Bayburt Üniversitesi’ni çok özleyen, çok isteyen ve geçte olsa kavuşan Bayburtlu, üniversite sıralarına bir dersliğine dahi olsa, oturmayı hak etti diye düşündük ve işte o ilk dersi ayağınıza getirdik. Eğitim Fakültesi’nin ilk gününe, ilk dersine götürüyoruz sizleri. Kürsüde, Bayburt Eğitim Fakültesi İlköğretim Bilgisi Fen Bilgisi Ana Bilim Dalı Bölüm Başkanı Yard. Doç. Dr. Esen Taşğın var. İlk dersin konusu: “Bilgi toplumunda öğretmen yetiştirmek”… Yard. Doç. Dr. Esen Taşğın anlatıyor:
“İlk dersimizde, ülkemizin en önemli sorunlarından biri olduğuna inandığım, bilgi toplumunda öğretmen yetiştirme konusuna değineceğim. Şüphesiz ki, bir toplumun gelişerek bilgi toplumu olabilmesinde en büyük etken, eğitim sistemi içerisindeki öğretmenlerdir. Öğretmenler, bir ulusun veya toplumun geleceğini belirleyen bireylerdir. Kendi toplumumuzun bir nesil sonra varacağı noktayı merak ediyorsak şimdiki öğretmenlerimize, onların yeterliliklerine bakmalıyız. Bilgi toplumlarından bahsetmeden önce ülkemizde öğretmen yetiştirmenin tarihçesine kısaca değinmenin faydalı olacağına inanıyorum.
19. Yüzyıla kadar öğretmen yetiştirme medreselerin kontrolü altında devam etmiştir. 1848 yılında Türkiye’de açılan ilk öğretmen yetiştirme kurumu Darülmuallim-i Rüşdi’dir. Bu okulda ‘Ders Verme ve Öğretim Yöntemi, Farsça, Aritmetik, Geometri, Alan Ölçme, Astronomi ve Coğrafya’ gibi dersler müfredata alınmıştır.
Cumhuriyetin kuruluşunda Türkiye’de okur-yazar oranı henüz % 20’nin altındaydı ve bütün şuralarda bu soruna çözüm aranmaktaydı. Bu nedenle, ülkemizde 50 yıl ilköğretimi yaygınlaştırma çabaları ile geçmiş, amaç ise gerçekte okur-yazar oranını yükseltmek olmuştur. Okur-yazar herkesin başkalarına da okuma-yazma ve basit bilgileri verebileceği düşüncesiyle, bu nitelik ve yeterlilikteki kişilerin öğretmen olarak atanmasında bir sakınca görülmemiştir.
Orta öğretimde de alan dışı yüzlerce kişi öğretmen olarak atanmıştır. 1960’lı yıllar da yedek subaylar öğretmen olarak atanmış. 1961’de çıkarılan bir kanunla orta öğretim ve dengi okul mezunu ve 18 yaşını bitirmiş olanlar öğretmen olarak atanmıştır. 1974–1978 yılları arasında mektup yoluyla, 1978 yılından sonra ise hızlandırılmış programla öğretmen yetiştirilmiştir. Günümüzde de aynı uygulamalara başvurulduğu görülmektedir.Öğretmenlik seçiminde en önemli unsur aday seçimidir. Öğretmen yetiştirmede temel unsurlardan biri olan ve üzerinde özenle durulan aday seçimi ülkemizde dikkate alınmamaktadır. Adayların çoğunun öğretmenlik mesleğini isteyerek tercih ettiği söylenemez.
Öğretmenlerin nitelik bakımından kalitesinin artırılması gerekir. Bununda ilk aşaması öğretmen adaylarının dikkatli seçilmesidir.
Nitekim 17. Milli Eğitim Şurasında;
‘Öğretmen adaylarının seçiminde akademik başarının yanı sıra öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği kişisel niteliklerin ölçülmesine ve değerlendirmesine yönelik mekanizmalar oluşturulmalı; bu kapsamda, öğretmenlik programlarına girişteki seçme süreci yeniden gözden geçirilmelidir.’ şeklinde karar alınmıştır. Fakat karar henüz uygulamaya geçirilmemiştir.
Öğretmenlik sadece alanıyla ilgili bilgi ve donanıma sahip olmak değildir. Bir öğretmen, bir çok kişisel özelliği de taşımalıdır. Öğretmenler girişken, karar alma yeteneğine sahip, değerleri yorumlayabilen, lider özellikleri olan kişiler olmalıdır.
İletişim, araştırma, yaratıcılık yeteneği olmalı, duruşuyla ve konuşmasıyla, giyimi ve kuşamıyla, tertip ve düzeniyle karşısına çıktığı genç ve minik beyinlere örnek olmalıdır…”
Yorumlar (0)

Yorum yazın.
Bu kategorideki daha yeni haberler:
- Üniversitede bölümsüz model ile öğrenci alımı
- YÖK Üyeleri Bayburt Üniversitesi’nde
- YÖK, Bayburt Üniversitesi’ni ziyarete geliyor
- Meslek Yüksek Okulu, eğitime 6 altın öğütle başladı
- Geleceğin Öğretmenleri derse başladı
Bu kategorideki daha eski haberler:








