Dosyamızın 1. bölümünde, Bayburt’u ve Bayburtluyu yakından ilgilendiren Türk Kayak Tarihi serüvenine uzanmıştık. Alp Disiplininde, Olimpiyatlara ilk kez katılan Milli takım ekibini ağırlıkla Bayburtlu sporcuların oluşturduğunu önemle belirtmiştik. 2. ve bu son bölümde ise kayak sporunu icra ettikleri döneme damga vuran sporcularımızı tarihi veriler üzerinden tanımaya çalışacağız. Bireysel çabalarla nasıl yetiştiklerini hayretle, yokluktan beslenip zirveye çıkışlarını gururla, unutulup münzevi hayatlarına terk olunmalarını ise üzülerek müşahade edeceğiz.
Bayburt, Türk kayak spor tarihinde akademik ve profesyonellik şartlarından yoksun halde iyi bir başlangıçla başarılı bir profil çizip, iz bırakan bir bölge olmuştur. 1940’lı yıllardan başlayıp 1965’li yıllara kadar ferdi olanak ve şartlarla Milli kayakçı çıkarıp olimpiyatlara sporcu gönderen Bayburt kayağının övülmeye ve sporcularının yâd edilmeye önemle hakkı vardır.
O yüzden yazı içinde ismini zikretmekten gurur duyacağımız Dursun Bozkurt’u, Ahmet Giray’ı keza Osman Çarpatan’ı kıymetli ve değeri yüksek örnekler olarak vereceğiz. Çünkü Dursun Bozkurt ve Ahmet Giray, Bayburt tarihinde sadece kayak sporunda değil tüm spor dallarına nispet olimpiyatlara katılan ilk sporcu olma özelliklerinin yanı sıra, son yıllara değin bu özelliklerini de ayrıca korumuş kişilerdir. Osman Çarpatan ise Türk kayak tarihinin diplomalı antrenörler içinde ilk 12 kişiden biri olma özelliğine sahiptir. Tabii ki bu durum bizler açısından gurur vesilesi sayılsa da, tanışma ve çalışma fırsatı bulduğumuz Dursun Bozkurt ve Osman Çarpatan nazarında bizatihi üzücü bir durumdur. Üzüntülerini gayretlerine vesile sayıp, son zamanlarında tüm tecrübesiyle hizmete soyunmuşlarsa da birine mukadderat diğerine ekonomik şartlar fırsat vermemiştir. Bayburt’ta Kayak, takriben 1930’lu yıllarda başlamıştır. Tamamen eğlence ve ulaşım aracı olarak kullanılan kayak 1940’lı yıllarda efsane isim Dursun Bozkurt ile sportif anlamda startını vermiştir. 1944’te Asım Kurt önderliğinde Kayseri'de kurulan ilk dağcılık kursuna, ülkenin çeşitli illerinden davet edilen 6 kişilik dar kadro içine girmiş seçkin sporcu ünvanına sahip Dursun Bozkurt, daha sonraki yıllarda revize olmuş kadroda kendine tekrar yer bulmuş ve diğer olimpik kayakçımız Ahmet Giray’la birlikte branşlarında Türkiye adına olimpiyatlara ilk kez katılan birer sporcu olmuştur. Bozkurt, o yıllarda Bayburt’un Gümüşhane iline bağlı olması sebebiyle Gümüşhane adına, Giray ise o zaman ki kayak federasyonunun (Dağcılık ve Kış Sporları) iş istihdamı sebebi ile Sivas adına, olimpiyatlara katılmış 6 yıldızdan ikisidir.
Bu 6 yıldız içinde olimpiyatlara katılan bir diğer isim Muzaffer Demirhan Gümüşhaneli sporcu olarak telakki edilse de, Bayburt dağlarında ve Dursun Bozkurt nezaretinde yetiştiği için Bayburt kayak sporunun Türk sporuna kazandırdığı bir başka olimpik kayakçısı olarak nitelendirebiliriz. Bu sporcularımız ilk Dağcılık Kursuna iştirak edip, zaman sonra revize olan kadroda tekrar yerlerini korumuş ve Avusturyalı eğitmenler nezaretinde alp tekniğini geliştirmiştir. Böylelikle Bayburt Kayak Sporunun yetiştirdiği bu üç isim Türkiye genelinin elit sporcuları haline gelmiştir. Bu sporcularımızdan Dursun Bozkurt, alp disiplininde ülkemizi uzun yıllar uluslar arası arenada temsil etmiş, Muzaffer Demirhan en çok olimpiyatlara katılan sporcu unvanı ile öne çıkmış, Ahmet Giray ise alp disiplininden mukavemete geçiş yaparak iki branşta birden yarışan nadir sporculardan biri olmuştur. Bu üç ismin başarısı ülke genelinde insanımızı kayak sporuna teşvik etmiş, Bayburt tarihinde Osman Çarpatan gibi başka kar adamların ortaya çıkmasını sağlamıştır. “Başarı; mazeret kabul etmeyen azmin nihayetidir.” Dursun Bozkurt
Her şeyin tesadüfle ortaya çıktığı şu dünyada yalnız başarı denen olgu tesadüf sayılamaz. Çünkü başarı; aynı zamanda çalışmanın, planlamanın ve en önemlisi istikrarın ortaya koyduğu sonuçtur. Yıllar önce bu bilinçle hareket eden Bayburtlu sporcuların yokluğa inat, kayak sporunu ‘’şeker sandıkları’’ ile icra etmesi sporculuk tarihinde bir örnektir.
Cumhuriyet tarihinin ‘’bir hüviyet belgesine bir ekmek’’ politikalarının uygulandığı dönemlerde yani 1940’lı yıllarda, halkevlerinin desteğiyle üst düzey kayaklarla nihayet tanışan sporcularımız uyum sürecini kısa zamanda atlatıp, ülkenin elit sporcuları arasına girmesi adeta azmin nihayetiydi. Her şeye rağmen bu alanda uluslar arası başarıyı elde edenler ilk olarak yöremizden çıkmış ve o zamanki federasyonun Bayburt’a ayrı bir ilgi duyması sağlanmıştır. Öyle ki kayak sporunun manevi babası olarak bilinen Asım Kurt sporcularımızın yeteneğine yerinde şahit olmuş ve onları milli takıma kazandırmıştır. Ayrıca dünyanın efsane kayakçılarından Avusturyalı Antrenör Gustl Mayer’i Bayburt’a getirip, bir bölge yarışı düzenlemiştir. 1952’de efsane kayakçı Mayer’in açılışını yaptığı bu bölge yarışıyla beraber federasyonun değişik tarihlerde düzenlediği diğer müsabakalar şu günlerin adeta ters yüzü gibi. Çünkü Bayburt, şimdiki durumunun aksine o dönemde hem sporcularıyla, hem de doğa şartlarıyla tercih edilen bölgelerden biriydi.
Kayak merkezi olarak Kayseri, Uludağ, Eğirdir, Sarıkamış gibi ekonomik olanaklara sahip olamayan Bayburt bölgesini, sadece yetenekleriyle öne çıkaran sporcularımız tıpkı birer kar adamdı. Ayrıca Dursun Bozkurt, Ahmet Giray, Muzaffer Demirhan gibi ekonomik yetersizlikten en olumsuz yönde etkilenip Bayburt’un doğa şartlarından ferdi olanaklarla en iyi şekilde yararlanmaya çalışan Süleyman Bozkurt, Osman Çarpatan, Mahmut Ardahan, Yılmaz İşaşır, Süleyman Öztürk gibi diğer sporcularımızda gerçek birer kahramandılar. Türkiye genelinde ve çeşitli bölge yarışmalarında ferdi olarak yarışıp Bayburt’un spor tarihine geçmeyi hak eden bu başarılı insanlarımızın vesilesiyle konu arasında ilgili zihinlere bir aktarma yapalım. Diğer branşlar da olduğu gibi kayak sporu Bayburt için ‘’başlayıp ta öksüz bırakılan hallere’’ bir örnektir. Çünkü yâd edilmeyi sonuna kadar hak eden bu insanların, memleketin o makus talihine ve özellikle de o yokluk yıllarına inat verdiği mücadelenin ne yazık ki arkası gelmemiştir. Halbuki gurbetten gurbete gidip gelen çileli kara tren yolculuklarıyla aşılmazları aşındırıp ancak elit sporcuların katılabildiği Uludağ, Sarıkamış gibi milli takım kampları ve yarışlarında memleketi her ne pahasına olursa olsun temsil etmek kelimenin tam anlamıyla başarının zirvesidir.
Bu başarının; süregelen bir kültür gibi Bayburt’un spor hayatına nakşedilmesi bir yana, anı olarak bile değer görmemiştir.
