Bir 29 Ekim, bir 19 Mayıs, bir 10 Kasım, bir 23 Nisandır aynı zamanda 21 Şubat Bayburt için… Zaferdir, şölendir, hüzündür, gurur ve özlemdir. Tam 92 yıldır hiç bitmeyen bir heyecan ve arzuyla kutlanır Bayburt sokaklarında 21 Şubat. Tıpkı bugün kutlandığı gibi… 92 Yıl öncesinin canlandırıldığı o kurtuluş anı, halk oyunları ekiplerinin gösterileri ve tören geçitleri sırasında her bir Bayburtlunun gözüne kimi zaman gülümseme, kimi zaman acı yansır. İşte o yansımalardan bazı satır başları:
Türk Silahlı Kuvvetlerine Şükran Ziyareti
Törenler Hükümet meydanında bulunan Atatürk anıtına çelenklerin konulması ile başladı. Daha sonra Bayburt Valisi Kerem Al makamında tebrikleri kabul etti. Belediye Başkanı Hacı Ali Polat, İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi üyeleri ile birlikte Garnizon Komutanı Muh.Kur.Alb Faruk Kayadelen’i makamında ziyaret ederek Türk Silahlı Kuvvetlerine Bayburt halkının şükranlarını iletti.
Coşkunun adresi Cumhuriyet Caddesi
Cumhuriyet caddesindeki törenlere Bayburt Milletvekilleri Fetani Battal ve Ülkü Gökalp Güney, Bayburt Valisi Kerem Al, Bayburt Belediye Başkanı Hacı Ali Polat, Garnizon Komutanı Muh.Kur.Alb Faruk Kayadelen, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof.Dr.Murat Mollamahmutoğlu, daire amirleri, yöneticiler ve vatandaşlar katıldı.Temsili muhaceret grubunun geçişinin ardından, Ermeni komitacılarının Bayburt’ta yaptığı işkence ve zulümler anlatıldı.
Her yıl Cumhuriyet caddesini tiyatro sahnesine dönüştüren bu canlı performansta, milis kuvvetlerinin topluca taarruzunu, Bayburt’un Ermenilerden kurtuluşu ve bayrak direğine Türk Bayrağının Milis kuvvetlerince çekilmesi takip etti.
Milis Kuvvet Komutanı şehrin altın anahtarını Belediye Başkanı Hacı Ali Polat’a teslim etti. Belediye Başkanı Polat ise Milis Kuvvetler Komutanına günün kahramanlarını temsilen gümüş kemer taktı.




Bayburt Belediye Başkanı H.Ali Polat: “Bu toprakları vatan yapan ecdadın torunları gerçekten her şeyin en iyisine layıktır.”
“Az önce tiyatro sahnesi gibi izlediğimiz görüntüler 92 yıl önce Bayburt’ta yaşananların özetiydi. Bayburt sokaklarında, Kop dağlarında, Aşkale’de, Erzincan’da, Erzurum’da ve Van’da bu ülke bu zulmü, bu işkenceleri gerçekten yaşadı. Bunların bir daha yaşanmasını hiç kimse istemez. Allah’a şükrediyorum ki şimdi bu topraklarda hür ve bağımsız olarak yaşıyoruz. Aziz şehitlerimizi rahmetle anıyoruz ki; az önce dinlediğimiz salatü selamlar dinmesin, bu gönderdeki bayraklar ilelebet inmesin… Canlarını feda ettiler, kanlarını sebil ettiler. Ahrete intikal eden gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyorum. Ve yeni neslimize diyorum ki bu topraklar için kanlarını akıtan şehit ve gazilerimizi unutmayalım ve gelecek nesillere unutturmayalım.
Ancak şu anda dünyanın gidişatına baktığımız zaman artık ebedi ve ezeli düşmanlıkların sonu geldi diye düşünüyorum. Ama biz millet olma vasfımızı koruma adına tarih şuurumuzu ve bu coğrafyada 92 yıl önce yaşananları hafızamıza nakşetmek zorundayız. Çünkü milletler arası ilişkilerde ebedi dostluklar ve ezeli düşmanlıklar olmamalı. Menfaat ilişkileri olmalı diye düşünüyorum. Ülkemizin sınırlarını oluşturan diğer ülkelerle şu anda geldiğimiz siyaset gereği sıfır problem yaşamalıyız. Ermenistan’la sıfır problem, İran’la, Irak’la, Yunanistan’la sıfır problem yaşamalıyız. Çünkü Türkiye gelişmeli, Türkiye kalkınmalı, Türkiye enerjisinin düşmanlıklara harcamamalı. Rusya’nın sıcak denizlere inme politikası bitmedikçe, batının şark meselesi bitmedikçe, İsrail’in arzı mevut ideali bitmedikçe biz de hafızalarımıza doksan iki yıl önce bu coğrafyada yaşananları nakşedelim. Ama barış adına dostluk adına yapılması gereken her şeyi yapalım. Neslimize bunu mutlaka hatırlatalım.
‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı. Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı. Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı’ diyen ecdadımız bu toprakları kimseye teslim etmedi. 1914 yılında başlayan 1. Dünya Savaşı sonrasında gelişen olaylar, yaralı ceylan durumuna düşen Türkiye’yi leş kargalarının arasına sürükledi. Kafkas cephesi açıldı. Rusya ezeli gayesine ulaşmak adına Kafkas cephesini aştı, Trabzon ve Erzurum’u işkâl etmesinden sonra Bayburt’u mutlaka alması gerekiyordu. Kop dağına saldırdı. Ve Kop savunması gerçekleşti. Ecdadımız canlarını feda etti. Kanlarını sebil yaptı. Şahadete koştu. O yıllarda ecdadımız bu topraklara kanlarını verdiler. Bugün bu topraklar ilgi istiyor. Muasır medeniyetler seviyesine çıkmak istiyor. Bizim sorumluluğumuz bundan sonra bu toprakların gelişmesi ve değişmesi için gayret sarf etmemizdir. Gelin hep beraber Bayburt’un gelişmesi adına hep birlikte çalışalım. Ve Bayburt’u kalkındıralım. Bu toprakları vatan yapan ecdadın torunları gerçekten her şeyin en iyisine layıktır.”



Cumhuriyet caddesinde ki tören Türk Silahlı Kuvvetleri adına Tankçı Binbaşı Cevdet Akdoğan’ın konuşmasını yapması, şiirlerin okunması, halk oyunları gösterileri ve resmi tören geçişi ile son buldu. 










VELİ DAŞTAN
diyor ki:
| Tüm Bayburtlu hemşerilerimin Bayburtumuzun düşman işgalinden kurtuluşunun 92. yıldönümünü kutlarım |
- Keşke tüm çocuklarımız mutlu olsa!
- "Polisin gücü, milletimizin gücüdür"
- "Çanakkale geçilemez, geçilmemeliydi..."







