Önceki gün Habur Sınır kapısında yaşananlar tüm Türkiye’de şok etkisi yarattı. Adı önce Kürt, ardından “Demokratik” olarak açıklanan ama ne olduğu, ne amaçlandığı net olarak söylenemeyen “açılım projesi”, Şehit ve Gazi Ailelerini kalbinden vurarak işlemeye başladı. Yaşananlar üzerine Bayburt Şehit ve Gazi Aileleri Dayanışma Derneği’nin kapısını çaldık. Dernek Başkanı Haluk Akkoyunlu’yu düzenleyeceği basın açıklamasının hazırlıklarını yaparken bulduk.

Basın açıklaması öncesinde ateşin en acı düştüğü yere, şehit ailelerinin yanına oturduk. Neydi bu yaşananlar? Onların anladıkları, gördükleri, düşünceleri neydi? Soğuk bir sessizlik vardı odada. İlk kim konuştu, ilk öfkeli söz kimin ağzından çıktı, kimse farkına varmadı. İşte o sitem, öfke, kırgın, üzgün konuşmalardan buraya sığdırabildiklerimiz:
Şehit Fatih Kostik’in Babası Fuat Kostik:
“Açılım” Fuat Kostik’e göre seçim arafesinde başladı: “Açılım suyun olmadığı yerlere çamaşır makinası verdikleri günlerde başladı. Kınıyoruz hepsini, evlatlarımızın kemikleri sızlıyor.” Fuat Kostik, durup durup, “36’sınında” deyip rahmet okuyor. 36? Teslim olan ve 24 saat içerisinde serbest bırakılan 34 PKK’lıya 2 kişide o eklemiş ama nefesi tükenmiş.
Şehit Selim Turan’ın abisi Süleyman Turan:
“Dünyanın hangi ülkesinde devlet düşmanları bu kadar rahat hareket içerisinde olabilir.”
Şehit Gürcan Yavuz’un Babası Tursun Yavuz:
“Bu ne özen, ne ağırlama. Kimi karşılıyoruz. Belki izlerken gaflete düşüp unutanlar vardır, ben hatırlatayım. Her gün huzur içinde yatıp uyuduğumuz vatanımızı korurken, şehit düşen evlatlarımızın katillerini karşılanıyor orada.”
Şehit Sebahattin Bozo’nun abisi Ayhan Bozo:
“Açılım derken neyi kastediyorlar, biz daha bunu bile bilmiyoruz. Açılım yaşananlarsa, yaralıyız…”
Şehit Sebahattin Türkoğlu’nun abisi Mehmet Reis Türkoğlu:
“Ben özellikle görsel basına dikkat çekmek istiyorum. Bu teröristleri nasıl kahraman gibi ekranlarınızdan indirmiyorsunuz. Nasıl içinize siniyor, bu görüntüler?”
TAKMA KAFANA GÜRCAN...

EMANET
diyor ki:
|
TAŞ BASALIM Biz "Bu günleri de mi görecektik?" diye yüreğimize taş basalım; ama birileri bizim hissetiklerimizi hissetmesinler... Onlar fildişi kulelerde emperyalist ülkelerin temsilcileriyle planlar yapsınlar; başımıza nice çoraplar örmeye, ördürmeye devam etsinler; sonra "Korkmayın; Türkiye Cumhuriyet'i büyük devlettir!..." haması nutuklaryla,Türk milletinin üzerine ölü toprağı serpsinler... Olacak iş mi, bu!?... Büyük Devletin neler yaptığını, aşağıda okuyup da görün... Bu, Türk milletine revâ mıdır?... ** GÖRDÜNÜZ MÜ BÜYÜK DEVLETİ? “Biji Tayyip Erdoğan” diye manşet atan, “Apo’yu paşa yapalım, Bodrum’a yerleştirelim” diyen Mümtazer Türköne, Ankara-Diyarbakır-Erbil-Kandil hattında Kürt açılımının alyapısını oluşturan Hasan Cemal ve Cengiz Çandar, kimbilir ne kadar mutlular... Kendi eserleri olan, PKK’nın Güneydoğu’yu işgal harekâtını kimbilir ne büyük zevkle izliyorlardır. Avrupa’dan gelecek PKK’lıların İstanbul’a inmelerini, PKK’nın İstanbul’da da gövde gösterisi yapmasını ve Güneydoğu’dan sonra tüm Türkiye’yi işgal harekâtı başlatmasını kimbilir ne büyük sabırsızlıkla bekliyorlardır. Misyonlarının gereğini yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar. Bu sebeple, onlara bir sözümüz yok. Biz asıl, Kürt açılımı