Bitmeyen bir sürgün hikayesi: Menemşe

Yazar son romanı Menemşe’de 1944 yılında (Kasım) Rusya’nın Ahıska Türklerini sürgün edişini gerçek bir yaşam öyküsü üzerinden anlatıyor...

Bitmeyen bir sürgün hikayesi: Menemşe
Bayburt Postası - Yazar Mikdat Topçu’yu daha önce yazdığı Türk Milletinin Mukadderatı, Batı ve İçindekiler Çatışacak ve Bayburt’taki Ermeni katliamını anlatan Kadın Milisler romanından tanıyoruz. Yazar son romanı Menemşe’de 1944 yılında (Kasım) Rusya’nın Ahıska Türklerini sürgün edişini gerçek bir yaşam öyküsü üzerinden anlatıyor. 

Yazar Mikdat Topçu, sürgün günlerini yaşayan Ahıskalı bir aileyi tesadüfen tanımıştır. Romanın kahramanı olan İsmail’i ve henüz yedi yaşında iken sürgün trenine binen Menemşe’yi bizzat tanımıştır. Menekşe ismi Ahıska’da yerel ifade ile Menemşe olarak söylenmektedir.

Romanın gerçek kahramanı İsmail ve ailesi 1992 yılında Türkiye’de çıkarılan bir yasanın tanıdığı imkânlardan yararlanarak İstanbul’a gelir. Ve bu aile romanın yazarının komşusu olur. 

Kısaca Menemşe

Bugün Ahıskalılar dünyanın çeşitli ülkelerinde dağınık olarak yaşamaktadır. Ellerinden alınan vatanlarına tekrar geri dönmek için mücadele etmektedirler. Bir millet için vatansız kalmanın ne kadar büyük bir bunalım, ne kadar büyük bir yıkım olduğunu bu romanı okuyarak daha iyi anlamış olacaksınız.

Nitekim İstanbul Başakşehir’de İsmail öldüğünde mezarının üzerine 1944 yılında köyünden aldığı bir avuç toprağı vatan toprağı diye dökerler. Kitabın kahramanı İsmail: “Vatan candur, anadur, babadur. Ölmeye vatan yahşidur.” Demiştir. 

Kitabın girişinde ve sonuç bölümünde kurtların özgürlüğü ile ilgili bir anlatım bulacaksınız. Kurtların özgürlüğünü nasıl hiçbir güç önleyemez ise, Ahıska Türkleri’nin de özgürlüğünü, vatanlarına dönmesini hiçbir güz engelleyemeyecektir tezini savunmaktadır Menemşe.

Mikdat Topçu kimdir?

Mikdat Topçu Aydıntepe ilçesine bağlı Erikdibi (Pağnik) Köyü’nde 1950 yılında doğmuş ve 1962 yılında ailesi ile birlikte İstanbul’a göç etmiştir. İlkokulu köyde bitirmiş ve orta öğretim ve yüksek öğretimini İstanbul’da tamamlamıştır. 

Menemşe / Mikdat Topçu
Boğaziçi Yayınları / Nisan 2016
320 Sayfa

Kitabın arka kapağından

Abastuman çok yakındı. Kısa sürede vardı köye. Abastuman’da gördüğü manzara Sahan’dakinden daha kötü idi. Daha vahimdi. Orası daha viran bir halde idi. Sokaklar cesetlerle doluydu. Cesetlerden başka kimse yoktu. Issız mı ıssızdı! Acaba köylü baskına karşı direnmiş miydi? Çatışmaya girmişlerdi de bunun için mi ölü sayısı çoktu! Abastuman büyük bir köydü. Burada Sovyet askerlerle köylü çatışmaya girmiş olabilirdi. Köylü gitmemek için direnmiş olabilirdi. Aklına Yunusbeg geldi. Yiğit bir adamdı! Acaba Yunusbeg baskına karşı direnmiş olabilir miydi? Ben olsam ne yapardım, diye geçirdi içinden. Sonra cesetler arasında Yunusbeg’i aradı. Yüzünden tanıması mümkün değildi. Tanınmayacak halde idi. Ceketinin iç cebinden kırmızı bayrağın ucu görünüyordu. Yunusbeg her zaman Türk Bayrağı’nı koynunda taşırdı. Bayrağı görünce cesedin Yunusbeg’e ait olduğunu anladı. Ağladı. Çok ağladı. Öfkesini dindiremedi. Bayrağı Yunusbeg’in koynundan aldı. Güzelce katladı. Öptü alnına götürdü. Kendi koynuna soktu. Sahan Köyü’nden alıp sakladığı toprak gibi Türk Bayrağı’nı da vatan bildi. Onu da sonsuza kadar saklayacaktı. 
 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner286

banner268

banner277

banner235

banner283

banner285

banner241