORUM... OLANLAR VE BİTENLERİ ANLATMAK İÇİN BİR KAÇ DÜŞÜNCE YAZDIM.... TÜRKİYE CUMHURİYETİ 100. YILI GELMEDEN İÇERİDEN ÇATIRTI SESLERİNİN GELMESİ ACABA NEDEN SORUSUNA BİR KAÇ ÖRNEK VERDİM... OSMANLI 600 SENE DÜNYADA VAROLMASININ SEBEBİ NEDİR ... ZORLA BUNU YAPACAKSINIZMI DEMİŞ YOKSA İSLAM MEDENİYETİ DOĞRULTUSUNDA HER IRKA EŞİT HAK HUKUKMU VERMİŞ ... TÜRKİYE BUGÜN GEÇMİŞTEKİ HATALARININ BEDELİNİ ÖDÜYOR.... DAĞLARA TAŞLARA NE MUTLU TÜRKÜM YAZMAKLA MALESEF KİMSE TÜRK OLMUYOR.... ASKERİ DİYARBAKIRDA NE MUTLU TÜRKÜM DİYE BAGIRTARAK KÜRDÜ TÜRK YAPMIYORSUN TAM AKSİNE KÜRDÜ KÜRTLÜĞÜNE DAHA ÇOK BAĞLIYORSUN.... BU DEVLET YASAKÇI DAYATMALARLA BİYERE GİDEMEZ BAK 100 YIL DOLMADAN NELERLE KARŞI KARŞIYAYIZ.... BELKİDE GÖREMEYECEGİMİZ 100 YIL OLABİLİRDE KİM BİLİR |
Nuran.bn
diyor ki:
|
O.Yusufoğlu kardeş, yorumlarına aynen katılıyorum... Bunların son çırpınışları olacak inşaallah. Bunların savunacak bir şeyleri kalmadı... Sağa sola saldrımaktan gayri!... Eline sağlık, yüreğine sağlık.... |
Sükunet
diyor ki:
|
Alper Tunga gerçek ismi değil de, takma adı yada kullandığı rumuz olsa ne fark eder? Önemli olan ne düşündüğü mü? Yoksa Alper Tunga’nın kim olduğu mu? Sen O.Yusufoğlu, isminle ve şahsınla ortaya çıkıp aslanlar gibi konuştuğunu mu sanıyorsun? kanı bozuk ve dana-doluğlu yaftasını yapıştırarak, insafsızca ve merhametsizce rencide ederken hiç düşündün mü? Bu hal ve hareketle, aslında kendi kendiyle kavga edenden farkın kalmadığını… Senin sözünü ettiğin kişilere onlar diyelim… (Adamlık ve terbiye ancak bu kadar mesafe bırakır) Onlar akepe zihniyeti, yalancı, dolancı, istismarcı, din bezirgânı ve elin gâvurlarıyla işbirliği yapanlar (diyorsun)! Peki sen? Sen kimsin? Ezberden sövmeyi adet edinen, düşünceye değil kimliğe kafayı takan linç kültürünün bir parçasısın. Sen ve senin gibiler yüzünden bu ülkede kimi insanlar düşüncelerini şeffaf bir biçimde ortaya koyamayacak, bilahare tıpkı senin gibi uçlarda gezecekler! “Derin devlet olsaydı sıfır noktasına inen terör 7 yılda tavan yapmazdı” diyorsun ya, klasik muhalefet ağzıyla konuştuğunu bilmiyorsun. Sana tavsiyem, Sevgili Emanet gibi alıntı yap. Hiç olmazsa, en fazla alıntı yaptığın kişinin yalancısı olursun. |
ümit
diyor ki:
| kardesim birazda sagduyulu olun 30 senedir bu kan akiyor konusmak kolay 30 senedir nerdeydiniz bunlar ilk sehitmis gibi yaygarayi kopartiyorsunuz |
O.Yusufoğlu
diyor ki:
|
Alper tunga(!) takma adlı probakatör ne diyor? Efendim, reşadiye'deki 7 erimizi şehit edenler, derin devletmiş!... Ülkeyi karıştırmak isteyenler de bunlarmış, bölücü de!... Bu ülkede derin devlet olsaydı, 7 yılda sıfır nokatsında alınan terör bu hale gelirmiydi? Ve bu ilke bu şekilde tam bir bozgun yaşar mıydı? Bakınız, akepe zihniyeti reşadiye olayının ardında hep provakasyon eylemler aradılar... Hiçbiri bu katiamı yapanlar pkk canileri veya onların taşeronudur demediler. Sayın başbakan, sn.Arınç, sn Hüseyin Çelik hep aynı şeyleri mırıldandılar!... Cinayeti kim işlemiş? Hain pkk... Ama asıl gerçek ortaya çıkınca hamiler, sus-pus oldular... İşte akepe zihniyeti yalan,dolan,istismar, din bezirgânlığı ve elin gâvurlarıyla (ABD,AB,İsrail ve faşizmle) işbirliği üzerine kurulmuştur! Bu zihniyetin tek düşmanı Türklerdir!... Ama güneş balçıkla sıvanmaz! Seyyid Abdülhakim Arvasi’den hikmetli bir söz: “Ben bir seyyidim. Yani bu demektir ki Türk değilim. Ama yeryüzünde bütün Türkler silinse üç Türk kalsa biri ben olurdum. İki Türk kalsa biri gene ben olurdum. Son Türk kalsa da o gene ben olurdum. Çünkü Türkler olmasa, bugünkü manada İslamiyet olmazdı.” Allah (c.c) rahmet eylesin!... Allah(c.c) Türk milletini korusun!... |
O.Yusufoğlu
diyor ki:
|
