Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa EĞİTİM Genel Bugün, Öğretmenlerimizi hatırlamayı unutmayın

Bugün, Öğretmenlerimizi hatırlamayı unutmayın

e-Posta Yazdır PDF

Öğretmenlerinizi hatırlamayı unutmayın24 Kasım Öğretmenler Günü tüm yurtta kutlanmaya devam ediyor. Milli Eğitim Bakanlığının internet sitesi, ''Öğretmenler Günü''nü farklı bir açılışla kutluyor. Bakanlığın resmi internet sitesinin açılışındaki mesaj, hayatını kaybetmiş sinema sanatçısı Adile Naşit, bestekar ve ses sanatçısı Münir Nurettin Selçuk, edebiyatçı Necip Fazıl Kısakürek, Yahya Kemal Beyatlı ve Mehmet Akif Ersoy, opera sanatçısı Leyla Gencer, yazar Semiha Ayverdi ve Tomris Uyar, şair ve yazar Nazım Hikmet Ran, seramik sanatçısı Füreyya Koral ve yönetmen Halit Refiğ'in siyah beyaz fotoğraflarının ardından ''Hepsinin bir öğretmeni vardı'' ifadesi ile açılıyor. Mesaj, Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğrafının altında Milli Eğitim Bakanlığı amblemi ve ''24 Kasım Öğretmenler Günü'' yazısı ise sona eriyor.

 

Yorumlar (12)add comment

EMANET diyor ki:

Ö Ğ R E T M E N İ M

Gözlerinle yazarsın bahtımı öğretmenim,
Boyayıp binbir renge, ellerinle okursun.
Kaç aşk türküsü gibi satırlarında benim,
Sayfa sayfa işleyip kaderimi dokursun.
*
Öğretmenim, sevgine kalemini banarak,
Sülüsten bir mesmele yazarsın yüreğime.
Bilirim, huzur sana yerle gök kadar ırak,
Tad olursun suyuma, aşıma, ekmeğime...
*
Bir mukaddes sevdaya teslim ettin başını,
Anladım ki artık sen, müellifimsin benim.
Gün gelir de boyarsam kültürden kumaşını,
Âbideni ışıktan dikerim öğretmenim!...

İlyas SUBAŞI

***

NOT: Bütün öğretmenlerin "Öğretmenler Günü" nü kutlarken; İlkokul öğretmenlerim Naime OKTAY ve Celal ÖZER öğretmenlerimi rahmetle, minnetle anıyorum...
EMANET
24 Kasım 2009

RAUF TAMER'DEN diyor ki:

ÖĞRETMENLER İÇİN NE YAZDILAR?....

Öğretmenim
O’nu çok özlüyorum.
İçimdeki saygıyla karışık o korku hiç eksilmemiş.
Bu sütunda yazdığım her yazıyı, önce O’na beğendirmem lâzım.
- Beni okuyor mu acaba?
İmla hatası yaparım diye ödüm patlıyor.
*
O’nu hiç unutmuyorum.
Siyasi tercihlerime karışmayacak kadar demokrat, inançlarımı küçümsemeyecek kadar laikti o.
- Acaba beni okuyor mu?
Kırmızı kalemle yine not veriyor mu acaba?
Kaç veriyor.
Bunları düşünmek beni çok heyecanlandırıyor.
*
Fakat söyler misiniz?
Öğretmenler Günü ne demek?
24 Kasım’dan 24 Kasım’a senede 1 gün öyle mi? Yoo, en büyük saygısızlıktır bu öğretmenime.
O bana ömrünü vermiş, gençliğini feda etmiş, gecesini gündüzünü bahşetmiş, belki ailesinden çok bana vakit ayırmış...
Peki ben?
Senede 1 günü lütfedip 24 Kasım’dan 24 Kasım’a O’nu hatırlayacağım...
Ayıp bu.
*
Böyle özel bir güne ihtiyaç yok.
Eğer O’nu 365 gün yüreğinizde hissetmiyorsanız, zaten ödeşemezsiniz.
Yok eğer, ille de senede 1 gün diyorsanız, muhakkak ki ulusal bir mahçubiyet’tendir...
Haklısınız.
Yüzüne bakacak halimiz yok.
Çünkü devletin 86 yıllık ayıbına rağmen o bir gün bile kırılmadı, küsmedi, gücenmedi.
Affet bizi öğretmenim.
Rauf Tamer
Gazeteci - Yazar
24 Kasım 2009

selin yurtsever diyor ki:

tamam. çok güzel de. bunları zaten biliyoruz. zaten bir öğretmen olarak yaşıyoruz. bugün bari hatırlamasak. bugün bari unutsak. bu günün hiç değilse bu anlamda bir yararı olsun bizlere. bugün mesela 3 öğrencim aradı sabahtan beri ve çok mutluyum. diğer bütün olumsuzlukları bir gün olsun hatırlamak istemiyorum.
24 Kasım 2009

