Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa DOSYA Tüm Dosyalar Şehir yöneteceklere, şehir ruhu üflemek…

Şehir yöneteceklere, şehir ruhu üflemek…

e-Posta Yazdır PDF

Yerel seçimler var önümüzde, şehirleri yönetecek olanları seçeceğiz. Seçeceğiz de, şehre yeni ruh üflemekle, başına musallat olup şehri ruhsuz etmek arasındaki farkı biliyor muyuz acaba? Bilmiyoruz... Bilgelerin, bilginlerin, yazar ve şairlerin şehre değgin dediklerine hiç mi hiç kulak asmıyoruz... Assaydık kim bilir neler olurdu neler? Onların dediklerinden bir demet işte, okuyun da hak verin bana: Yazar Mustafa Armağan, şehirleri insanlığın en büyük eseri olarak niteliyor. Yürekten katılıyorum. Yahya Kemal’in “Kökü mâzide olan âti” sözü de en çok şehirlere yakışıyor.

Cazim Gürbüz'ün kaleminden 
Şehirler kimliğimizi ve kişiliğimizi de oluştururlar bir bakıma. Sevdalarımız, anılarımız vardır şehirlerde. Erzurum adlı şiirimizde demişiz ki: “Ana sütü gibi emdim türkülerini/İlk sende sevdim/Dünya görüşümün harcı karıldı/Sözüme öz kattın yarenliklerde”. Kökümüzdürler sürekli koptuğumuz, koptukça da özlediğimiz.

Bayburt gibi: “Köküm kütüğüm Bayburt/ Çoruh’la beni bir tut/Göçse de her an gurbet illere/Çoruh Bayburtludur/Gürül gürül akıp giden/Yürekleri yakıp giden/Tükenmez bir Bayburtlu”.

Cazim Gürbüz

 

 

Sarıkamış’sa üç kuşaklık bir çığdır sanki, kopar da kopar: “Buranın evleri kar’a gömülü /Kürüne kürüne yollar açılmış/Buz tutmuş camlarında Picasso desenleri/Tezek dumanları tüten nabızdır”.

Ve Kocaeli: Yurdumun en uzun boylu körfezinin iki yakasına kurulu şehir: “Dağ üstünde otağ misali Kartepe’den bakanda/Yurdumun en uzun boylu körfezi ayan-beyan/O yakada donanmayla donanmış Gölcük/Bu yakada bir koca liman/Dünyanın yükü gitmekte Derince’den/Gelen dünyanın yükü/Ve karanın bağrında sekiz sıra/Çizik çizik, vızır vızır, cıvıl cıvıl yollar.”

Yerel seçimler var önümüzde, şehirleri yönetecek olanları seçeceğiz. Seçeceğiz de, şehre yeni ruh üflemekle, başına musallat olup şehri ruhsuz etmek arasındaki farkı biliyor muyuz acaba? Bilmiyoruz... Bilgelerin, bilginlerin, yazar ve şairlerin şehre değgin dediklerine hiç mi hiç kulak asmıyoruz... Assaydık kim bilir neler olurdu neler? Onların dediklerinden bir demet işte, okuyun da hak verin bana:

“İnsanoğlu bir şehri kurarken, farkına varmaz belki ama, şehir de bir yandan insanoğlunu kurmaya başlamıştır.” Mustafa Armağan

“Kimi zaman insanı, bir şehir baştan çıkartır.” Mustafa Armağan

“İnsan hatırlayan bir varlık. Daha doğrusu, hafızasıyla zamana meydan okuyan varlığa biz insan diyoruz. Şehirler de onun en büyük hafıza depolarından birisi.” Mustafa Armağan

“Şehir aslında anlam katlarının açılmasını bekleyen bir kitap gibidir. Kapağını açmaya çalışmayanlara neden yüz versin.” Mustafa Armağan

“Bir şehri sevmek aşka sebep aramaktır.” Ahmet Hamdi Tanpınar

“Şehirler gülüm, caddeleriyle değil/Anıtını diktiği şairleriyle büyüktür.” Nâzım Hikmet

“İki şey var ancak ölümle unutulur/Anamızın yüzü ile şehrimizin yüzü.” Nâzım Hikmet

“İnsan yaşadığı yere benzer/O yerin suyuna o yerin toprağına benzer” Edip Cansever

“Birikimdir şehir. İnsanlığın birikimi. Zaman, şehrin hâkimlerini ve sâkinlerini değiştirir. Her gelen bir şeyler alır ondan ve bir şeyler katar ona. Bu haliyle şehir, inşası yüzyıllara, bin yıllara uzanan bina gibidir” Hasan Ali Demircan

“Bir şehre bağlanmak, o şehrin görünen ve görünmeyen güzelliklerine duyulan sevgiden kaynaklanıyor.” Aydın Boysan

“Bir şehre gelenler beraberlerinde kentsel yaşama ilişkin kavramlarını (tasavvurlarını) ve belki diğer şehirleri getirirler.” Anselm Strauss

“Cinayetleri, cehaletleri, şehrimin yüzüne tükürenleri, parklarımı kül tablası gibi kullananları yadırgıyorum.” Üstün Dökmen

“Büyük şehirleri ve ulu anıtları, yalnızca güçlü hükümdarlıklar kurabilirler.” İbn Haldun

“Kentli olmanın ilk belirtisi özgürlüktür. Düşünceni dile getirme özgürlüğü, farklılıklarını özgürce yaşabilme özgürlüğüdür aslında kentin sınırlarını çizen.” Buket Uzuner

“O kentte yaşayanlar, kente ait olanları bir şekilde kayıt altına almadan giderlerse, yaşandığına dair bütün izleri silmiş olurlar.” Nimet Erşahin

 

Yorumlar (0)add comment

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
Son Güncelleme ( Cumartesi, 21 Mart 2009 22:13 )  

Haber Arama

Online Kişi Sayısı

Şuanda 214 konuk çevrimiçi

Dosya Özel

 

Bitmeyen bir sevdanın öyküsü...

Bu proje, ülke ekonomisinin kalkınması için, demiryollarının önemini kavramış bir...

 

Bu kaçıncı değer yağması?

YORUM HABER – Tarih 22 Ekim 1990… Keyifli bir gün… Keyiften de öte, coşkulu bir b...

 

Üzengili'de izler silinmiş ama yürekler hâlâ buruk...

Bayburt Postası - Üzengili köyü…   Eski adıyla Aşhanas… 1993 yılının Ocak a...

 

Bayburtlu Mayer

Bayburt Postası - “Erzurum’da  yapılacak olan müsabakalar için hazırlık yaptı...

 

Yetmişli yıllarda, Bayburt’ta mutluluk!

"Bir bölgenin küçük ya da mahrumiyet bölgesi oluşu; o bölgedeki ki hayatın, sess...

 

“Taştan Hilal” mutlu, ya biz?

“Ey koca mimar! Batı’da gittiğimiz en uç diyarımız Mostar’da öyle bir köprü ...

 

MTA Raporuna göre Bayburt taş cenneti

Bir şehir “meşhur” öğeleriyle öne çıkar. Sanayi, tarım, kültür, spor, turizm...

 

CHP, son seçim zaferini onunla kazanmıştı

1973-1977 yılları arasında  Bayburt Belediye Başkanlığı görevini yürüten Nihat ...
AddThis Social Bookmark Button

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3659812

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar

Anket

Göç ederek gurbete çıkanlar, sıla hasretini nasıl giderebilir?
 

Bülten Üyeliği