Ekonomik kriz Türkiye’nin en küçük ili olan Bayburt’ta esnafı ne kadar etkiledi? İşte bu soruya cevap bulabilmek ve “bir dokun, bin ah işit”ten öteye geçmek adına esnafın kapısını çaldık… Her ne şartta olursa olsun “halimize şükrediyoruz” diyor esnaf… Ama devamında dertler, sorunlar bir bir dökülüyor. Kredi ödemelerini denk getiremeyen, Bağ-Kur veya SSK primini ödeyemeyen, kirasını dahi veremeyen ve hepsinden önemlisi “dert küpü” bir esnaf portresi çıkıyor karşımıza. Aslında istedik ki, bu şehrin tüm imkânsızlıklarına rağmen, bu şehirde zorda olsa yaşamını sürdüren insanlara kulak verelim… İstedik ki, bir şehrin en çok işleyen kurumunun İcra Dairesi olmasının altındaki nedenleri öğrenelim! “Bayburt Esnafı” yazı dizimiz için çıktığımız Bayburt turundan ilk hafta yansımaları şöyle:

Nizamettin Akçay (Züccaciye / Esnaf)
“Bankaya borcu olmayan esnaf yok…”
“45 yıldır esnaflık yapıyorum. Son yıllarda çektiğimiz sıkıntıyı hiçbir zaman çekmedik. İşler çok düştü. Veresiye isteyen çok. Her yerde peşin veya kredi kartı. Veresiye yaz diyor, yazıyoruz. 7-8 seneden beri hep daha iyi olacağını tahmin ettik, yine aynı şekilde devam ediyoruz ama her gün biraz daha geri gidiyoruz. Şu anda Bayburt’ta öyle zannediyorum ki, bankaya borcu olmayan esnaf yoktur. Varsa bile bir iki tane numune. Yani şu an bankalardan para alıp, ancak çeklerimizi ödeyebiliyoruz. Öğrenciler Bayburt için yeni umut. Ama bizim sektöre şuan için bir katkısı yok.”
Şemsettin Akduman (Toptan Gıdacı / Esnaf)
“Kredi çekmeden işini yürüten esnaf çok nadir”
“İşlerinin iyi olduğunu söyleyen esnaf bulabileceğinizi sanmam. Mesela bizim sektörden bahsedeyim. Çevre illerde bir şube açan büyük bir market, Bayburt’ta üçüncü şubesini açtı. Nasıl olsun bizim işler? Bunların Bayburt’ta katkısı nedir. Bayburt’a ne yatırımları var. İnşallah böyle gitmez ve düzelir. Şu an borçsuz esnaf veya bankalardan kredi çekmeden işini yürüten esnaf çok nadirdir.”
Ragıp Topsakal (Zücaciye / Esnaf)
“Bayburt’un kaynağını dışarıya aktaran insanlarla dolu Bayburt…”
“Bayburt Kaleardı mahallesindenim. Çekirdekten yetişme esnafım. İşyerim kira. Bayburt’ta kiralar malum, çok yüksek. İşleri soracak olursanız, her geçen yıl, bir önceki yılı aratır durumda. Bayburt’un kapasitesi belli, dışarıdan gelen esnafın, açılan mağazaların Bayburt’ta parasını bırakmayan memurların durumu haliyle esnafa yansıyor. Bunların tedbirleri nasıl alınır, bilemiyorum. Buranın kaynağını dışarıya aktaran insanlarla dolu Bayburt. Tamam şunu kabul ediyorum. Bayburt pahalı bir yer ama ulaşımı yok, Bayburt’a mal geldiğinde kargoyla gelir. Kargoyla gelince de maliyet biner üzerine. Bunun yanında Bayburt’un herhangi bir noktasına araçsız gidilebilir ama mesela İstanbul’da yol parasıyla, ürün parasını üst üste koyduğunuzda Bayburt’la aynı fiyata gelir. Bu memlekette göç olduğu sürece, sıcak para dışarı çıktığı sürece düzelmez. Bugün baktığınız zaman ayın 15’inde memur bir bankadan alıp parayı diğer bir bankaya koşuyor. Esnafa para yansımaz. Haliyle esnafta kredide çareyi buluyor ve bir yerde bu da tıkanıyor. İşlerin açılacağına dair umudum yok.”
Fikret Purut (Saatçi / Esnaf)
“Kredi alacaksın, kefil bulamıyorsun. Herkesin bir taraftan bir takıntısı var!”