EMANET diyor ki:


Bir ülkede çoğu yüksek lisans yapmış genç-dinamik öğretmenler açlığa, yoksulluğa, işsizliğe mahkûm edilmiş ise;
Bir ülkede öğretmenlerin aldığı maaş-ücret, polisin aldığı maaşın ancak yarısı kadar ise;
O ülkede demokrasiden söz edilemez...O ülke, polis devleti olma yolunda hızla ilerliyor demektir...
EMANET
24 Kasım 2009

Serap Yılmaz diyor ki:

Tüm öğretmenlerin sadece bu gün değil, eğitim hizmeti verdikleri her gününü kutluyorum. kutsal mesleklerinde başarılar diliyor, hak ettikleri değeri bir gün görebilmeleri yönünde temennide bulunuyorum.
24 Kasım 2009

EMANET diyor ki:

YA ÖĞRETMENLER NE DİYOR?....

Bir öğretmen de şöyle feryat ediyor:
“Böyle bir günde bize kendimizi öven, göklere çıkaran bir program hazırlatıyorlar.
Üstelik günlerce prova çalışma yapıyoruz, yok kaymakam, garnizon komutanı, ilçe milli eğitim müdürü gelecekmiş. Falan partinin temsilcileri bir yığın alakasız insan yüzünden günümüz zehir oluyor, bize reva görülen bu mu Allahaşkına. Rezillikten, dalkavukluktan başka bir şey değil zaten hiç yapmasınlar, kutlamasınlar bu günü.
Laf olsun diye yapılan her şeye karşıyız zaten.
Bize mesleğimizi onurlu bir şekilde yapabilmek için koşullarımızı iyileştirsinler önce.”
(Bir Öğretmen Feryat Ediyor)

EMANET
24 Kasım 2009

EMANET diyor ki:

YA ÖĞRETMENLER NE DİYOR?...

"Ben kendi adıma bu yıl öğretmenler günü ile ilgili hiç bir etkinlik yapmayacağım.
Öğretmenler gününü yok sayacağım.
Öğretmenlere reva görülen bu yaşam standartlarını protesto ediyorum.
Bunun için ne sevk eylemi yapacağım, ne gösterilerde slogan atacağım, ne de işi bırakacağım;
ve asla yaptığım işi sevmekten vazgeçmeyeceğim.
Sadece her yıl ikiyüzlüce kutlanan bu günü yokmuş gibi davranacağım.
Çünkü her yıl tekrarlanan bu komediye artık dayanamıyorum.
Bütün öğretmen arkadaşlara sesleniyorum:
‘öğretmenler günü’ saçmalığına bir son verin ve bu günü yok sayın.”

(Böyle diyor bir öğretmen...)

EMANET
24 Kasım 2009

barın diyor ki:

TÜM ÖĞRETMENLERİMİZİN 24 KASIM GÜNLERİNİ KUTLUYORUM HEPSİNE ÜSTÜN BAŞARILAR DİLİYORUM.
24 Kasım 2009

SIRRI YÜKSEL CEBECİ'DEN diyor ki:

ÖĞRETMENLER İÇİN NE YAZDILAR?...

Bugün, öğretmenler günü...
Yarı aç yarı tok yaşayan, borçtan kurtulamayan, ailesini geçindirmek için başka işlerde de çalışmak zorunda olan dertli, çilekeş insanların günü...
Çeyrek yüzyıldır öğretmenlik yaptığı halde hala bir evi olmayanların günü...
Yıllardır atama bekleyenlerin günü...
Onca yokluğa, zillete ve unutulmuşluğa rağmen, onurlu ve gururlu yaşayanların günü...
Atatürk, vatan ve bayrak denince gözleri yaşaran, yüreği titreyenlerin günü...
Bugün, öğretmenler günü...
Sırrı Yüksel Cebeci
Gazeteci-yazar
24 Kasım 2009

BENGÜÇ ÖZERDEM'DEN diyor ki:

ÖĞRETMENLER İÇİN NE YAZDILAR?...

Başöğretmen
İlim ve öğretiden yararlanmasını bilen toplumlar her zaman refah içinde yaşarlar diye boşuna dememiş atalarımız. Öğretmeni de baş tacı yapmışlar” Bana bir kelime öğretenin bin yıl kölesi olurum" demiş.
Şimdi gelinen noktaya bakalım.
İlimi çok gerilerde bıraktık. Öğretiyi ise televizyon dizelerinde arar olduk.
Dizilere sıkıştırılmış üç beş kelimeyi ezberleyip her konudan ahkkesenlerin sayısı giderek artıyor.
Hatta Kurtlar Vadisi’ni izleyip ülkenin problemlerini çözdüğünü zannedenler bu senaryo bilgileri ile yorum bile yapar oldu.
Yeni moda ise dizilerdeki ak sakallı dedeler.