başlatan Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ve Sayın AKP’lilerin rahat uyku uyuyup uyuyamadıklarını, yastığa başlarını koyunca gözlerine uyku girip girmediğini merak ediyoruz. Giriyorsa, helal olsun! * Sayın Cumhurbaşkanı, “İyi şeyler olacak” diyordu. Terör örgütü PKK, devleti teslim aldı. Hâkimleri, savcıları ayağına getiriyor. Tepesi atınca, devlete meydan okuyor. Bundan iyisi can sağlığı! Sayın Başbakan ise, “Biz büyük devletiz” diyordu. Gördünüz mü büyük devleti? PKK’lılar geliyor, terörist üniforması ile gövde gösterisi yapıyor, ülkeyi teslim almanın şartlarını haykırıyor. “Büyük devlet” dediğin böyle olur! * Dağdan inen ve kahraman gibi karşılanan teröristlerden biri, 50 yaşını geçmiş bir kadın... İki oğlu ise, hala dağda, yani eli silahlı terörist... Sayın Başbakan, zavallı bir köylüyü, “Ananı da al git” diyerek kovmuştu. Şimdi, o terörist anaya, “Oğullarını da al, öyle gel” diyecek mi? Ağlamasını istemediği ana, bu ana mıydı yoksa? Şehit ve gazi annelerinin ağlaması hiç mi umurunda değil? 34 PKK’lının geldiği günden beri Türkiye çalkalanıyor. PKK’lıların yaptıkları zafer işaretlerini, attıkları sloganları, taşıdıkları sözde PKK bayraklarını kimse içine sindiremiyor. AKP’ye oy vermiş olanlar bile, akla zarar o manzaraları görmemek için televizyonlarını açamıyor. Sabırtaşı çatlamak üzere... Herkes burnundan soluyor. İstanbullular, Avrupa’dan gelecek PKK’lıları sadece endişeyle değil, korkuyla beklemeye başladı. Gün belli olunca, belki kenti terk bile edecekler. Açılım başlatanlar, süreci kontrol edemez duruma gelmekte olduklarını göremiyorlar mı? “Hazmettire hazmettire” böyle mi olacaktı? Daha ilk lokma boğazımıza oturdu. Allah, bundan sonraki lokmalardan korusun! SIRRI YÜKSEL CEBECİ |
lokman
diyor ki:
| demokratık acılım dedıklerı onca ınsanı katleden ve sehıt eden bu capulcuların dagdan asagımı ınmesıydı pekı o kadar ınsanın kanı yerde mı kalacak yarın obur gun secım meydanlarında bunu kabul eden devlet buyuklerı gazı olmus ve sehıt aılelerının yuzune nasıl bakacaklar, YAZIK COK YAZIK |
Kemalettin
diyor ki:
| Ümit efendi, aşağıdaki yorumların hepsinin altına kalıbımı basarım. Yoksa sen de onlardan mısın?! |
ümit
diyor ki:
| kardesim 19 yasina gelen evlatlarimizin askere gittigi zaman basina ne gelecek diye hep düsünüyoruz bu ise bir son verilmesi lazim bu konusulanlar 30 senedir niye bitirememisler |
EMANET
diyor ki:
|
" MOR KALP " Aziz hemşehrilerim; Gazeteci Sn.Yavuz Donat'tan aldığım bir yazının özetini size sunuyorum: Lütfen beraber okuyup, düşünelim... Ağızlarından din-imanı düşürmeyen, ahlaksız ve satılmış siyasetçilerin şehitlerimize ve gazilerimize gösterdikleri sözde ilgiyi bir kıyaslayalım!... Din-iman diyince oy uğruna timsah göz yaşları dökenlerin; pkk'lıların ve onun siyasi kanadı olan dtp'nin hamiliğine nasıl soyunduklarını görün!... Aşağıdaki yazıyı okuyunca şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin; edebi bir lisanla dile getirdikleri "Bu günleri de mi görecektik?" sitemlerine içiniz yanarak hak vereceksiniz!... Hak vermemek için ya vicdanınız olmamalı; ya da şehitlerimize "kelle",vatandaşına "ananı da al git", ordusuna "askerlik yan gelip yatma yeri değildir." ve de İmralı'daki terörist başına "sayın" diyecek kadar ahlaken bozulmuş olmanız gerekir.... Bu Amerikancı, Ermenistan yanlısı