“30 yıldır esnafım. İşyeri kira ve Bayburt’ta hepinizin bildiği gibi kiralar çok yüksek. İş durumları iyi değil. Geçmişi arıyoruz. Son yıllarda daha da işler düştü. Bayburt’a köylü gelirse işler canlanır. Artık Cuma günleri esnaflar açısından kazanç olmaktan çıktı. Sadece Pazartesi. Bilmiyorum tabi üniversite ne kadar faydalı olacak. Öğrencinin Bayburt’a getirisi var ama beklediğimiz kadar değil. Öğrenci sayısının yükselmesiyle tabi bu oran farklı olacaktır. Şu an her ayı borçla kapatıyoruz. Gelir giderin çok altında. Bizim meslek mesela her önüne gelen saat satabiliyor. Beş TL’ye saat satıyorlar. Bu işi sadece saatçiler yapmıyor, tablacısından tut, züccaciyecisine kadar saat satıyor. Siyasilerin Bayburt için bir şeyler yaptıklarını zannetmiyorum. Burada göçün önlenmesi lazım. Bunun için proje üretsinler. Mesela üniversite 10 yıl önce gelse bu kadar göç vermezdik diye düşünüyorum. Esnafın durumu hiç iyi değil. Tüm esnaf bankalarda. İşin garibi temiz esnafta kalmadı. Kredi alacaksın, kefil bulamıyorsun. Herkesin bir taraftan bir takıntısı var. Öncelikle sicil affı şart. Esnaf en az üç bankayla alavere yapıyor. Bağ-Kur primini ödeyemiyor esnaf. Buna da bir kolaylık getirilmesi lazım. 15 – 20 bin TL Bağ-Kur borcu olanlar var. İnşallah düzelir ne diyelim.”
Yusuf Mıcık (Çayevi İşletmecisi / Esnaf )
“Esnafın işi olmayınca çayda içmiyor…”
“İşyerim kendime ait. 12 yıldır bu işi yapıyorum. Şu an için çalıştırdığımız işçinin bile parasını veremediğimiz günler oluyor. Millet hep kredilere mahkum oldu. Nüfus yok, iş yok, banka çok. Ev kredisi, otomobil kredisi, tüketici kredisi derken parası olanda da para kalmadı. Esnafın işi olmayınca çayda içmiyor. Bizim sektör birazda esnafa bağlı. Gider gelirden çok. Ne olur bilmiyorum. Bayburt’ta nüfus yok, her iş sektöründen fazlaca var. Eskiden ise nüfus fazla esnaf azdı. İşlerin düzeleceğine umudum var. Umutsuz yaşanır mı hiç…
Selim Çikot (Lokanta İşletmecisi / Esnaf)
“Ciddi ciddi Bayburt’tan gitmeyi düşünüyorum…”
“Dede baba mesleği olarak devam ettiriyorum bu işi. Yaklaşık bir asırlık geçmişimiz var. İşyeri ailemize ait. İşler bu sıralar çok düşük. Bunu Bayburt’ta insanın olmayışına bağlıyorum. Nüfus çok düştü. Yazın biraz nüfus oluyor. Yani üç ay iyi, sonrasında Bayburt boşalıyor. Emekliler Ramazan’ı tutup, kışı büyükşehirlerdeki çocuklarının yanında geçirmek üzere çıkıyorlar. Üniversite öğrencisinin küçükte olsa katkısı var ama bu uzun vadede daha iyi olabilir. Üç çeşit yemeği 5 TL’ye veriyoruz ama, öğle saati olmasına rağmen lokantamız gördüğünüz gibi boş. Şu sıralar ete inanılmaz bir zam geldi. Kilosu 11 milyondu, şimdi 17 – 18 TL. Bu işin düzelmesi için nüfus lazım, nüfus içinde yatırım lazım. Siyasilerden hiçbir beklentim yok. Nüfusun bu derece düşmesi, bu memleketi idare edenlerin sorunudur. Benim dedem, babam bu işi yapmışlar, buranın şartlarına katlanmışlar. En azından iş varmış o zamanlar ama şimdi işte yok ve ben ciddi ciddi Bayburt’tan gitmeyi düşünüyorum. Ben burayı kapattığımda 4 tane elemanım var. Hepsi işsiz kalacak. Ama onların parasını veremeyecek durumdaysan, onların sigortasını ödeyemeyecek durumdaysan ne yapacaksın ki başka. Bakın burası Bayburt’un en işlek caddelerinden biri ve durumlar bu.