Dostluğu, kardeşliği dizi replikleri ile öğrenmeye başladılar. Okumayı unuttuk. Kitapları bir kenara ittik.
Çağımızın bilgi bankası diz üstü bilgisayarı bıraktık, dizilere bakar olduk.
Üniversite yalan oldu, öğrenimi dizilerde yapar olduk. Türkçe unutuldu. Lügat değişti. Konuşma bozuldu.
Argolu cilalı sözler ağızlarda mana buldu.
Bilgide doğru- yanlış karıştı. Kısaca eskiden övünürlerdi babalarımız:
Biz hayatı sokakta öğrendik, diye. Şimdi hayatın nabzı televizyonlarda atar oldu.

Hepimiz televizyon çocuğu olup çıktık. Başöğretmen de televizyon oldu.
- Çocuklar bugünkü dersimiz tarih. Aç kızım Kurtlar Vadisi’ni. Konu ülke nasıl bölündü
- Çocuğum dersi kaçırdıysan tekrarı var.
- Dersimiz sosyal bilgiler. Aile kavramını işleyeceğiz. Konu aldatma. Açın bakalım Aşk-ı Memnu dizisini.
- İki kere iki kaç eder?
- Bilmem. Daha dizisi çekilmedi ama hocam Hadi hayırlısı.
"Bana bir kelime öğretenin bin yıl kölesi olurum" diyen bu halk, öğretmeni dışladı.
Şimdi televizyonu başköşeye koydu. Öğretmenler eyleme gidiyor.
Neden?
Açlık sınırında yaşadığı için mi?
Hayır değil Dün basın açıklaması yaptılar.
"Yaptığınız işten zevk almıyoruz psikolojimiz bozuldu"

Bengüç Özerdem
gazeteci-yazar
24 Kasım 2009

ABBAS GÜÇLÜ'DEN 2 diyor ki:

ÖĞRETMENLER İÇİN NE YAZDILAR?....

Çok yıprandılar, çok...
Atama bekleyen 350 bine yakın öğretmen var.
İçlerinde 7-8 yıldır atama bekleyenlerin sayısı hiç de az değil. Çünkü kendi branşlarında hiç öğretmen alınmıyor.
Atanamayan öğretmenler insan içine çıkamıyor. Çünkü en yakın çevreleri de dahil herkes kabahati onlarda buluyor.
“KPPS’de başarılı olsaydın atanırdın, atanan nasıl atanıyor” diye serzenişte bulunuyor.
Ama bilmiyorlar ki KPSS’de Türkiye birincisi olan da işsiz.
Çünkü, o bir Fizik öğretmeni ve geçen yıl Fizik’ten hiç öğretmen alınmadı!..
On binlerce Resim, Müzik, Beden Eğitimi öğretmeni işsiz.
Oysa bu dersler ya boş geçiyor ya da kim varsa dersi o veriyor.
Sonuç; sanattan, spordan, estetikten uzak nesiller yetişiyor. Kabahatli de uzakta aranıyor.
Ya yabancı dil konusuna ne demeli?
AB’ye girmek için can atarken, Almanca, Fransızca derslerini kaldırıp, onların öğretmenlerini bile İngilizce öğretmeni olmaya özendirenlere ne denir!
Boş geçen ya da hiç uzmanı olmayanlara verdirilen bir İngilizce yerine gerçek öğretmeninden Almanca ve Fransızca öğretilse daha iyi olmaz mı? Ama nerdeee...
Şu anda atama bekleyen yüz binlerce öğretmenin morali adeta dibe vurmuş durumda.
Kasım atamasıyla 10 bini sevinecek, 300 binden fazlası ise bir kez daha kahrolacak.
Öğretmen olma hayaliyle yanıp tutuşan gençlerimizi, atamalarını zamanında yapmayarak, üç beş yıl öylesine hırpalıyoruz ki, atamaları yapılıp sınıfa girdiklerinde, ne idealizmleri kalıyor ne de heyecanları.
Eskiden öyle miydi?
Köy Enstitüleri’nden, öğretmen okullarından, eğitim enstitülerinden mezun olanlar, o yıl göreve başlar, heyecanlarının doruğunda iken öğretmen olmanın keyfini ve gururunu yaşarlardı. Bunu bile onlara çok gördük...
Türkiye’de hiçbir meslekle bu kadar oynanmadı. Yetiştirme politikaları değişmedi.
50 yıl önce doktor, mühendis, hukukçu nasıl yetişiyorsa yine aynı şekilde yetiştiriliyor.
Ama öğretmen yetiştirme politikaları neredeyse her 10 yılda bir değişti. Öğretmenlik sıradanlaştırıldı.
Oysa çok iyi biliyoruz ki, öğretmensiz eğitim, eğitimsiz de ülke farkındalık yaratamaz.
Türkiye’nin içine düştüğü her problemin arkasında öğretmene gösterdiğimiz ilgisizlik yatıyor.