Rumuz olarak Alper Tunga adını kullanmış; tabi kasıtlı olarak... Asıl amacı bu Türk ismiyle kürtçülük propagandası yapmak!... Bunu yaparken de İslamı nasıl da kullanıyor!? Besmeleden, Osmanlı'dan bahsediyor; Türklüğün bitmiş olduğunu söylüyor? Dünyada milyonlarca Türkçe konuşan insan var... Alper Tunga rumuzunu bile istismar eden bu arakadaş, ne Bayburtludur ne de Türk!!? Büyük ihtimalle kürt faşisitidir!... Çünkü Bayburt Türkler'in ata yurdudur! Alper Tunga anamızın binlerce yıl örttüğü başörtüsünü,eşarbını, yazmasını,beyaz tülbentini unutarak; bölücü siyasi bir simge ve rahibe örtüsü olan türbanı savunmaktadır!... Binlerce yıl haçlı seferlerine karşı durmuş, Ahmet Yesevi Hz.lerinin torunlarını yok saymak; bugün ancak dinsiz-imansız-cani bir terör örgütü olan pkk!lıları üstü örtülü bir afla temize çıkaran ve savunan akepe zihniyetinin ve Alper Tunga gibi istismarcı, kürtçü faşistlerin işidir!... Asıl sorun burda!... Sayın Emanet bey, birçok tanınmış yazarların 7 şehidimiz hakkında yazdıkları makaleleri bu sütünlara taşırken ne kadar haklıymış!... Emanet beyin bir yerlerde(Bayburt net.'de olsa gerek) okuduğum şu cümlesi çok ilginçtir: "Günde beş vakit namaza duran eli-yüzü nurlu; Ermeni mezalimini görmüş, muhacir olmuş kuvvacı nenem derdi ki; -Evlât bu millet ne çekmişse, kanı bozuklardan ve dana-doluğlardan çekmiştir!..." Tam bugünümüzü anlatan, doğrulayan ne isabetli ne bübarek bir tesbittir, bu söz!... Merhûm Turhan Feyzioğlu'nun dediği gibi, bu ülkenin milletvekillerinin sadece "Ne Mutlu Türk'üm Diyene!" demeleri yetmez; Türk doğmaları gerekir, Türk!... Hepsi bu kadar! |
CENGAVER
diyor ki:
| Alper tunga kardeşim kürtlerin ne istediğinin farkında değil hala, görüşlerine hiç katılmıyorum.O da bize katılmayabilir.....Sahiden şu iktidarın politbirosunda üst yönetiminde,milliyetçi olan varmı...Niye onlardan kimse yok , olursa bu proje yürümezde ondan.... Bu kadro Türkiye nin başına bilinçli getirildi...Mevcut yöneticiler 1980 öncesindede kimlik bunalımı içerisindeydiler. Hangi gömleği giyerse giysinler....Alper kardeşime saygı duyuyorum ellerinde bir sermaye varki din istismarlığı ,türban , bozdur ,bozdur ye bitmiyor ....Tabiki bitmeyecek onun hesabını ahirette verecekler....Eski marksistler, şimdi liberal olanlar ve cemaat ve tarikat rantcıları ,her hainlik kursaklarında kalacak , birbirlerinin gazetesine ve televizyonuna konuk santçı olmaya devam etsinler sonun başlangıcındayız......Bu mutlu beraberlikler biterken , tekrar gömlek değilştirip sığınacak liman arayacaklar.....19 mayıs 1919 da olduğu gibi... |
Alper Tunga
diyor ki:
| ne mutlu türküm diyebiliyorsun bırak kürtte ne mutlu kürdüm desin Bu ülkede Besmeleyi kaldırıp milliyetçilik kavramlarını koydular sorunlar bundan sonra başladı kürdü zorla türk yapamassın bu ülkede 20 milyon kürt yaşıyorsa devlet olarak bunlara her türlü istek ve doğrultuyu götürmek zorundasın sen tv açmadın devlet olarak bölücülere açtırttın yabancı ülkelerde bölücülük yaptırdın... Ahmet kayayı sevmem ama bir sözü vardı hiç unutmam benim anamın başındaki başörtüsüne dokunmayın o onun şerefi namusudur... Bu devlet şeref namus olarak kabul ettiğimiz başörtümüze bile tahammmül edemedi bana türklük yapısı taslama türklük osmanlı zamanındaydı bu zamanda türklük bitmiştir kalmamıştır.. türklük ne oldugunu sorarsan şeref namus haysiyet hepsinin toplamı zulüm etmeyen sahip çıkan türklük budur... Şimdinin gençleri gücünü imandan değil milliyetçilik gibi boş kavramlardan alıyor meydana çıkıp küfür eder ülkem der ama bilmezki ülkenin dümeni yahudilerin elinde |
CENGAVER
diyor ki:
| Evet müslümanız, elhemdürillah . TÜRK kimliğini inkar etme, sulandırmayı başardılarmı, herkes Türkiyeli oldumu ,birbirimize soracağız TÜRK kim , çünkü birileri konuşmaya başladımı 36 etnik köken sayıyor, bu kavramı kabul etttirmeye ve alıştırmaya çalışıyorlar..... Anadoluda, bu toporaklarda yaşamamız TÜRK kimliğine sahip çıkmaktan geçiyor... . Sadece müslümanlığımızla bu coğrafyada yaşama ihtimalimiz sıfırdır,yoktur......... |
