Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa EĞİTİM Üniversite Rektör Mollamahmutoğlu, "Köşk"te!

Rektör Mollamahmutoğlu, "Köşk"te!

e-Posta Yazdır PDF

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,  üniversite rektörleri ve Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üyeleri ile Çankaya Köşkü’nde öğle yemeğinde bir araya geldi. Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Mollamahmutoğlu’nun katıldığı yemekte bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Gül, cumhurbaşkanlığı döneminde, ilk kez böyle bir vesile ile bir araya geldiklerini ve bu uygulamayı geleneksel hale getirerek önümüzdeki yıllarda tekrarlamayı arzu ettiğini aktardı.

 

Bilim, Sanat ve Ar-Ge Konusunda Himaye Kararlılığı

Konuşmalarında, bilim, sanat, araştırma ve geliştirme çalışmalarını teşvik ve himaye etmeye kararlı olduğunu sürekli vurguladığını, cumhurbaşkanı seçildikten sonra TBMM’de ilk yaptığı konuşmada bu konulara öncelik vereceğini söylediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Gül, bu amaçla çeşitli vesilelerle üniversiteleri ziyaret ettiğini, bilimsel ve akademik faaliyetlere katıldığını, gerektiğinde bu faaliyetleri himayesine aldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Gül, bugünkü birlikteliklerinin, üniversitelerin geleceği ile ilgili olarak sağlıklı değerlendirmelerin yapılmasına vesile olacağına inancını da dile getirerek, “Yükseköğretimin sorunlarının aşılması, daha kaliteli bir eğitim ve araştırma ortamının oluşması için sizleri dinlemeyi, beklenti ve talepleriniz hakkında bilgi sahibi olmayı arzu ediyorum” dedi.

“Yükseköğretim Kurumlarımız Yerelleşmemeli”

Küreselleşen dünyada, Türkiye ekonomisinin dengeli olarak büyümeyi sürdürmesi ve uluslararası piyasalarda rekabet gücünü arttırmasının, bilgiye dayalı doğru kararların alınmasına bağlı olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, bu nedenle bilgiyi üreten üniversitelerin de kendi alanlarında yüksek bir rekabet gücüne sahip olması gerektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Gül, üniversitelerin küresel rekabete katılabilen, dünyaya açık ve toplumun beklentilerini karşılayan dinamik kurumlar haline gelmesi, uluslararası rekabete açılması ve “yükseköğretim kurumlarımızın yerelleşmesine izin verilmemesi” gerektiğini vurguladı.

“Ekonomik ve Sosyal Kalkınmanın Lokomotifi Olun”

Üniversitelerin genç nüfusun ilgi ve yeteneklerini en iyi şekilde değerlendirerek toplumsal, kültürel ve ekonomik gelişmede öncü rolü üstlenmesi, sadece lise mezunu gençlere değil, toplumun tüm kesimlerine hizmet ve eğitim fırsatı sunan kurumlar olması gerektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Gül, “Üniversiteler hayat boyu eğitim fırsatlarını geliştirmeli ve toplumun tüm kesimlerine hitap edebilen esnek programlar uygulamalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, üniversitelerin, bulundukları şehirlerin ihtiyaçlarıyla yakından ilgilenmesi, kütüphanelerinden, sosyal ve kültürel tesislerinden halkın yararlanmasına izin vermesi, bulundukları illerin ve bölgelerin ekonomik ve sosyal kalkınmalarının lokomotifi olması gerektiğine vurgu yaptı.

“Üniversite-Sanayi-Teknoloji İlişkisi Önemlidir”

Üniversite–sanayi iş birliğinin önemine de işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, son yıllarda üniversitelerin toplumla ve sanayi kuruluşlarıyla ilişkilerini geliştirdiği ve bunun sevindirici olduğunu belirtti.

Dünyanın yükselen ülkeleri arasında gösterilen Türkiye’nin yüksek teknolojiye geçmesi ve teknoloji üreten bir ülke olmasının gerekliliğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Gül, üniversitelerin daha çok proje üretmesi ve yeni buluşlarla Türkiye’nin rekabet gücünün yükselmesine katkı sağlaması gerektiğini aktararak bilgi ve teknolojinin üretim yerinin üniversiteler olduğunu belirtti.