Abdulmecit Bekmezci (Bilgisayar Teknik Servis ve Satış)
“Ekmek, elektrik, su ve gıda gibi ihtiyaçların dışında kimse harcama yapamıyor…”
“İşler, özellikle son bir yıldır çok durgun. İnsanların birazda bankalarla kredi ve kredi kartlarıyla olan ilişkilerinden kaynaklandığına inanıyorum. Piyasada nakit sıkıntısı olunca bu esnafa yansıyor. Benim arabam olsun, evim olsun derken bankalara mahkum bir hayat var Bayburt’ta. Parayı kazanan bankalar oluyor ve esnafa pay düşmüyor. Esnafa yansıyan hiçbir katkı yok. Millet artık ekmek, elektrik, su ve gıda gibi ihtiyaçların dışında bir harcama yapamıyor. İşyeri kira, bu şartlarda kira ödemede zorluk çekiyoruz. Firmalara ödeme yapmada zorluklar çekiyoruz. Şu dönemde ayakta duran esnaf iyi esnaf. Duramayanda herhalde kepenk kapatacak. İstanbul’daki esnafla bizim vergimiz aynı olduğu sürece bu iş düzelmez. 20 milyon nüfusla, 25 bin nüfus bir olursa düzelmez. Benim işyerime günde on kişi girer, oradakine beş bin kişi. İkimizde aynı vergiyi veriyoruz. Vergilerin bir şekilde düzenlenmesi gerekli. İşçi sigortalarının daha düzeyli olması lazım buralar için. Eğer kalkınmada öncelikli yer isek bazı şeylerin düzenlenmesi gerekli.”
Ali Saraçoğlu (Otel İşletmecisi)
“Kapasitemiz % 70’lerden % 30’lara kadar düştü…”
“25 yıldır esnafım. Düne göre esnafın durumu bugün çok kötü. İlimizdeki iş alanlarının az olması, ticaretin az olması, tarım hayvancılıkla uğraşan insanların bu işi artık yapmaması, büyük kentlere göç gibi bildiğimiz klasik sorunlarla uğraşıyoruz. En önemlisi de nüfus yoğunluğunun olmaması. Düzelecek mi? Fazla da umudumuz yok açıkçası! Üniversitenin gelmesinin olumlu etkileri olacağını düşünüyorum. Bayburt’ta daha önce yapılan sanayi yatırımları olumlu sonuçlar vermedi ne yazık ki! Kendi işimden örnek verecek olursam, % 30 kapasiteyle çalışıyoruz. Kapasitemiz % 70’lerden % 30’lara kadar düştü. Siyasilerden beklentimiz, bizim gibi zor şartlarda hayatını geçiren insanlara devlet teşvikinin yoğun olması. İşte elektrik, doğalgaz fiyatlarının daha düşük olması. Avantaj sağlanırsa insanlar burada yaşar. Bu gibi yerlerde özelleştirmeden çok devletin desteği şart.”
Hüseyin Çarpatan (Tüp Bayii)
“Bayburt’ta iş, erbabının elinden çıkmış…”
“Siyasilerin acilen çözüm bulması lazım. En azından burada yaşayan insanlarla bire bir gelip görüşmeleri lazım. Köylerden göç bir hayli fazla. Köylerdeki vatandaşlarla görüşerek bunların görüşleri alınarak, tekrar tarımın, hayvancılığın Bayburt’ta canlandırılması lazım. Bayburt’umuz kalkınmada öncelikli iller arasında ama Bayburt’umuza maalesef hiçbir yatırım yok. Bayburt’ta fabrika yok. Bacasız fabrika Bayburt’a geldi ama onunda altyapısı yeterli değil. Hep birlikte Bayburtlu olarak elimizi taşın altına koyacağız ve bu sorunları hep birlikte çözeceğimize inanıyoruz. En azından öğrencilerin kalabileceği yurtların, butik evlerin acilen çoğaltılması lazım. Üniversite geldi bir kalabalıklık oldu. Bunun altyapısı için uğraşmamız lazım. Bayburt’ta işyeri enflasyonu var. Kiralar bir hayli fazla. Adamın başka yerden geliri yok. Diyor ki, kirayla geçimimi sağlayayım. Bayburt’ta iş, erbabının elinden çıkmış. Burada belediyeye, sivil toplum örgütlerine de iş düşüyor. Belediyenin en az ayda bir toplantı yaparak, halkın nabzını yoklaması lazım. Toparlayacak olursak esnafımızın durumu maalesef iyi değil. Bunların iyileşmesi için hükümetimizin bizim sorunlarımıza tez elden el atması lazım. En azından göçün önlenmesi için tedbir alınması lazım. Burada insan kalacaksa yaşanabilir bir şehir olması lazım.”
Zarif Yöney (Cep Telefon Bayii)
“Bu toprağın insanı böyle bir hayatı hak etmiyor.”