ENGİN AKTEL'DEN
diyor ki:
|
SÖZÜN BİTTİĞİ YER!... Akıntıya kürek çekmeyelim. Boşu boşuna da demokrasiden, kardeşlikten, barıştan dem vurmayalım. Bunların hepsi hikaye. Demokratik açılım denildi de ne oldu? Ülke yangın yerine döndü. Doğu'da ve Güneydoğu'da ne cam kaldı, ne çerçeve. Yakılmadık araba, kırılmadık vitrin bırakılmadı. Çocuklardan oluşan bir isyan ordusu kuruldu. Kim yaptı bunları? PKK mı? Hadi canım sen de... *** Barış kelimesinin ağızlarda sakız olduğu gün, 7 askerimiz toprağa düştü. Hem de Tokat'da. Tam 12 yıldır terörün uğramadığı Tokat'da. Neden Tokat seçildi? Bu ilimizin adı nedeniyle Türkiye'ye tokat gibi bir mesaj mı verilmek istendi? Barış ha!.. *** Demokrasilerde parti kapatmak olmaz. Anladık be birader, yıllardır aynı laf ağzınızdan düşmüyor. Peki, soralım şimdi: Demokrasilerde otobüsteki halkı canlı canlı yakmak var mı? İşte Serap kızımız... Peki, ayaklanma provaları yapıp, ortalığı yakıp yıkmak var mı? İşte Diyarbakır, Mersin, Van, Batman, Hakkari... Peki, demokrasilerde ömürboyu hapse mahküm olmuş teröristbaşı tarafından yönetilen bir siyasi parti var mı? Dünyada bir örneğini bulamazsınız. Eeee, nerede barış? Nerede kardeşlik? Nerede demokrasi?.. *** Sen ille de benim partimi kapat diye, ter ter tepiniyorsan. Ağzına gelen hakareti, Meclis Kürsüsü'nden çekinmeden savuruyorsan. PKK için 'Terör Örgütü' yaftasını yapıştıracağına, hala 'Gerilla' olarak tanımlamaya çalışıyorsan... Söyleyecek hiçbir şey yok. Sözün bittiği yerdesin... Engin Aktel Gazeteci-Yazar *** EMANET |
GÜRSEL KARAPINAR
diyor ki:
|
Yazarlarımıza vearkadaşlarımızın yorumlarına ilave edecek bir şey yok,hislerimize tercüman olmuşlardır. Teşekür ederiz. AÇILIM ve HAZMETTİRME her şey bu iki kelimede saklı,bunu anlamak ,çözmek iyi yorumlamak bu milletin ferasetine kalmış ALLAH yardımcımız olsun. 1.Açılımın ucu açık , hazım şekline göre içi doldurulacak 2.Basın ,yayın,televizyon v.s. yoluyla aydın denilen zevatala millet uyşturulacak ve alıştırılacak 3.Millet bu işleri rutin bir hadiseymiş gibi görmeye başlayacak 4.Rahatlama ve çözülme başlayacak 5.Gözlerimizi açacağızki vatan toprağının bir parçası elimizden çıkmış 6.HAZMETTİRİLECEKLER,önceliklerine göre milletin önüne getirilecektir 7.Dil birliğinin bozulması ,ikinci resmi dilin olşması işin en can alıcı yeridir 8.Onun için dil eğitimini devletin yapmasını ve vermesini istiyorlar 9.Cemaatların ve liberallerin beraberlikleri iyice artacaktır Bu maddeleri uzatabilirizde...Çok okuyacağız.,çalışacağız,uyanık olacağız ,.umutszluğa düşmeyeceğiz. TÜRK kimliğine sahip çıkacağız.......... NE MUTLU TÜRK'üm DİYENE. |
Alper tunga
diyor ki:
| Atmaca kelimelerle herkes birşeyler yazmış hemen yok açılım yaparsan böyle olur yok şöyle olur.. Sizler yaş olarak büyümüşssünüz ama kafa olarak halen körsünüz.. Bu ülkede kürt nufüsünun varlığı vardır.. Güneydoğu anadoluda yıllardır devlet kürtleri hor görüp tekmeleyip ezmiştir.. kürtçe konuşamassın konuşursan ölürsün gibi laflarla insanları dağlara sürüklemiştir... Soruyorum ingiliz yaverlerinin dilini konuşmak hoşunuza gidiyorda bir kürtçeyi konuşmak kürdüm diyeni kabul etmek mi hoşunuza gitmiyor... özür dilerim ingilizce karın doyuruyor ama kürtçe karın doyurmuyor neye lazım ki o dil Bu devlet doğru olanı yapmıştır evet demiştir suçluyum ben bu insanlara orada bazı haklarından mahrum bıraktım dillerini yasakladım şimdi ise dilleri serbest konuşssunlar söylesinler Bu saldırılar daha çok olacak unutmayın dağlıca aktütün saldırıları bunlarda da o kadar şehit verdik burada birşeyler var oyunlar var hükümeti yıkmak adına kurulan komplolar var dağlıcada asker 12 saat çarpışırken genelkurmay