“Rektörler Proje Temelli Çalışmalara Özel Önem Göstermeli”

Türkiye’de son yıllarda bilim ve teknoloji alanındaki çalışmalarda önemli bir zihniyet değişikliği yaşandığına ve ar-ge çalışmalarına daha fazla kaynak ayrıldığına da dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, bunun sonucu olarak üniversitelerdeki bilimsel çalışmaların sayısının ve kalitesinin arttığının, uluslararası platformlarda ses getiren buluşlara imza atıldığının memnuniyetle görüldüğünü kaydetti. Cumhurbaşkanı Gül, bu noktada üniversitelerin TÜBİTAK'la iş birliğini takdir ettiğini de vurguladı.

Cumhurbaşkanı Gül, üniversitelere gerekli olan mali desteğin yeterince sağlanamadığını, ancak bu alanda özellikle AB fonları ve projeleri üniversiteler için önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekerek, rektörlerin proje temelli çalışmalara özel önem göstermesi ve araştırmacıları bu yönde teşvik etmesi gerektiğine vurgu yaptı.

“Yeni Üniversiteler Liselerin Devamı Gibi Olmamalı”

Yüksek öğretimde okullaşma oranının çağdaş ülkelerin seviyesinde olduğunu da belirten Cumhurbaşkanı Gül, bugün artık Türk yükseköğreniminin nicelik değil, nitelik sorunu olduğunu, yükseköğretim sisteminin bu açıdan iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle yeni kurulan üniversitelerin bulundukları şehirlerdeki liselerin devamı gibi olmaması gerektiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, üniversitelerin kuruldukları şehre binalarıyla, sosyal yaşam imkânlarıyla, bilimsel çalışmalarıyla, dışarıya olan açılımıyla üniversite havasını getirmesinin önemine işaret etti. Cumhurbaşkanı Gül, Vakıf Üniversiteleri kurulurken de üniversite standardının düşürülmemesi gerektiğini aktardı.

“Çoğulcu Bir Yapıya Sahip Olmak”

Demokratik–çoğulcu bir toplumda üniversitelerin de çoğulcu bir yapıya sahip olması, yükseköğretim kurumlarının farklılaşması ve bu farklılaşma temelinde birbirleri ile rekabet etmesi gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Gül, “Üniversiteler farklı düşüncelere ve yaşama biçimlerine saygının merkezi olmalıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Gül, üniversitelerin öncelikli görevinin eğitim ve araştırma yapmak olduğunu, ancak bunun onların ülke meseleleri ile ilgilenmeyeceği, politik sorunlara ilişkin olarak görüş ve önerilerde bulunmayacağı anlamına gelmeyeceğini belirterek, üniversitelerin ülkenin her türlü siyasi konularıyla yakından ilgilenmesi, ancak gündelik siyasi çekişmelerden ve ideolojik çatışmalardan mutlaka uzak durması gerektiğini kaydetti.

İçe Kapanma Tehlikesi

Ülkeler arasındaki ekonomik ve teknolojik rekabetin uluslararası piyasada yetenekleri toplama yarışına dönüştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Gül, önde gelen üniversitelerin yetenekli gençleri ve kaliteli öğretim üyelerini bünyelerine almak için yarıştığını, başarı sıralamasında, yabancı öğrenci sayısı önemli bir kriter haline geldiğine de dikkat çekti.

Yurt dışında okuyan yaklaşık 45 bin öğrencimiz varken, bugün Türkiye’de okuyan yabancı öğrenci sayısının 16 bin civarında olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Gül, bu sayının Türkiye için çok yetersiz olduğunu, bunun bir çeşit içe kapanma olarak algılanabileceğini kaydederek, uluslararası öğrencileri Türkiye’ye çekmek konusunda üniversitelerimizin daha fazla gayret göstermesi gerektiğine, Türkiye’nin bu potansiyele sahip bulunduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Gül, bu konuda YÖK yönetiminin aldığı son kararları çok takdirle karşıladığını belirterek, dünya standartlarında olan üniversitelerimizin daha fazla yabancı öğrenci kabul etmelerinin Türkiye’ye daha çok katkı sağlayacağını ifade etti. Yurt dışına gerçekleştirdiği ziyaretlerde Türkiye’de üniversite eğitimi almış devlet adamlarını çok önemli mevkilerde gördüğünü belirten Cumhurbaşkanı Gül, bu kişilerin Türkiye ile bu ülkeler arasında dostluk köprüleri olduğunu söyledi.