“Tuzcuzade mahallesi sakinlerindenim. 10 yıldır cep telefonu alım satım işi yapıyorum. Daha önce gıda üzerine ticaretle uğraşıyordum. Ticaret babadan geliyor. Şu anda esnaflıktan memnun değilim. İş güç yok. 2 yıldır bayağı bir sıkıntı çekiyoruz. Bunu göçe ve ekonomik krize bağlıyorum. Köyler boşaldı, insanlar azaldı. Esnafı biraz olsun ayakta tutan şu an öğrenci. Öğrencilerin kısmen katkısı var. Sektör olarak bize katkısı var. En azından her birinin cep telefonu var. İşyerim kendime ait, kira olsa geçinemeyiz diye düşünüyorum. Çünkü kiralar çok yüksek, başka bir işyerimiz daha vardı, orayı işlerin düşük olması ve kirasının yüksek olmasından dolayı kapatmak zorunda kaldık. Siyasilerimizden beklentimiz çok. Türkiye’de her şey siyasetle dönüyor. Maalesef siyasilerin Bayburt’a katkısı istenilen seviyede değil. Aktif olmaları lazım, birazda Bayburt’a çalışmaları lazım. Bayburt’un sorunlarını gündeme getirsinler. Burada yaşayan insanlara yazıktır, günahtır. Bu toprağın insanı böyle bir hayatı hak etmiyor.”
Abdullah Kovar (Ayakkabıcı)
“Halimiz için Allah’a şükrediyoruz ama…”
“1992’den beri bu işi yapıyorum. Babadan gelen bir meslek. Halimiz için Allah’a şükrediyoruz ama işlerin tadı-tuzu kalmadı. Önceki işlerle şimdiki işler çok farklı. Köylü gelmiyor, iş yapamıyoruz. Ama gene de şükrolsun. Nüfus yok, gün geçtikçe de eriyor. Nüfusun çoğu da alım gücü dolayısıyla pazara kayıyor. İşyerim kira, her ay sıkıntı çekiyoruz. Bağ-Kur primlerini zaman zaman gününde, bazen gecikmeli bir şekilde ödüyoruz. Artık her şeyimizden kısmaya başladık. Telefondan, gıdadan kıstık. Bayburt’ta sorunların çözülmesi nüfusun çoğalmasına bağlı. Şu an için üniversitenin katkısı az ama zamanla çoğalacağına inanıyorum. Siyasilerden beklentilerimiz Bayburt’a sahip çıksınlar. Sorunlara çözüm üretsinler.”

herhangibiri
diyor ki:
| esnaf kan ağlıyor ama biraz düşünmeleri gerekir. Birçok insan alış veriş yaptığına bin pişman. İğneyi biraz kendilerine batırsınlar. Esnaftan bir tanesi ağlıyor ancak 6,5 ay önce garanti kapsamında telefonumu yaptırsın diye verdim hala telefon bekliyoruz. 6,5 aydır günde 4-5 kere yalan söyledi. telefonumun akıbetini bilmiyorum. artık Allah'a havale ettim. Bu şekilde sahtekarlık yapan esnafla neden alış veriş yapılsın ki. Ağlayacaklarına helal kazanıp helal yemeyi düşünsünler, İşlerini yapsınlar. |
şevki konca
diyor ki:
|
ÇOK KLASİK OLACAK FAKAT MEMLEKTİMİZ SAHİPSİZ. BAUYBURTLUNUN KADERİ MALESEF MEMLEKETİMİZİN İLERİ GELENLERİ, BÜROKRATLARI, SİYASETÇİLERİNİN ELİNDE. O ELLERDEN KISMEN FAYDALANABİLMİŞ (GENELDE O ELLER BAYBURTTAN DAHA FAZLA NEMALANMIŞLAR) . HABER DE Kİ ESNAFLAR KİMİ ARKADAŞIM, KİMİ ABİM, KİMİ AMCAM SAYILIR. İNŞALLAH BAYBURT'TAN NEMALANAN DEĞİLDE BAYBURT'A FAYDASI OLAN KİŞİLER SÖZ SAHİBİ OLURLAR. |
EMANET
diyor ki:
|
~~~~~~ EMANET & TANDIRBAŞI YAZILARI ~~~~~~ BAYBURT'TA YAŞAMAK ZORDUR CNBC-e Business Dergisi, 81 ilimizi kapsayan bir araştırma yapıyor. Amaç: İllerimizin yaşanabirlik standartlarını, seviyelerini, düzeylerini, yaşama zorluklarını saptamak... Bu bilimsel araştırma sonucunda illerimizin geleceği hakkında az-çok bilgi sahibi olmak; tahminlerde bulunmak mümkün olabilmektedir... * CNBC-e Business Dergisi bu araştırmayı yaparken, parametre ağırlıkları farklı olan altı kriter üzerinden yola çıkmıştır. Bu kriterler ve parametre ağırlıkları Bayburt ilimiz için de geçerli ve önemlidir... Şimdi Bayburt ilimizi düşünerek, söz konusu kriterlere ve parametre ağırlıklarına bir göz atalım. Araştırmanın altı temel dayanağı var. Bunlar sırasıyla; 1.