akepe zihniyetinin o çok arzu ettikleri ve sevdikleri Obama'nın ülkesinde yaşananlardan bile haberleri yoktur!... Yahu,bu zihniyetin Türklükle de alakaları yoktur!... Hala anlamıyorsanız; ne diyelim?!.... *** SAYIN YAVUZ DONAT ANLATIYOR: Geçen hafta Amerika'da iken park yerine gelen "bir otomobilin plakası" dikkatimizi çekti. Plakada "damga... Mühür... Madalya gibi bir şey" vardı. Sonra "sürücüsüne" baktık. Madalyalıydı. Park yerindekiler ona "saygıyla... Sevgiyle... Tebessümle" bakıyorlardı. Dediler ki "bu bir gazi... Yakasındaki de Purple Heart." Türkçesi "mor kalp." Askerlik görevini yaparken yaralananlara verilen madalya. Polis "mor kalpli" adama selam duruyor. Lokantadaki garson "mor kalpli" adama "en iyi masayı" gösteriyor. Bazı müşteriler de "mor kalpli" adamın yanına yaklaşıp "siz, bizim için savaştınız... Teşekkürler" diyor. Sağımız, solumuz "gazi" dolu... Ara, sıra gazetelerde bir röportaj yayınlanır...Gülhane Hastanesi' ndeki gazilerle ilgili. "Bizim için" yaralanan bu adamlar "ne yer, ne içerler?" "Lokantaya gidecek" paraları var mı? Garson onlara "nasıl davranır?" Polis "selama durur mu?" Bilmiyoruz. Madalya!.... Sahi biz de "bizim için yaralanan" insanların yakalarına "böyle bir madalya" takıyor muyuz? Amerika'da "mor kalpli" adamla ilgilendik. Öğrendik ki "asker emeklileri için" bir hastane vardır. Ve bu hastanenin kapıları, "mor kalpli" adama, ömür boyu açıktır. Amerika'da bazı "şehitlikler" mevcut. En bilineni Washington'daki Arlington Mezarlığı. "Mor kalpli" adamın gömüleceği yer orası. Amerikada "11 Kasım, Gaziler Günü." Bankalar, okullar, hükümet binaları kapalı. Her yerde "geçit törenleri" düzenleniyor. Ve bütün ülke "mor kalpli" adama teşekkür ediyor. Amerikada, eğer "gazi" çalışabilir durumdaysa, devlet ona mutlaka iş buluyor. Çalışamayacak durumdaysa.. .devlet onun bütün ihtiyaçlarını, ömürboyu karşılıyor. Amerika'da beyaz, siyah, kadın, erkek, zengin, fakir "herkes eşit." Ama "mor kalpli" adam, "üstün insan.".."Ayrıcalıklı." Onun sahip olduğu ayrıcalığa "Amerikalı parlamenter bile" sahip değil. O "mor kalpli" adam, ülkesi için yaralandı. Ya bizim "gazilerimiz" ne için, kim için yaralandılar? Ey gazi!.. Yakana bir madalya takamadık. Madalyalı pek çok "Kurtuluş Savaşı Gazisi" ni ise bir dilim ekmeğe muhtaç ettik. - Ey gazi, senden özür diliyoruz. YAVUZ DONAT |
Faruk Nafiz KILIÇALAN
diyor ki:
|
MATEM DEĞİL, BİZİ BÖYLE SÖYLETEN. MATEM BİZİM, HİLE SİZİN, ŞEHİTE KELLE, CANİYE SAYIN, NASILSA GELİYOR, KAYMAKLI KAYIN BEYTÜLMALDEN GÖTÜRÜN GÖTÜRÜN SONRA DA DÖŞEYİN MİLLETE MAYIN. **** Bir Leyle-î Kadirde Din İçin Düşen Yere Şu Matemli Kalbimden O Mübarek Şehide; Saldırtmadı Sağ İken Mâbed'ine! Uzanan El Kırılır ! Bu Kutsal Ülkü'ye... Ama Ne Varki Böyle Üre'yecek Köpekler Sen Şehit Oldun Yiğit ! On'lar, Otuzaltılar, Üçyüz Bilmemkaçlar, GEBERECEKLER!!! |
ibrahim
diyor ki:
|
Bugünler geçer, herkes hak ettiği cezayı bulur, millet kendi eliyle verdiği mührü yeri gelir bir sandıkta söker alır. İşte o zaman hepsinin hesabı tek tek sorulur. O günlerin yaklaştığı artık aşikardır. Çabuk gelmesi temennisiyle... |
- Ülkü Ocakları'ndan basın açıklaması
- PTT 169 Yaşında
- Esrarla yakalanan 5 kişi gözaltında
- Şehit Aileleri Derneği’nden Emniyete ziyaret
- İlk tepki Şehit ve Gazi Aileleri Derneğinden geldi








