Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa DOSYA Tüm Dosyalar Bozkır’ın ortasında yalnız Selçuklu…

Bozkır’ın ortasında yalnız Selçuklu…

e-Posta Yazdır PDF

Korgan Köprüİnsanlık tarihi boyunca akarsuları aşmak için köprü inşa edilmiştir. Dolayısıyla akarsuyu olan şehirlerde sık sık köprülerde yer alır. Çoruh Nehri’ni sınırlarında barındıran Bayburt köprü yönünden de bir hayli zengindir. Sadece Cumhuriyet Caddesi’ni 4 köprüyle süsleyen Bayburt’ta Çoruh Nehri boyunca köprülerde uzar, gider… Geneli Cumhuriyet dönemi köprülerinin yanı sıra Bayburt’ta bir de Selçuklu Dönemine ait Korgan Köprü bulunuyor. 1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından restore edilen Korgan Köprüsü, halk arasında “Meliğin Köprüsü” olarak da biliniyor.

 

Tarihi İpek Yolu üzerinde, Akşar Beldesi’nde bulunan Korgan Köprüsü XIII.-XIV.yüzyıl Selçuklu dönemine ait olup, 43,20 metre uzunluğunda dıştan dışa 4 metre genişliğindedir. İki gözlü ve gözlere hakim biri sivri diğeri daha yayvan kemerlidir. Kemerler ve korkuluklar ince yontulmuş sarı taştan diğer kısımlar moloz taşlardan ve Horasan harcı ile yapılmıştır. Kemer yüksekliği su yüzeyinden kilit taşına kadar 5 metredir.

Atlas Dergisi ve tarihi köprüler…

Atlas Dergisi’nin şubat ayı sayısı bir de ek yayınladı. İçerisinde Türkiye’de bulunan tarihi köprüler ait bilgiler yer alıyor. Tabi Korgan Köprü hariç…  İlk baktığınızda köprülerin Korgan Köprü’den pek bir farkı yok şekil olarak. Ama etrafının bakımı ve çevre düzeni açısından Korgan Köprü’ye hiç benzemiyorlar. Kimi yanında yeşeren ağaçlarla veya her türlü çevre düzenlemesi ile yaşıyor, kimi de dokusuna uygun ışıklandırmalarla… Tarihi İpek Yolu’nun işlevini kaybetmesi sonrası yalnızlığa terk edilen Korgan Köprü ise Bozkır’ın ortasında yalnızlığı ve terk edilmişliği yaşıyor.

Bizim olunca değeri mi düşüyor… 

Türkiye’deki 134 Selçuklu Köprü’sünden biri olan Korgan Köprü, diğer tarihi eserlerimiz gibi gerekli ilgi ve tanıtımı bugüne kadar göremedi. Tıpkı Kop Şehitleri Anıtı’nın, henüz Milli Şehitlikler içerisinde yer almaması veya Türkiye’nin en görkemli kalelerinden biri olan Bayburt Kalesi ile Kaleli Kentler arasına giremeyişimiz gibi…  Korgan Köprüsü’nün de terk edilmişliği akıllarımıza şu soruyu getiriyor: Tarihi eser Bayburt’ta olunca değersiz mi oluyor?

Hiç birini unutturmayacağız!

 

Yorumlar (10)add comment

bülent diyor ki:

Bayburt'da olan her şey değersiz. Tıpkı Bayburtlu gibi. Kim sahip çıkacak bunlara yerel yöneticiler mi? Neyimize sahip çıkıyorlarki bunlarada sahip çıksınlar.
03 Temmuz 2010

ahmet diyor ki:

bayburt'a yapılmış tarihi eserlerin hemen hepsi Selçuklu eseri gerçektende. haberi çok güzel gerçekten elinize sağlık.
10 Mart 2010

Mustafa diyor ki:

Öncelikle unutulmaya yüz tutmuş bu tarihi değerimizi sayfalarına taşıyıp.Korgan köprüsünü gündeme getirdiği için Bayburt Postası"na teşekkür ederim.Ancak;
Bizler bu değerlerimizi ülke çapında tanıtmazsak.Bizi ve kültürel mirasımızı nasıl tanıyacaklar.Bu bağlamda iş yine
bize düşüyor.Valiliğimizle-Belediyemizle Kültür Müdürlüğüyle-Halkımızla Bayburtumuzu en iyi şekilde tanıtmalıyız.
İnanıyorum ki tarihi eserlerimizle doğal güzelliklerimizle sık,sık gündeme geliriz.Saygılarımla..
08 Mart 2010

Nuran.bn diyor ki:

Efendim, 'Bozkır'ın Ortasında Yanız Selçuklu...' başlıklı yazıyı okuyunca etkilendim.
Vatan topraklarını sulayan nehirlerimizin üzerinde nice köprülerimiz vardır.
Ve her köprünün dillere destan olmuş nice öyküleri...
Köprü deyince aklıma bizim "Taşköprü" geldi.
Emanet bey'in 'Tandırbaşı Yazıları' başlığında yayınlanan 'Taşköprü' yazısını alıntıladım. Umarım öykü tadındaki bu yazı gurbetteki hemşehrilerimizi bir nebze olsun
Bayburt'a götürecek, belki de Taşköprü üzerinde kısa bir düşünceye sevkedecektir...
Geleceğimiz meçhul; geçmişimiz hayal olsa da yaşadıklarımızı anımsamak ve anmak hoş bir duygu olsa gerek...
Bütün Bayburt Postası müdavimlerine esenlikler dilerim.
07 Mart 2010

Nuran.bn diyor ki:

TAŞKÖPRÜ

Güneş tam tepedeydi. Sıcak ve bunaltıcı bir hava vardı.
Otobüs uzun bir yolculuktan sonra,terminalde durdu.
Toprak zeminden kalkan tozlar etrafa yayılmıştı.
Yolcular yorgun-argın otobüsden indiler.
Her zaman "çek-çek" arabalarıyla terminali dolduran taşıyıcılardan eser yoktu.
Taksi şoförleri bile, bu sıcakta zar-zor nefes alıyor; arabalarının yanında isteksiz duruyorlardı...
*
Otobüsde uzun süre oturmaktan ayakları şişmiş;canı sıkılmıştı.
Sırtında ağrılar vardı. Ayakları yere basar basmaz gülümsedi.
Sıla derdi bitmiş, yüreğini tatlı bir heyecan sarmıştı.
Boynuna doladığı mendilini eline aldı.
Ensesini, seyrelmiş saçlarını, yüzündeki terleri sildi.
Islanmış mendilini-zarif bir hareketle-gömleğinin yakasının altından boynuna doladı.
Islak mendilin soğukluğunu boynunda hissetti...
*
Çoruh nehri, yolun sağında yavaş yavaş akıyordu.
Karlar erimiş,buzlar çözülmüş,seller sulara çoktan karışmıştı.
Nehrin debisi düşmüş,delice akışı durulmuştu...
*
Taşköprü'nün üzerinde sessizce durdu...
Nehrin akış yönüne dönerek,demir korkuluklara tutundu.
Güneşten ısınmış,pas tutmuş demir korkulukları elleriyle okşar gibiydi...
*
Hayatını, Çoruh nehrinde akıp giden su damlacıklarına benzetiyordu...
Zaman onu doğup büyüdüğü topraklardan koparıp almış, zorluklar içerisinde öğütmüş,
sonra nehrin yatağına atıp yalnız bırakmış gibiydi...
*
Rahat değildi...
*
İlk önce nereden başlamalı;nereye gitmeliydi?...
Bilmiyordu.
Bildiği tek şey,köprülerin altından nice suların akıp gitmiş olmasıydı.
Zamanı durdurmak,o eski günleri yeniden yaşamak istiyordu.
İyiliğe,güzelliğe,dostluğa doğru köprüler kurabilmek adına hayıflanıp duruyordu...
*
Çocukluğu,gençliği şimdi bir sinema perdesi gibi gözlerinin önündeydi:
Saat Kulesi'nı,Semerciler Caddesi'ni,eski postahaneyi,zahîreciler ve at arabacıları meydanını,
tulumbalı çeşmeyi, uzun ve yaşlı kavak ağaçlarını,baba ocağı evlerini,okulunu hiç unutmamıştı...
Duvarları kırmızı toprak boyalı(yoşalı),bayaz kireç badanalı evlerinin bahçesini erik,elma,
kiraz ve gül ağaçları süslerdi...
Güller açınca semaverler yanardı.
Ve yanan semaverden yükselen dumanlar,gözlerini yakardı.
Gül kokulu çaylardan içmek,hoşuna giderdi...
*
Taşköprü'de kendisini, günbatımlarına doğru kanat açıp,nice zaman sonra
geri dönen beyaz güvercinler gibi yorgun hissediyordu....
Hangi yönden geldiği belli olmayan iğde kokuları uyarıcı etkisini sürdürüyordu...
Başını usulca yukarı doğru kaldırdı.
Ufukta,kayaların üzerinde Şehit Osman tepesi yükseliyordu...
Bu tepe,ölümlü dünyadan ölümsüz dünyaya göç edenlerin bedenlerini toprağa bıraktıkları yerdi.
Bu tepede koca bir geçmiş,bir tarih yatıyordu.
Anası,babası,sevdikleri,dostları,komşuları buradaydı...
Hepsi bu tepede "hak ile yeksan" olmuş yatıyorlardı.
Şair Eşref bu yüzden, "Yerin altında üstünden ziyade akrabamız var." demiyor muydu?...
*
Taşköprü'de solgun çiçekler gibi,başını öne eğerek düşünüyordu.
Aklına koca Yunus geldi:

"Hiç bilmezem herkes kimun
Aramızda gezer ölüm
Halkı bostan idinmişdür
Diledüğin üzer ölüm"

Artık ağırlaşan hüzün bulutları gözlerini sarıyor,ayakta durmakta zorlanıyordu...
Köprüden gürültüyle geçen kamyona aldırmadı.
Demir korkulukları tutan elleri yerinden oynamadı.
İzleri kaybolmamış bir geçmişin peşinde koşuyordu.
Geçmişi bir daha yaşamak,yaşar gibi olmak insana acı verse de güzeldi...
*
Taşköprü'den geri dönüp çam ağaçlarının gölgesinde yavaş yavaş yürürken,
med-cezir gibi çarpıp duran yüreğinde bir şeyler hissediyordu...

Taşköprü bütün özlemleri,dertleri,yükleri sırtında taşıyordu...

Çoruh nehri,Taşköprü'nün altından başka zamanlara doğru akmaya devam ediyordu...

E M A N E T - TANDIRBAŞI YAZILARI –
07 Mart 2010

erdal diyor ki:

inanıyorum ki, devletimiz bu eserlere daha iyi sahip çıkacak ve gelecek nesillere daha iyi bir şekilde aktaracaktır.
07 Mart 2010

bahattin diyor ki:

Korgan Köprü hakkında bugüne kadar detaylı bir bilgi edinememiştik. haber çok güzel fakat ben "Türkiye'de bulunan 134 Selçuklu köprüsünden biri olan Korgan köprü" cümlesine itirazım var. çünkü 134'ün içinde yer aldığından bile şüpheliyim.
07 Mart 2010

Bayburt Ahalisi diyor ki:

EEe kusura bakmayın, Bizde böle vekiller, böle kültür müdürleri, ble dernek başkanları oldukça dua edinde bunlarıda yıkmasınlar....
07 Mart 2010

sedef diyor ki:

unutturmayacağız, güzel final olmuş. doğrusu öyle bir köprümüzün varlığını çoktan unutmuşum bile. ilgilenilmiş bir korgan köprüyü hayat ettimde gerçekten güzel olurmuş.
07 Mart 2010

beyza diyor ki:

gerçekten çok önemli bir haber. tarihi eserlerimizi neden bu kadar önemsiz sayıyoruz anlayamıyorum.
07 Mart 2010

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
Son Güncelleme ( Cumartesi, 06 Mart 2010 16:21 )  

Reklam

Reklam

Reklam

Reklam

Haber Arama

Sponsor

Anket

Anayasanın bazı maddelerinde öngörülen değişiklik için 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referandumda ne yönde oy kullanacaksınız?
 

Dosya Özel

 

“Taştan Hilal” mutlu, ya biz?

“Ey koca mimar! Batı’da gittiğimiz en uç diyarımız Mostar’da öyle bir köprü ...

 

MTA Raporuna göre Bayburt taş cenneti

Bir şehir “meşhur” öğeleriyle öne çıkar. Sanayi, tarım, kültür, spor, turizm...

 

CHP, son seçim zaferini onunla kazanmıştı

1973-1977 yılları arasında  Bayburt Belediye Başkanlığı görevini yürüten Nihat ...

 

Bayburtlu Bir Melek: Prof. Dr. Semra Kahraman

“Baktığı her bebekte yüreği kalıyor, nazarının değeceğinden korkup hiç bir ç...

 

Atalay: “Susadıysanız, profesyonel lige çıkarsınız”

Bayburt’a gelerek bir dizi incelemelerde bulunan Başbakanlık Baş Danışmanı ve Ulus...

 

"O an ve sonrası"

Bayburt Postası – Tarih 22 Ekim 1990… Keyifli bir gün… Keyiften de öte, coşkulu ...

 

Anadolu Beyliklerinden yadigâr Ulu Camiler

Anadolu'da birçok il ve ilçenin merkezinde ulu câmi vardır.  Bulundukları şehrin ge...
AddThis Social Bookmark Button

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar

Bülten Üyeliği

Online Kişi Sayısı

Şuanda 291 konuk çevrimiçi

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 784313