- EKONOMİ (PARAMETRE AĞIRLIĞI % 25) Kişi başına düşen kamu harcaması 2.5 Kişi başına düşen araç sayısı 1.25 Kişi başına düşen konut sayısı 1.25 Kişi başına düşen ortalama kira geliri 1.25 Havayolu kullanım oranı 1.25 Kişi başına ödenen vergi 3.75 Satın alma gücü 3.75 Kişi başına düşen hane elektriği tüketimi 1.25 Kişi başına düşen mevduat miktarı 3.75 Yaratıcı sermaye reytingi 2.5 Fiziki altyapı reytingi 2.5 2.- EĞİTİM (PARAMETRE AĞIRLIĞI % 20) Bir anaokulu öğretmenine düşen öğrenci 3 Bir ilköğretim öğretmenine düşen öğrenci 3 Bir ortaöğretim öğretmenine düşen öğrenci 3 Üniversite mezunlarının yetişkin nüfusa oranı 8 Okur yazarlık oranı 3 3.-SAĞLIK (PARAMETRE AĞIRLIĞI % 20) Kişi başına düşen sağlık doktor sayısı 10 Kişi başına düşen hastane yatak sayısı 10 4.- GÜVENLİK (PARAMETRE AĞIRLIĞI % 15) Suç oranı 7.5 Deprem riski 7.5 5.- KENT HAYATI (PARAMETRE AĞIRLIĞI % 12) Spor tesisi kapasitesinin nüfusa oranı 1.2 Lisanslı sporcu sayısının nüfusa oranı 1.2 Araç başına düşen kaza sayısı 2.4 Ormanlık alanların kent alanına oranı 2.4 Hava kalitesi 2.4 Alışveriş merkezi sayısının nüfusa oranı 2.4 6.- KÜLTÜR SANAT (PARAMETRE AĞIRLIĞI % 8) Tiyatro seyircisinin nüfusa oranı 0.8 Tiyatro koltuk kapasitesinin nüfusa oranı 0.8 Sinema seyircisinin nüfusa oranı 0.8 Sinema koltuk kapasitesinin nüfusa oranı 0.8 Opera ve bale seyircisinin nüfusa oranı 0.8 Opera ve bale koltuk kapasitesinin nüfusa oranı 0.8 Kütüphane ve eser sayısının nüfusa oranı 1.6 Müze ziyaretçi sayısının nüfusa oranı 1.6 * Bu kriterler ışığında yaşanması en zor 10 ilimiz yukarıdan aşağıya doğru sıralandığında; Mardin, Ardahan, Kars, Muş, Batman, Şırnak, Şanlıurfa, Hakkâri, Diyarbakır, Ağrı illerimiz göze çarpmaktadır. Bayburt ilimiz ne yazık ki, yaşanması zor olan illerimizden birisidir. 2008 yılında 51'inci sırada yer alan ilimiz, 2009 yılında daha da geriliyerek 81 ilimiz içerisinde ancak 60'ıncı sırada yer alabilmişitir. Bayburt'ta yaşamak gerçekten zordur!... Bu yaşama zorluğu, insanlarımızı cazibe merkezlerine doğru göçe zorlamaktadır. Göç olgusunu durdurabilecek, en azından hızını kesebilecek tek faktör, kamu yatırımlarıdır. Kamu bu konuda yaşanması zor illerimizde öncülük yapmalı, istihdamı artıran projeler geliştirmelidir. Bayburt insanı çalışkandır. Bireysel anlamda, birçok başarıya imza atmış insanımız çoktur. Ancak kollektif çalışma anlayışı henüz yöreye yerleşmemiştir. Burada başarısızlıkla sonuçlanmış birkaç girişimin etkisi hâlâ silinmiş değildir... Yine iyi eğitim almış, genç-dinamik insanlarımızın iş bulmak, iş kurmak amacıyla başka illere göçü de (beyin göçü) yadsınamaz!... Sonuçta Bayburt'umuzun her alanda gelişmiş, kalkınmış, yaşanması kolay, belirli yaşama standatlarına ulaşmış bir il olması en büyük dileğimizdir... * İLLER 2009 YILI SIRASI - 2008 YILI SIRASI Ankara 1 1 Eskişehir 2 4 İstanbul 3 28 Antalya 4 9 Trabzon 5 6 Edirne 6 5 Isparta 7 2 İzmir 8 14 Artvin 9 16 Kırklareli 10 24 Kırıkkale 11 7 Bolu 12 3 Kocaeli 12 13 Karabük 13 38 Karaman 13 31 Sinop 16 20 Elazığ 17 10 Mersin 18 22 Kayseri 19 35 Zonguldak 20 17 Muğla 21 21 Bursa 22 49 Çanakkale 23 11 Samsun 24 43 Kastamonu 25 15 Adana 26 45 Uşak 27 39 Balıkesir 28 36 Denizli 29 25 Gümüşhane 30 50 Rize 31 26 Burdur 32 8 Yalova 33 47 Nevşehir 34 30 Erzurum 35 18 Kütahya 36 19 Aydın 37 37 Giresun 38 41 Tekirdağ 39 59 Bartın 