Özetin özeti:
Öğretmenlerimizi öyle yılda bir hatırlayanlardan olmadığımız için daha bir gönül rahatlığıyla Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz.
Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğu gibi hak ettikleri saygınlığa yeniden kavuşacaklarına olan umudumuzu da korumak istiyoruz...
Abbas Güçlü
Gazeteci-yazar
24 Kasım 2009

ABBAS GÜÇLÜ'DEN diyor ki:

ÖĞRETMENLER İÇİN NE YAZDILAR?....

Yılda bir kez hatırlanıyorlar: Hepsi o kadar!...
Bugün Öğretmenler Günü. Mesaj yayımlayan yayımlayana.
Meğerse öğretmenlik ne kadar önemli bir meslekmiş ve öğretmenleri ne kadar da çok seviyormuşuz.
Mesajlar kulağa hoş geliyor. Ama hepsi o kadar. Çünkü hiçbirinin, hiç ama hiç inandırıcılığı yok.
Yüz binlerce öğretmen açığı olmasına rağmen, atama bekleyen yine yüz binlerce öğretmen var.
Eğer eğitim ve öğretmenler söylendiği kadar önemli olsaydı, öğrenciler öğretmensiz, öğretmenler de işsiz kalırlar mıydı?
Bugün öğretmenlik için nutuk atanlara özellikle şu soruyu sormak gerekir:
Bugüne kadar öğretmenler için ne yaptınız?..
Atananı atanmayanı, emeklisi, genci, evlisi, bekâr olanı, okulöncesi, ortaöğretimi, hemen hemen tüm öğretmenlerin sorunları var.
Kimisi ortak sorunlar kimisi de branşlara özgün farklı sorunlar. Hangisi olursa olsun, birine bir dokunun, bin ah işitin.
Türkiye’nin sürdürülebilir bir eğitim politikası olmadığı gibi, kalıcı bir öğretmen politikası da yok.
MEB ile YÖK arasında diyalog neredeyse sıfır.
YÖK ve üniversiteler, ihtiyaç duyulan alanlara değil, on binlerce istihdam fazlası olan alanlara öğrenci almaya devam ediyor. O da yetmiyor, kontenjanları artıyor. Mezun olduktan sonra atamaları yapılacakmış, yapılmayacakmış umurlarında bile değil.
Bazı branşlar var ki, önümüzdeki 30 yıl yetecek kadar işsiz öğretmen var.
Ama hâlâ bu alanda yeni bölümler açılmasına izin veriliyor.
İstihdam YÖK’ün işi değil demek en kolayı.
Önemli olan plan program yapmak ve maalesef o biz de hiç yok. Olmadığı için de öğretmenler dert küpü...
Abbas Güçlü
Gazeteci-Yazar
24 Kasım 2009

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
Son Güncelleme ( Salı, 24 Kasım 2009 14:32 )  

Sponsor

Haber Arama

Bülten Üyeliği

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3071571

Eğitim Özel

 

Küçük Büşra’dan büyük davranış…

Cumhuriyet İlköğretim Okulu 4-B Sınıfı Öğrencisi Büşra Aslan, kumbarasında biri...

 

Dahi kızlar TÜBİTAK'ı fethetti

Milli Eğitim Bakanlığı  Eğitim Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığı ve ...

 

Doğu’nun Eğitim Çınarı

Bayburt Postası - Atatürk Üniversitesi, bünyesinden 6 ayrı üniversite çıkarırken,...

 

Okulsuz kız kalmayana kadar eğitim seferberliği

Aydın doğan Vakfı’nın "Baba Beni Okula Gönder" kampanyası çerçevesinde Kelkit ve...

 

Bayburt Üniversitesi öğrencilerini kim karşılayacak?

Bayburt Postası – Bayburt Üniversitesi’ne kayıt hakkı kazanan öğrenciler ve veli...

 

“Katil poşet” uyarısı

Bayburt Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği 2. Sınıf öğrencileri olan Tunahan Filiz,...

 

Yeni polis adayları kep fırlattı

Bayburt Postası - Bayburt Polis Meslek Yüksek Okulu 2008–2009 Eğitim ve Öğretim Yı...

 

Bayburt sokaklarında “karne” heyecanı

2008-2009 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi bugün sona erdi. Okul öncesi eğitimd...

Online Kişi Sayısı

Şuanda 273 konuk çevrimiçi

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar

Anket

Göç ederek gurbete çıkanlar, sıla hasretini nasıl giderebilir?