nerdeydi aktütünde asker saatlerce çarpışırken hava kuvvetleri komutanı nerdeydi onlar golf oynarken devleti tınlamazken askeri tınlamazken vur oynasıın yaparken kimse hesap sormuyorda hükümet açılım yaptı diyemi herkes kafa tutuyor küfür ediyor ... Artık şu milliyetçi davlarını bırakın amerikanın dümeninde israilin piyonuna gelenler olmayalım bu vatan bölünmez rahat olun 3 veyatta 5 çapulcuya vatan bölünseydi heryerde ayrılıkçılar devlet kurardı.. Neye dayanarak söylüyorum biliyormusunuz.. Dinimiz İslamın bu coğrafyada var olmasına dayanarak söylüyorum Bu devlet dua etsin İslam cografyası üzerinde ... Artık kafa olarak değişin olgun ve sakin bir yapıda düşünmeye bakın tokat reşadiye de pkk yoktur... orada derin devlet dümeni iş başındaydı vede ortalıgı bulandırma çabaları provakosyon çabaları ülkeyi içe gömme çabaları seferberliğini başlattılar... Buna israil de dahi olarak Saygılarımla |
Hasan Gül
diyor ki:
| Vatan sağolsun.Mekanları cennet olsun.Allah analarına, babalarına, eş ve dostlarına sabırlar versin. |
Muharrem
diyor ki:
| Tayip bey kürt açılımı diye diye ortalıklarda öyle gezerse sonuç böyle olur. Ama bu işin sonu çok kötü olacak. İstemiyoz ama elinde sonunda iç savaş çıkacak. Nerden inceyse ordan kopsun.. |
SEBAHATTİN ÖNKİBAR'DAN
diyor ki:
|
7 ŞEHADETİN SORULUSU ve ÖCALAN'A VERİLEN SÖZ Tokat’ın Reşadiye’sindeki alçak saldırının sorumlusu açılımcılardır. Evet açılım adına Kürt konusu bu biçimde politize edilmeseydi ve malum beklentiler yaratılmasaydı muhtemeldir ki böyle bir saldırı olmayacaktı. Açılım hikayesi ile beraber görüyorsunuz Türkiye adeta iç savaşın eşiğine gelmiştir. Bütün Güneydoğu’da otoriteye yani devlete kalkışma fotoğrafları var! Cadde ve sokaklar artık terör alanlarıdır. Mağazalar yağmalanıyor, araçlar yakılıyor ve en önemlisi güvenlik güçlerinin karakol ve lojmanlarına art arda saldırılar düzenleniyor! Hatırlayın bu görüntüler açılım öncesinde asla ve kat’a yoktu! 2002’nin sonunda yani AKP’nin iktidar olduğu gün de fiili olarak PKK diye bir şey yoktu! AKP önce PKK’yı tabir yerinde ise rehabilite edip ayağa kaldırdı ve ardından açılım adıyla onları sokağa taşıdı! Görüyorsunuz AKP’nin Kürt Açılımı Projesi ülkeyi adım adım bölünmeye götürüyor! Peki bütün bunlar niye mi oldu? AKP’nin siyasi fayda hesapları ve iki yüzlülüğünden! İşsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ve hukuksuzluk cenderesine sıkışan AKP, denize düşenin yılana sarılması misali hem Washington’u memnun etmek, hem de terörü bitiren iktidar olmak hesabıyla büyük bir kumar oynadı ve kaybetti. AKP’nin oynadığı kumarda Öcalan baş aktördü ve direkt olarak muhatap alınma ile Kürtlerin Türklerle beraber kurucu unsur olarak Anayasaya girmesi taahhüdü ile dolaylı af sözü bile verilmişti. Öyle olduğu içindir ki havada uçan kuşların cilveleşmeleri bile medyaya sızarken Öcalan’ın o meşhur yol haritası aylardır basına sızmadı ve AKP’nin kasasında saklandı! Her şey başlangıçta iyi gidiyordu ve gizli protokol aynen uygulanıyordu derken o malum Habur sahneleri yaşandı! Yaşanması ile de pek çok şey alt-üst oldu ve birinci gün Habur görüntülerine “Ne güzel” diyen Başbakan, ikinci gün çark etti zira Türkiye ile beraber kendi parti teşkilatları bile ayağa kalktı. İşte kırılma ve kaos süreci o gün başladı! AKP’nin gizli taahhütleri ile tüpten çıkan macun eşyanın tabiatı gereği tekrar tüpe alınamayınca kalkışmalar uç verdi yani PKK sokağa çıktı! İşte bugünkü felaket tablosunun özeti budur ve var olan dehşet ortamının müsebbibi onun için AKP’dir. SabahattinÖnkibar Gzeteci-Yazar ** EMANET |
SIRRI YÜKSEL CEBECİ'DEN
diyor ki:
|