40 56 Malatya 41 53 Manisa 42 42 Niğde 43 12 Kırşehir 44 34 Sivas 45 33 Çankırı 46 29 Ordu 47 55 Erzincan 48 23 Çorum 49 48 Tunceli 50 32 Amasya 51 27 Adıyaman 52 70 Kahramanmaraş 53 67 Bilecik 54 54 Kilis 55 64 Tokat 56 57 Konya 57 46 Sakarya 58 44 Osmaniye 59 68 BAYBURT 60 51 Hatay 61 62 Gaziantep 62 40 Düzce 63 61 Aksaray 64 65 Afyonkarahisar 65 52 Bingöl 66 66 Yozgat 67 63 Van 68 60 Iğdır 69 73 Siirt 70 72 Bitlis 71 69 Mardin 72 74 Ardahan 73 71 Kars 74 58 Muş 75 77 Batman 76 78 Şırnak 77 75 Şanlıurfa 78 80 Hakkari 79 76 Diyarbakır 80 79 Ağrı 81 81 *** EMANET |
EMANET
diyor ki:
|
~~~~GÜNDEMDEN SEÇME ŞİİRLER~~~~~~ BİTSİN ARTIK ŞU İŞSİZLİK Seçim gelir söz verilir Bitsin artık şu işsizlik Niçin ipler hep gerilir? Bitsin artık şu işsizlik * Tok, açın hâlini bilmez Yaşlı gözü kimse silmez Vaatle çözümler gelmez Bitsin artık şu işsizlik * İnsanlar bekliyor aş, iş Sıkıldı kalmadı, yok diş Görülmez mi iyi gidiş? Bitsin artık şu işsizlik * Gelin hep birlik olalım Verimli işe dalalım İşsizlere iş bulalım Bitsin artık şu işsizlik * Çobanoğlu işsiz gördü Hâlin nedir diye sordu? Çözüm için kafa yordu Bitsin artık şu işsizlik (17.04.1999) Şevki Çobanoğlu *** EMANET (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. |
boş ver
diyor ki:
| yukarıdaki roportajlara baktım şöyle bir tek dogru aklı başında konuşan hüsyin çarpatan bey düşüncelerine katılıyorum digerleri öylesine.. üç beş tane gariban ögrenciye gözünü dikmiş ya zaten parası olan ögrencinin bayburtta ne işi var gözünüzü seveyim. bakın ögrenci guruplarını çeşitli sayfalarda gezin ne diyor ögrenciler burası nasıl memleket nekadar phalı bir şehir esnaf gözünü bize dikmiş v.s. siz aklınızı başınıza almadıgınız sürece çok ah çekersiniz ögrenciyi bırak köylü bile artık sizden alış veriş etmiyor gidip ihtiyacını dışardan görüyor. o eski mahrumiyet devri bitti. böyle birşey varmı köprünün bir tarafı ayrı fiyat diger tarafı ayrı fiyat |
Galerli
diyor ki:
|
Slm Adamın biri gidiyor lokantaya çorba içmeye içerisinden iplik çıkıyor adam hiddetle patronu çağırıyor bu ne diyor patron 50 liralık çorbadan ne bekliyordun halımı cıkaçaktı diyor.Bence Bayburtun en büyük problemi Beyin göçü,toplum önderlerini tutamamasıdır. |
EMANET
diyor ki:
|
~~~~GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR~~~~ HÜSRAN... İktidarların aklına emekliler geldi mi, erken seçim kapıdadır. Devrim niteliğinde denilen zam emekliyi mutlu etti mi? Hayır... Kiminle konuşulduysa, bir memnunum diyen çıkmadı. Hepsi hüsran içinde. Neden acaba? Emekli diyor ki: 'Ben 620 lira emekli maaşı alıyorum. Yapılan zam 100 lira olsa bile, açlık sınırı olan 790 liranın altındayım, yine açım... Bu mu iyileştirme?' Haksız mı? Açlık sınırını aşamayan bir maaş, iyileşmiş olabilir mi? * Başbakan diyor ki: 'Bütün bu geçen süre (7 yıl) içinde, hiçbir zaman milletinin cebindeki paraya göz diken bir iktidar olmadık. Ama bizden önceki iktidarlara bir bak. Gözleri her zaman vatandaşının cebindeki parada oldu.' Peki açıklanan vergileri kim ödeyecek? Ulaşımdan elektriğe, sigaradan cep telefonuna kadar yapılan zamlarla, sırada bekleyen doğalgaz zammı kimin cebinden çıkacak? Vatandaşın!.. Eeee? * Bu aralar sık sık şu söz dile getiriliyor: 'Devletin kurumları uyum içindedir...' Allah Allah... Neden her gün biri çıkıp bu sözü tekrarlamak ihtiyacını hissediyor ki? Devletin kurumları gerçekten uyum içinde çalışıyor, bir birine hasım olmuyorsa neden söylenir ki böyle bir laf? Laf ola beri gele. * Sağıma bakıyorum cık. Soluma bakıyorum cık. Önüme, arkama bakıyorum cık. Söylenenlerle gördüklerim, yaşadıklarım arasında dağlar kadar fark var. Ben mi başka bir ülkedeyim? Yoksa onlar mı? Engin AKTEL Gazeteci-Yazar *** EMANET |