 

Yorumlar (9)add comment

EMANET diyor ki:

~~~~~~~ GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR ~~~~~~~~~~

ÇARESİZ BİR BABA

Sabahleyin çocukları okula giden babaları düşünün.
Okula giden evladının eline baktığını düşünen onurlu babaları.
Çocuklarına harçlık veremeyen çaresiz babaları.
***
Önceki gün, öyle bir babanın oğlu öldü.
İstanbul'un katliama müsait minibüs sürücülerinden biri, Üsküdar'da 16 yaşındaki Ömer Ersöz'ü öldürdü.
Müşteri kapmak adına, güzergahını değiştirdiği için.
İstanbul sokaklarında buldukları "kanunsuzluğu", dünyanın hiçbir yerinde bulamadıkları için.
O şoförün cezasını hafifletecek sayısız yasa mevcutken...
Ben ölen çocuğun babasının sözlerine takıldım.
"Sabah oğluma 3.5 lira harçlık verebilmiştim."
***
Ölen oğluna kendisini borçlu hisseden bir babanın, yürek burkan sözleridir onlar.
Sabahları veremediği harçlığın hüznünü, oğlunu yitirdikten sonra daha derin hissetmiştir.
O paranın, oğlunun kaderini değiştireceğini düşündüğü için.
Çocuğunun, okuluna "yaya olarak" gitmesine sebep olduğu için.
Onu öldüren katili, "O şoför beni yaktı, Allah da onu yaksın" sözleriyle gökyüzüne havale ederken,
yeryüzünde beyaz bir bayrak açmıştır çaresizliğine.
"Sabah oğluma, 3.5 lira harçlık verebilmiştim."
***
Hırsız babaların, bu onurlu babanın sözlerinden alınması gerekir.
Namussuz babaların, politik hokkabazların, kansızların cümlesinin.
Böyle babaları çaresiz bırakanların günahları, mahşerde bile ödenmez.
Bu babayı yakan sadece şoför değildir çünkü!
Direksiyonu eline geçiren bütün zalimler.

Hakkı Yalçın

***
EMANET
13 Şubat 2010

EMANET diyor ki:

ÜNİVERSİTE NEZUNU GENÇ İNTİHAR ETTİ

Balıkesir’in Edremit İlçesi’ne bağlı Güre Beldesi’nde, işsizlik nedeniyle bunalıma girdiği öne sürülen Kadir Ağzıbüyük kendisini iple asarak yaşamına son verdi.

İskele Mahallesi’ndeki evlerinde anne ve babasıyla birlikte oturan 31 yaşındaki Kadir Ağzıbüyük,
bugün saat 11.00 sıralarında evde kimsenin bulunmadığı anda kendisini sundurmaya bağladığı iple astı.
İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji bölümü mezunu olduğu ve girdiği KPSS sınavından
yeterli puanı alamayıp herhangi bir yere atanamadığı için bunalımda olduğu öğrenilen Ağzıbüyük'ün cesedi,
komşuları tarafından bulundu.

Kadir Ağzıbüyük'ün cesedi Edremit Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı, jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı.
12 Şubat 2010 17,50
DHA

***
BU ALLAH'A REVÂ MIDIR?...

HİÇ KİMSE KIVIRMASIN...
BU İNTİHARLARIN SORUMLUSU AKEPE HÜKÛMETİ ve YÖK'TÜR!...
BİR SUBAY, BİR POLİS MEMURU, BİR ECZACI, BİR DİŞ HEKİMİ, BİR DOKTOR v.s. ...
KAMUDA MESLEĞİNİ İCRA ETMEK İÇİN AYRICA" KPSS " DENEN UCUBE BİR SINAVA MI TABİ TUTULUYORLAR?...
MADEM Kİ BU ÜLKENİN; DEĞERLİ, SAYGIN BİR MESLEK OLAN ÖĞRETMENLERE İHTİYACI YOK;
NEDEN SALT SİYASİ AMAÇLARLA 81 İLE 81 ÜNİVERSİTE ve EĞİTİM FAKÜLTELERİ AÇILIR?...
BU EĞİTİMİN BİR MALİYETİ YOK MUDUR?...
AİLELER DİŞİNDEN, TIRNAĞINDAN ARTIRIP ÇOCUKLARININ EĞİTİMİ İÇİN ONCA PARA HARCAR!...
DEVLET, ÜNİVERSİTE'DEKİ HOCASINA MAAŞ ÖDER, GENEL GİDERLERİ KARŞILAR, ALT YAPI ve BİNALARI YAPAR!..
GENÇ MEZUN OLUR; YÜZÜNE BÜTÜN KAPILAR KAPANIR...NİYE?...İŞ YOK!...
PEKİ; BE HEY VİCDANSIZLAR!...
BU YAPILAN HARCAMALAR MİLLİ SERVET DEĞİL Mİ?..
BU HALKIN PARASINI NİYE BOŞUNA HARCIYOR, SOKAĞA ATIYORSUNUZ?!...
BU GENÇLERİN DÖRT YLINI, BEŞ YILINI NİYE ÖMÜRLERİNDEN ÇALIYORSUNUZ?...
BU ALLAH'A REVÂ MIDIR?...

EMANET
13 Şubat 2010

EMANET diyor ki:

~~~~~~ EMANET & SÖZ HARMANI ~~~~~~~~

İŞSİZLİK ORDUSU...

Türkiye dünyanın en genç nüfusuna sahip ama dünyanın en büyük işsizler ordusu da bu ülkede.
Giderek de çoğalıyor. Rakamlar ürkütücü...

İstatistik rakamları işsizlik oranını yüzde 9-10 gösterse de uzmanlar gerçek işsiz sayısının yüzde 20 civarında olduğunu vurguluyor. Ayrıca çalışıp maaş alamayanların sayısını da eklediklerinde ürkütücü sonuçlar ortaya çıkıyor. Son yapılan araştırmalarda rakamlar 4.5 milyon insan işsiz deniyor.

Türkiye’de 1000 kişiden 54’ü açlık sınırının, 100 kişiden 17’si yoksulluk sınırının altında yaşıyor.
İşsizlik ülkemizde derin yaralar açarken, işsizlik sürdükçe, suç oranlarında artış, kayıtdışı da büyüme ve ahlaki çürüme de beraberinde geliyor...

Türkiye eğitim katsayısının demokratik olup olmadığını tartışırken, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre eğitim yoksulluk riskini azaltsa da okuyan kesim iş bulmakta zorluk çekiyor.
Mezun oldukları okulların branşlarında iş aramaktan bıkanlar ekmeğin peşine düşüyor.

Ulus sosyete pazarında sutyen etek giyerek iç çamaşırı tezgahın üstünde göbek atarak
"Gel abla gel. Batan geminin malları bunlar" diye bağırıp müşteri çekmeye çalışan işletme mezunu Aziz, örneklerden biri... Belediye temizlik işçisi aradığını duyurduğunda müracaat edenlerin CV’lerinde bir atom mühendisi eksikti.

Biz neyi tartışıyoruz?...
"Eğitim katsayısını..."
Açlık işsizlik rakamları ortada.
İbrahim Tatlıses ne demişti
"OXFORD vardı da okumadık mı?"
Şimdi ki gençler soruyor kapı, kapı dolaşıp:
"OXFORD’u bitirdim iş var mı iş?"

Bengüç Özerdem
***
EMANET
11 Şubat 2010

Nuran.bn diyor ki:

Ben diyorum ki neye; Bayburt için hangi katkıya, hangi başarıya, niçin teşekkür ediyorsunuz?...
Onu açık, seçik yazın da biz de öğrenelim?...
Suzan Ceylan Kimdir? Köşk'ün sözcüsü müdür? Rektör'ün nesidir? Üniversite'mizin Genel Sekreteri midir?
Üst düzeyde konuyla ilgilenen bir bürokrat mıdır?...
Sn.Cumhurbaşkanımız, Sn.Rektörümüze ve de Üniversitemize ne gibi yardımlarda bulunmuştur?...
Bir Bayburtlu olarak öğrenmek istedim...
Hepsi bu kadar!...
Anlayana sivri sinek saz; anlamayana davul zurna az!...
11 Şubat 2010

bayburtlu diyor ki:

Nuran nb yazdığını okudunmu hiç? sen yazdığından bişey anladınmı Allah aşkına?
10 Şubat 2010

Nuran.bn diyor ki:

Sn.Cumhurbaşkanı, sn.Rektörümüze ne gibi yardımlarda bulunmuştur?...
Yardımlar şahsi midir?...Zaten sn.Rektörümüzün atamasını yapan makam bellidir...
Sn.Cumhurbaşanı Bayburt Üniversitesi'ne ne gibi katkılarda bulunmuştur?...
Çok merak ediyorum?!...
Her kamu görevlisinin ve halkın temsilcisinin millete faydalı olması, hizmet sunması esasdır!...
Bu bir görevdir, olması gerekendr...
Elbette saygı duyulur, duyulması gerekir de; neye, ne için ve hangi başarı ve katkılardan dolayı teşekkür edildiğini de birisi anlatsa da ...
Körü körüne iş olsun diye değil; bilinçli olmak, irdelemek en doğru yoldur!...
04 Şubat 2010

AKIN TALAY diyor ki:

Sayın rektörümüz bayburt için gerçekten önemli hizmetlerde bulunmuştur. Üniversite karşısındaki arsalar ı satın alıp kampüsü genişletecekmi? Böyle bir şey olursa çok müthiş olur güzel olur..Sanırım karşısındaki arsalar metresi 500 imiş.
Arsa sahipleri biraz kolaylık gösterip üniversitemize yardımcı olsunlar. Diğer yeni kurulan üniversitelerle karşılaştırıldığında bayburt üniversitesinin gerçkten çok yol kat ettiği gerçektir. Bu da başarılı çalışan bir ekip ve üniversiteyi benimseyen halkımız sayesindedir. Atışmalar tartışmalar her yerde olur bunlara aldırış etmemek lazım. sayın rektörümüze başarılarının devamını dilerim
04 Şubat 2010

talay diyor ki:

rektörler cumhuırbaşkanları ile görüşemez diye iddia eden mi var?
04 Şubat 2010

suzan CEYLAN diyor ki:

sayın rektör bey sadece şimdi değil ankara'ya her gelişlerinde sayın cumhurbaşkanımızla görüşme yapar. cumhuşbaşkanımızda kendilerine hep yardımcı olmuştur. Her ikisinede bu millete faydalı oldukları için teşekkürlerimi ve saygılarımı sunarım.
04 Şubat 2010

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
Son Güncelleme ( Perşembe, 04 Şubat 2010 14:22 )  

Bayburt Postası 57 Yaşında

Reklam

Reklam

Reklam

Haber Arama

Sponsor

Anket

Bayburt hangi spor dalında daha çok başarılı?
 
AddThis Social Bookmark Button

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar

Eğitim Özel

 

Okulsuz kız kalmayana kadar eğitim seferberliği

Aydın doğan Vakfı’nın "Baba Beni Okula Gönder" kampanyası çerçevesinde Kelkit ve...

 

Bayburt Üniversitesi öğrencilerini kim karşılayacak?

Bayburt Postası – Bayburt Üniversitesi’ne kayıt hakkı kazanan öğrenciler ve veli...

 

“Katil poşet” uyarısı

Bayburt Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği 2. Sınıf öğrencileri olan Tunahan Filiz,...

 

Doğu’nun Eğitim Çınarı

Bayburt Postası - Atatürk Üniversitesi, bünyesinden 6 ayrı üniversite çıkarırken,...

 

Yeni polis adayları kep fırlattı

Bayburt Postası - Bayburt Polis Meslek Yüksek Okulu 2008–2009 Eğitim ve Öğretim Yı...

 

Küçük Büşra’dan büyük davranış…

Cumhuriyet İlköğretim Okulu 4-B Sınıfı Öğrencisi Büşra Aslan, kumbarasında biri...

 

Bayburt sokaklarında “karne” heyecanı

2008-2009 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi bugün sona erdi. Okul öncesi eğitimd...

Bülten Üyeliği

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 409019