AYNI MASAL Serap Eser, hayatının baharında öldü. 17 yaşındaki Serap, İstanbul’da dershaneden çıktıktan sonra bindiği İETT otobüsüne molotofkokteyli atılması sonucu ağır yaralanmıştı. Aydın Erdem, toprağa verildi. Dicle Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğrencisi 23 yaşındaki Aydın, DTP’lilerin Diyarbakır’da çıkardıkları olaylarda kalbine isabet eden tek kurşunla hayatını kaybetmişti. O da hayatının baharındaydı. Beyaz Saray’da Obama-Erdoğan görüşmesinin başlamasına üç saat kala, Tokat’ın Reşadiye ilçesi Sazak köyü yakınlarında pusu kuran teröristler, devriye görevi yapan jandarma aracına ateş açtı, 7 asker şehit oldu, 3’ü yaralandı. Hayatlarının baharındaki 7 şehidimizin memleketlerindeki evlerine ateş düştüğü saatlerde, Kandil’den inen PKK’lılar Suruç’ta, zılgıtlar ve “Suruç ovası, Apocular yuvası” sloganıyla karşılanıyorlardı. Aynı saatlerde, Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde gösteri yapan DTP’liler, Yavuz Sultan Selim İlköğretim Okulu’nun bahçesinin direkte dalgalanan Türk Bayrağı’nı indirerek, ateşe veriyorlardı. Batman’ın Beşiri ilçesinde ise, PKK’lılar Jandarma Komutanlığı lojmanlarına el bombası ve uzun namlulu silahlarla saldırıyor, 2 astsubayı yaralıyorlardı. Türkiye nereye gidiyordu? 25 yıldır götürülmek istendiği ama bir türlü götürülemediği yere mi? * CumhurbaŞkanI Abdullah Gül, 7 askerimizin şehit edilmesi üzerine yaptığı yazılı açıklamada, “Bu hain saldırıyı şiddetle telin ediyorum” diyordu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise, bulunduğu Washington’da kükrüyordu: “Düzenledikleri menfur saldırılarla kirli emellerini gerçekleştireceklerini sanan hainler ise döktükleri kanda boğulacaklardır.” İçişleri Bakanı Beşir Atalay da çok kızgındı: “Teröristler yakalanarak hak ettikleri cezaya çarptırılacaklardır.” Biz bu filmi daha önce görmüştük. Hem de bir kez değil, birkaç kez. “Döktükleri kanda boğulacaklar.” “Hesap verecekler.” 25 yıldır aynı masalı dinlemiyor muyuz? * İçİŞlerİ Bakanı Beşir Atalay, 7 askerimizin şehit edildiği saatlerde düzenlediği basın toplantısında yine aynı telden çalıyordu. “Demokratik açılımı teröre feda etmeyeceğiz.” Açılımın peşine takılıp, bir inat uğruna, vatanı mı feda edeceksiniz? Memleket yangın yerine döndü, hükümet oralı bile değil. Olaylar kontrolden çıkmak üzere olduğu halde, olayların yoğun olduğu illerde olağanüstü hal veya sıkıyönetim ilan etmeyi düşünmüyor bile. Oysa Güneydoğu’da, topun ağzına çocuklar sürülerek, ayaklanma provaları yapılıyor. Şeyh Sait’in ve Seyit Rıza’nın intikamını almak için... Şeyh Sait ve Seyit Rıza’yı savunan sözde aydınlar, platform bile oluşturmuş. “DTP Kapatılamaz İnisiyatifi”nin dünkü bildirisini okumuş, bildirinin altındaki imzaları görmüş olmalısınız. Bölücü Kürtler ile bölücü Türkler el ele... Dışarıda düşman aramamıza gerek yok. Düşman ve hainler içimizde... Sırrı Yüksel Cebeci Gazeteci-Yazar ** EMANET |
METİN ÖZKAN'DAN
diyor ki:
|
AÇILIMI ŞİMDİ İZAH EDİN!... Dün kimbilir kaç bininci satır düştü sayfalara; “vatan nöbetine” davul zurnayla giden gencecik fidanların şehitlik mertebesine ulaşmış cansız bedenleriyle memleketlerine dönüşleri üzerine... Uzman Çavuş Harun Arslanbey (Adana) Er Fatih Yonca (Hatay) Er Onur Bozdemir (Adıyaman) Er Ferit Demir (Muş) Er Yakup Mutlu (Muş) Er Kemal Pide (Samsun) Er Cengiz Sarıbaş (Samsun) Türkiye denince kalpleri bir başka çarpardı... Yüreklerinde hep vatan ve bayrak aşkı vardı... Türk’e muhabbeti İslam’a hürmet bildiler... Kimi zaman Yunus... Kimi zaman Yavuz oldular. Onlar ülkesi için; “Vatanımın ha ekmeğini yemişim, ha uğrunda kurşun” dediler. Onlar başı dik, alnı ak, sevdası hak olan güzel insanlardı... Onlar, emdiği sütün, içtiği suyun, yediği ekmeğin, bastığı toprağın, astığı bayrağın hakkını verebilmek için ateşten gömlek giyen kınalı kuzulardı. Ve onlar bu vatana can, al bayrağa kan veren yiğit mehmetçiklerdi... Çünkü onların lugatında köşe dönmek, şaibeli ihale