boş ver
diyor ki:
| (bayburtta esnaf) varmı böyle birşey bayburtta ben göremedimde 1 e alır onkatı fiyat ister sonrada ben satış yapamıyorum işlerim iyi değil falan filan bu boş konuşmaları bırakın bu insanlar 8bayburt halkı)yemeden içmeden yada giymeden yaşamıyor ama bayburttan almıyor gidip trabzon yada erzurumdan alış veriş yapıyor niye buranın yarıfiyatına.bakın daha dün başıma geçti ürün ismi vermiyorum burada fiyat sorduk hemde peşin para 2.250 tl istanbuldan aynı ürünü getirttim 1.200 tele 80 tl de kargo toplam 1.280 tl artı bide 10 taksite aldım bu nasıl esnaflık kar et etme demiyorum ama bukadarda olmaz bu yüzden bayburtlunun beli düzelmiyor. |
nilüfer
diyor ki:
| insan okudukça üzülüyor, sanki sona doğru yaklaşan bir şehir ve o şehrin insanlarını okur gibi. nerede hata yaptık? |
murat yılmaz
diyor ki:
| ne kadar dert yanarlarsa yansınlar. akıllanmazlar, bu günleri çabuk unuturlar, günü geldi mi, yine oarti bayrağını alıp kopta, ziganada karşılarlar kendilerini bu duruma sokan adamları. |
EMANET
diyor ki:
|
KATLANACAKSIN; ZİRA BAŞKA ÇAREN YOK!... İstatistik Kurumu (TÜİK), 2009 yılı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre 2009 yılında; 1-Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) yüzde 6.53 oranında, 2-Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) ise yüzde 5.93 oranında artmış. Bu demektir ki, yıllarca enflasyon canavarı ile boğuşan ülkemiz, yıllık bazda ortalama yüzde 6 'lık bir enflasyon oranını yakalamış durumda... Bu rakamlar gerçek ve güvenilir ise, iyi bir şey tabii... Ama kazın ayağı öyle mi, acaba!? TÜİK'in bilimsel itibarını yitirerek, nasıl siyasallaştığını bilmeyen kaldı mı? Geçtiğimiz yıl içerisinde iğneden ipliğe zam gelmedi mi? Salt elektrik, doğalgaz ve benzine gelen zamlar neredeyse yüzde yüzleri bulacak... Bu ana-temel maddelere yapılan zamlar üretim maliyetlerini, nakliye giderlerinin artmasına hiç mi neden olmadı? Veya millet yedi yılda elinde-avucunda ne varsa yedi bitirdi de parası mı kalmadı? Demek ki millette para yok! Para olmadığı için de harcayamıyor... İstersen doğalgaz, elektrik, akaryakıt kullanma! O zaman enflasyondan etkilenmezsin(!)... Oysa Akepe hükümetinin böyle bir derdi yok! Zaten Akepe hükumetinin gündeminde ekonomi, üretim, işsizlikle mücadele, istihdam sorunları yok! Ya ne var? -Kürt Açılımı ihaneti, -Ergenekon, -Arınç'a suikast(!), -Domuz gribi (gündemden düşmek üzere), -Kozmik oda, -Hukuku arkadan dolanma, -Devletin bütün kurumlarıyla çatışma, -Yasa dışı dinlemeler, baskı, korku yayma... -"Dinler Arası Diyaloğ" yutturmacası altında Ruhban Okulu'nu açma hazırlıkları, -BOP'ni adım adım realize etme gayretleri... v.s..v.s. * Bayburt esnafının dert küpü olması meselesine gelince, bundan daha doğal ne olabilir ki? Çeşitli iş kollarından 11 esnafımız düşüncelerini belirtmiş. Üç aşağı-beş yukarı hemen hemen hepsi ayni şeylerden dert yanmış, aynı sebeplerden müşteki olmuşlar... Ama zülf-ü yâre yani siyasete dokunanları ise pek azı... Siyasetçilerimiz daha aktif olmalıymış... Olmasına olsunlar da nasıl aktif olsunlar?! * Yahu hepiniz " Allah için" Akepe'ye oy vermediniz mi? Sakın ola " Akepe'ye oy vermedüük!" demeye kalkmayın! Akepe oy verdiniz ki, ilimizden silme (full) iki milletvekili çıkardı... Çıkardı da ne oldu? Birisi "biâd" kültüründen gelme; esamesi bile okunmuyor!... Öbürü kökten Akepe'li değil; gücü yetmiyor!... Yani ne İsa'ya yaranabildik; ne Musa'ya!... * Şimdi sızlanmanın, mızmızlanmanın ne anlamı var? 2010 da seçim olsa gidip aynı partiye, yine oy vereceksin!... * Anadolu'da argo da olsa güzel bir laf vardır: "......kiraya verenler, acısına da katlanır!" Haydi, ben bu sözü biraz yumuşatarak tevil edeyim: Aklını kiraya verenler, başağrısına da katlanır! Katlanacaksın; zira başka çaren yok!.... EMANET |
EMANET
diyor ki:
|
~~~~GÜNDEMDEN SEÇME YAZILAR~~~~ İŞLERİMİZ " TIKIR TIKIR! " Krizin sonuna geldik!... İşsizlik mi; o da ne? Ekonomimiz tıkırında!... İhracat son yılların zirvesini yaptı!... Sanayideki üretim rekora koşuyor!... İşçi, memur, emekli, dul ve yetimler maaşlarına yapılan yüksek zammı protesto için eylem yaptı!... Ülkemizde açlık sınırı altında yaşayan 10 kişi tespit edildi!... Anarşi, hırsızlık, yolsuzluk ve yoksulluk ülkemizin tozlu raflarına kaldırıldı!... Üç aydır ekonomi bakanımızdan randevu alamayan IMF Başkanı, “Türkiye süper güç” dedi!... Gençlerimiz her konuda büyük başarılara imza attı!... Ülkemizde bütün sorunları temizleyen hükümet, şimdi de açılımı halletmeye çalışıyor!... * Keşke köşe yazıma böyle başlayabilseydim. Ancak gelin görün ki ülkemizdeki durum hiç de toz pembe değil. Ekonomide yüzde 13.8 “küçülme” ile Cumhuriyet tarihinin en büyük daralmasını yaşadık... Bütçe açığı 2009 yılında rekor kırdı... Kamu borç yükümüz zirveye oturdu... Dış borç seviyesi ve dışa bağımlılık aldı başını gitti... İşsizlik seviyesinde azalma şöyle dursun, bu halkaya her gün yenileri ekleniyor... İstatistiklerin istihdam olarak gösterdiği durum, sefaletin ve krizin sadece makyajlanmış hali... Tarım dışı işsizlik oranı yüzde 17... Genç nüfustaki işsizlik oranı ise yüzde 23.5 olmuş... Tabii aylarca iş bulamadığı için, iş aramaktan vazgeçen işsizler bu rakamlara dahil değil. * Demiryolu işçileri iş bıraktı... İtfaiyeciler zam talebi ile boğaz köprüsünde oturma eylemi yaptı... Memurlar toplu halde iş yavaşlatırken, Doktordan öğretmene kadar birçok kesim bir gün çalışmadı... Eczacılar kepenk kapattı... Türk-İş’e bağlı sendika çalışanları bir saat süreyle iş bıraktı... Biber gazı ile püskürtülen TEKEL işçileri ise halen grevde... * Sigaraya da zam geldi... Elektrik, doğalgaz, köprü, ulaşım, şeker, su ve ekmeğe de!... Ayılana gazoz, bayılana limon!... Memurlara yüzde 4.5 zam... Emekliye 1.8... Gazilerimize ise sadece 8 Lira 20 Kuruş... Bozdur bozdur harca!... Ama üzülmeyin!... Hiç olmazsa enflasyonumuz düşük çıkıyor!... * İş dünyası, makinacılara destek için işler artık “tıkır tıkır” diyor. Deveyi hamutuyla götüren her dönemin adamları cukkayı götürürken işler “tıkır tıkır” diyor. Ekonomi düzeliyor... Borsa yükseliyor... Altın düşüyor... Kısaca hükümet de, ekonomi iyiye gidiyor, her şey “tıkır tıkır” diyor. Madem ekonomi düze çıkıyor, asgari ücret niye 546 lira? Ne diyelim? Toz pembe hayallerimiz vardı, Pembesi gitti, tozu kaldı! Çünkü yaşam savaşı veren vatandaşa göre hayat “takur tukur” gidiyor! Metin ÖZKAN Gazeteci-Yazar *** EMANET |
- “Ali Haydar Öner Hatıra Ormanı”
- Bir boksör düşünün, hayatını bilmediğimiz!
- Türkiye’nin en sessiz sanayisi: “Çıt” yok!
- Hedefteki İş Adamı: Mahmut Yıldırım
- Bayburt esnafından serzenişler