almak, rüşvet almak, haraç almak, vebal almak yoktu... Onların lugatında, gönül almak, dua almak, şan ve şeref almak ve ne pahasına olursa olsun vatanı savunmak vardı... Neydi, ne oldu? “İYİ şeyler olacak” dediler. Çeşitli tanımlamalarla olsa da adına “açılım” dediler. “Bu son şans” dediler. “Bu defa başaramazsak bir daha başaramayız” dediler. Dediler de dediler... Ancak gelin görün ki “açılım” niyeti olmayanlar, “terör” ve “kan dökmeye” devam ettiler. Ve gelinen noktada gördük ki, “açılamayan açılım” ters tepti! Sokaklar yandı ... Binalar kundaklandı... İnsanlar bombalandı... Ve “Açılım” 7 şehit. Açılımın maskesi düştü OYSA aylarca uyardık, uyarıyoruz... Keşke 7 şehit vererek haklı çıkmasaydık... Açılım politikasıyla girilen yolun Türkiye’yi getirdiği nokta maalesef, “İyi şeyler olacak” denilerek anlatılan o nokta değil. Dün MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin fotoğrafı özetlerken yaptığı tespitler gerçekten dikkat çekiciydi. Bahçeli’nin şu sözleri, yoruma da yer bırakmayacak nitelikte: “‘İyi şeyler olacak’ denilerek aylardır devam eden gelişmelerin geldiği noktada iyi şeylerden söz etmek mümkün değildir. - Biteceği söylenen terör azmıştır. - Kandil kadrolarına şehir teröristleri dahil olmuştur. - Kardeşliğimiz ağır yara almıştır. - Milli birlik denilen sözde projeden ayrışma ve husumet doğmuştur. - Dün olduğu gibi şehitler gelmeye devam etmiştir. Ve bunların hiçbirisi ne müjdelenecek iyi bir şeydir, ne de sözde fırsat yılı ilan edilen 2009 yılındaki rezaletlerin üstünü örtmeye yetecektir... Ağır bedeller ödemeden söz eden Başbakan Erdoğan’ın ve işbirlikçilerinin son olaylar karşısında foyası ortaya çıkmıştır. Nitekim; Önce, Kandil kadrolarının hükümetin teşrifatı ile Habur’dan törenle giriş yapmaları, Ardından şehadetler üzerinden yapılmak istenen alçakça istismarlar, Ve sonra, İmralı canisi ile hükümet arasındaki kanlı, barutlu, taşlı sopalı pazarlıklar Başbakan Erdoğan ve hükümetinin maskelerini düşürmüş ve aziz milletimiz acı gerçeklerle ve sorumluları ile tanışmıştır. Geçtiğimiz bahar sonunda fitili ateşlenerek ortalığa bırakılan yıkım projesinin kodları son gelişmelerle kırılmaya, şifreleri çözülmeye başlanmıştır. İddia edildiği gibi barış ve huzurla, demokrasi ve hürriyetle, kalkınma ve refahla, kaynaşma ve kardeşlikle hiçbir şekilde alakası olmadığı da anlaşılmıştır.” Geldiğimiz noktanın özeti budur. Bu haliyle açılımın izahı da, izanı da yoktur! Metin Özkan Gazeteci-Yazar ** EMANET |
RUHAT MENGİ'DEN
diyor ki:
|
ASLAN YÜREKLİ ANALAR BUNLAR! Tokat’ta, maalesef ülkenin göbeğinde de askerlerimiz azılı terör örgütünün hain pususuna kurban gittiler. Şehit olan 7 askerden (iki bebeği var) uzman çavuş Harun Arslanbay’ın babası “Bana bir değil, iki tane terörist verin, ikisini de ellerimle öldüreceğim” derken anne fotoğrafını çeken gazetecilere “Beni bu halde göstermeyin, onlar sevinmesin” demiş. Adıyamanlı er Onur Bozdemir’in babası ise ardından ağıtlar yakılan oğlu için “Üç tane daha oğlum var, onlar da vatana feda olsun” demiş. Kaç ana, kaç baba bu cümleleri tereddütsüz söyledi evlatlarının ardından... En az çocukları kadar yürekli ve vatanını seven insanlar bunlar. Ve öte yanda hâlâ bu acımasız, kalleş saldırıları yapan terör örgütünü korumaya, “gerilla” filân demeye kalkan, yaptıkları katliamlara ve bunları destekleyen siyasi partiye arka çıkmaya çalışan gazeteleri, gazetecileri var bu ülkenin... İnsan düşününce utanıyor... Peki okuyanlar utanıyor da kendilerinin yüzü kızarıyor, vicdanları birazcık olsun azap çekiyor mu? Hâlâ lâfı nereden dolandırayım da böyle durumlarda bile çaktırmadan destek vereyim diye çırpındıklarına göre cevap “hayır”... Terör örgütü de, onun siyasi uzantısı olduğunu bir süredir artık açıkça, tüm söylemleriyle gösteren DTP de “açılım”ın, daha doğrusu “kendi istedikleri şartları sağlamayan” bir açılımın umurlarında bile olmadığını söylüyorlar. Ortada muhatap olarak “DTP-PKK” ikilisinden başka kimsenin olmadığı, Meclis’teki muhalefet partilerinin haklı tepkilerini bile kavgayla, hakaretle karşılayan hükümet ise hatasını itiraf etmek yerine “açılım sürecek” diyor. Bu açılım terörü bitirmek için, “analar ağlamasın” diye başlatılmamış mıydı? Analar ağlamaya devam edecekse, terör ülkenin göbeğinde bile artarak sürecekse ne açılımı olacak bu? Baştan işi bu noktaya getirip Öcalan’ı bile açılım konusu yapacaklarına “Güneydoğu’nun ihtiyaçlarını gidereceğiz, öncelikle herkese aş ve iş sağlanacak” deselerdi, terör gölgesinde; bir yandan muhataplarının “istediklerimiz sağlanmazsa şehirler savaş alanına döner” tehditlerini dinleyerek açılım yapmaktan daha iyi olmaz mıydı? İktidarın en büyük hatası eleştirileri düşmanlık gibi algılayıp kulak asmamasıdır. Her konuda böyle oldu ve aynen devam ediliyor. Başbakan Erdoğan ile Obama’nın konuşmalarında Türkiye’de halen en yoğun şekilde sürdürülen terör saldırılarına rastlayamadım ben... Sanki açılım başarılı olmuş gibi “Obama destekliyor” denmiş. Artık kendisine nasıl anlatıldıysa o da destekliyor tabii. ABD için önemli olan kendileri Kuzey Irak’tan ayrılırken problemleri Türkiye’nin üstüne yıkmak... Hükümet en kısa zamanda terörle mücadelede doğruyu bulmak zorunda... Hiç değilse aslan yürekli şehit analarına, babalarına bakarak acilen etkili çözümler üretmeleri gerekiyor. Obama’nın sırt sıvazlamasıyla yürümüyor bu işler! Ruhat Mengi Gazeteci-Yazar ** EMANET |
Faruk Nafiz KILIÇALAN
diyor ki:
|
Evet, herzaman söylediğimiz gibi; ŞEHİTLER KERVANI belki, çok daha uzayacak, fakat alçaklar, hainler, şerefsizler, emperyalizmin yerli işbirlikçi taşeronları, ordular-masonlar-komunist'ler döktükleri kanda mutlaka ve mutlaka BOĞULACAK lardır... Bu kesin, hiç kimsenin şüphesi olmasın.. Birileri çıkıp yüreğimiz kan ağlıyor(!) diyor, neden ! hayır bizim kan ağlamıyor... Akıtıkları ve bu vatana can veren, asla ölmeyen ve ölmeyecek ŞEHİT kanlarında boğacağızda işte onun için.. Evet şehitler ölmez, Efendimiz Peygamberimiz bizzatihi bu müjdeyi veriyor, o na ne şüphe.. şehitler CAN VERİR! Ölmezler. Fakat şerefsizler, hainler, işbirlikçiler, üç günlük dünya heva-i hevesleri için dünyasını, hayasını ve ahiretini satan ahlaksız siyaset teşaronları, bu şerefden yoksun sadece ve sadece, yetimlerin, anaların ve babaların hülasa bütün gözü yaşlı masumların veballerini hangi yüz ve güç'le verecekler. Provakasyonmuş, bilmem ne imiş... bırakın insanları manüpüle etmeyi, bırakın! Takke düştü kel göründü. Neyin provakasyonu kardeşim. Yedi vatana evladı, ousuya düşürülerek şehit edildi, şu bu... beni ne alakadar eder, ben şehitlerimin kanını kim döktü o'nu bilmek istiyorum. Ne provakasyonu, kimin provakasyonu. Bu ülke yıllardan beri planlı bir kuşatılmışlığın cerayanı içinde hep bu sözde: provakasyon mugalatası ile avutuldu. Provakasyonsa... bul o zaman provakatürü, bul ! Provakasyondan muradın ne olduğu ve işaret etmek istediği aslında bizce de malumdur. Ama hadi bu gün senin gibi düşünüyorum, göster marifetini, lafı ortaya atıp, melirli mahfilleri işaret edip yatma üzerine, PKK ise, ergenekon ise, DHKPC ise her kim ise bul ve bu kaos'u bir an önce bitir.. Şehitler üzerinden hamaset yapan bizlerinde kes sesini sen de rahat et biz de. Mızrak çuvala sığmaz oldu... Yılmam ölümden yaradan askerim Orduma gazi dedi Peygamberim. Bir dileğim var ölürüm isterim Yurduma tek düşman ayak basmasın Amin desin hep birden yiğitler Allahü ekber gökten şehitler. Amin amin amin Allahü ekber Amin amin amin Allahü ekber GÖK'TEN ŞEHİTLER |
MUSTAFA MUTLU'DAN
diyor ki:
|
GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR: TERÖR, İHANET ve BECERİKSİZLİK KARŞISINDA SUSANLAR; SÖZÜM SİZE! Kürt açılımı Meclis’te tartışılırken avaz avaz bağırıyordu En Büyük Devlet Büyüğü... “Birilerini” suçluyordu kavgada bile söylenmeyecek sözlerle.. Ülkenin bu kadar çok şehit vermesini eleştirenleri, “kan üzerinden siyaset yapmak”la suçluyordu... Hatırlarsınız; CHP’li vekiller bu sözleri duymaya daha fazla tahammül edemediler ve Genel Kurul’u topluca terk ettiler... O da arkalarından seslendi: “Gidin, gidin... Biz de rahat rahat konuşalım!” Siz... Hepiniz... Gülüp geçtiniz... Gülmediyseniz bile; bu sözlerin hesabını sormadınız! * O sözlerin edildiği günün üzerinden henüz bir ay bile geçmedi... Ülkenin dört bir yanı ateş topuna döndü! Serap’ı yaktılar önce... Sonra bütün ilçeleri, illeri... Nerede Türk bayrağı görseler, çocukları ön sıralara alarak saldırdılar sürüler halinde! İktidar ise aynı günlerde, polise taş atan çocuklara verilen cezanın hafifletilmesine çalışıyordu “demokrat” olduğundan... Affedilmeye çalışılan o çocuklar; yaktı, yıktı, yok etti günlerce... Çünkü iktidarın “açılım”ı az gelmişti sahip çıktıkları katillere... Öyle dil, televizyon, isim özgürlüğü gibi girişimler; bastıracak gibi değildi iştahlarını... Ülke istiyorlardı onlar. Ayrı bir devlet istiyorlardı... Önce çetenin kuruluş yıldönümünü bahane ettiler kalkışma başlatmak için, sonra terörist başının yeni hücresinin birkaç santimetre küçük olmasını... Bazı sözüm ona eski solcu yazar bozuntuları, ekran ekran dolaşarak pohpohladı onları... Demokrasi, özgürlük nutukları attı! Kandınız... Kanmadıysanız bile, gıkınız çıkmadı! * Meclis’te ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumak için namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş, seçildiği günden bu yana yüzlerce bin liralık maaşı mideye indirmiş bazı omurgasızlar ise, işi daha da ileriye götürdüler... Kameraların karşısına geçerek, sırıta sırıta açıkladılar gerçek niyetlerini: “Halk bizim dağa çıkmamızı istiyor!” Tınmadınız... Tındıysanız bile, ses vermediniz! * Bu kadarla da kalmadı “gaflet tiyatrosu”nda izlediklerimiz... Şehit cenazelerine katılanları, terörün son bulmasını isteyenleri “kan üzerinden siyaset yapmakla” suçlayan En Büyük Devlet Büyüğü; ülkeyi parça pinçik etmek isteyenler karşısında saygı sınırını aşamadı bir türlü! Ve Türkiye dün, hemen hemen bütün coğrafi bölgelerinde şehitlerini uğurladı analarının gözyaşları eşliğinde... Siz ağlamadınız... Ağladıysanız bile gözyaşlarınızı sakladınız! Kimseler görmedi, bilmedi... * Ne yalan söyleyeyim; o çocukların “yok yere” öldüklerini düşünüyorum artık! Ülkeyi yönetenlerin bu kadar umursamaz... Aydınların bir bölümünün ikiyüzlü ve çıkarcı... Yazarların çoğunun ahlâksız... Sivil toplum örgütlerinin yarısından fazlasının zavallı... Yargının, askerin, üniversitelerin sindirilmiş... Halkın bu kadar “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın”cı olduğu bir ülke için ölmeye değmeyeceğini düşünüyorum! * Biliyorum; çok sert şeyler, söylediklerim... Sizi kırdıysam, üzdüysem, moralinizi bozduysam; ne mutlu bana! Sakın özür mözür de beklemeyin; dilemem! Biliyorum; şimdi yazımın internette yayınlanan versiyonunun altına yorum döşenecek ya da e-posta gönderip, “Bizim gibi sıradan vatandaşlar ne yapabilir ki” diyeceksiniz... Boşuna zahmet etmeyin; okumayacağım hiçbirinizi... Ne yapacağınızı öğrenmek istiyorsanız, benzer durumlardaki halkların nasıl davrandıklarına bakın biraz... İspanyol halkının tepkisini araştırın en azından... Belki bir şeyler öğrenirsiniz! Mustafa Mutlu Gazeteci-Yazar ** EMANET |
- ‘Kop Tüneli’nin teknik detayları açıklandı
- Tipi ve kar yolları kapattı
- Zigana'da yaşanan çığ felaketi iddianamesine itiraz
- 10 Ocak: Çalışan gazetecilerin günü
- İki ekmek, bir şişe serum!