1940’lı yıllar ile 1965’li yıllar arasında ki neslin ortaya koyduğu bu ferdi çaba çeşitli nedenlerden dolayı sekteye uğramış, deyim yerindeyse tam anlamıyla zinciri kopmuştur. Bu nedenleri maddeler halinde verecek olursak;* Bayburt’ta yapılan bir bölge yarışının boykot edilip, federasyonla bağların kopması,
* Dursun Bozkurt’un İsviçre'de yapılan Dünya Şampiyonası'nda sakatlanıp iddialı bir yarışmacı olarak pistlere veda etmesi,
* Halkevlerinin gücünü kaybedip, desteğinin azalması,
* Olimpik kayakçımız Ahmet Giray’ın durumuna benzer bir şekilde, 1960’lı yıllardan sonra ekonomik sebeplerden ötürü Osman Çarpatan, Mahmut Ardahan gibi sporcularımızın da birer birer Bayburt’u terk-i diyar etmeleri,
…belli başlı sebepler olarak kayak sporunun bitişine zemin hazırlamıştır. Tüm bunlara rağmen yinede ekonomik şartları zorlayıp bu spor dalında ehil olmuş kişileri birer eğitimci sıfatıyla kullanabilseydik, belki de bu bir-iki şampiyonun ismini bu satırlarda zikretmiş olurduk.
Öyle olmadı…
1970-1990 arası 20 yıla yakın beyhude zamanın tamamı kayak sporunda boşluk oluşturmuştur. Oluşan bu boşluğun doldurulması, eski günlerine kavuşması, açılan aranın kapatılması, neredeyse bir 20 yılın daha geçmesine sebep olmuştur.
Yokluğun, ilgisizliğin, bahtsızlığın ve illaki basiretsizliğin her konuda kaderini etkilediği Bayburt için bu anlamda hüzünlenip hayıflanmamak elde değil. Her şeyden önce dört mevsimin dolu dolu yaşandığı memleketimizde kış mevsimi de oldukça yoğun geçmektedir. İşte tüm bir yılın yaklaşık üçte ikisinde kar bulunduran Kop Dağı, bütünüyle kış sporları için birinci dereceden olanak tanımaktadır. Fakat doğanın eseri bu olanak; ister ekonomik ister lobi çalışması diyelim uzun yıllar göz önüne alın(a)mamıştır. “Bayburt insanının kayak sporundaki kabiliyeti Allah vergisidir.” Yılmaz İşaşır
1991 yılında dönemin Gençlik Spor Müdürü Kemal Köprücü, kayak sporunda ikinci kez bir kilometre taşı oluşturmuştur. Türkiye genelinde karlı bölgelerdeki kayak sporunun halk evlerinden, Gençlik Spor Müdürlüğü bünyesine uzun arayla geçişleri geçte olsa Bayburt için emsal teşkil etmiştir. Kemal Köprücü, hemen hemen tüm spor branşlarıyla bil fiil yakından ilgilendiği gibi, rutin görevine ekstra görevler ekleyerek kayak sporuna ayrıca yön vermiştir.
Kayak için gerekli malzemelerin temin edilmesinden, sporcu kafilesinin kurulmasına dek gereken tüm fedakârlığı görev addedip Bayburt’un kayak spor tarihine geçen bir başka değerli şahsiyet olmuştur. Ayrıca Bayburt için sporun ve turizmin en büyük yatırımlarından biri olan, mevcut Kop Kayak Merkezi'nin kuruluşunda büyük emekleri vardır. Çetin uğraşlarla meydana getirilen bu tesis, Köprücü’yü memlekete hizmet eden büyükler sınıfına dahil etmiştir. Yine konu arasında spor dünyamıza sayısız ve emsalsiz kere katkıda bulunmuş bu insanın Bayburt’tan gidişine sessiz kalmayı ayrı bir sitem notu olarak düştükten sonra, sadece bu alandaki katkılarını paylaşalım.
Kemal Köprücü, kayak sporunu resmi anlamda vücuda getirmiş ve bu alanda hizmet etmiş ilgili insanımıza ekonomik anlamda yıllar önce kapanan kapıları ardına kadar açmıştır. Unutulmuş Dursun Bozkurt, değişik bölgelerde hocalık yapan Osman Çarpatan, hayatlarını gurbette idame ettiren Mahmut Ardahan, Muhlis Gider gibi eski sporcularımızın tekrar göreve soyunmalarına öncü olmakla, yitirilmiş spor kültürüne adeta yeniden hayat vermiştir.
Hemen her anlamda bir çok bölgeden geri kalmış Bayburt’ta artık her şey böylelikle yeniden başlamıştı. Sportif anlamda başarının çok zaman alacağı düşünülmüştü. Çünkü maddi anlamda bedeli en yüksek bu spor dalı gurbet ellerde rağbet görürken, Bayburt’ta aksine hiçbir bedel koyulmadan rica usulü kayak öğrencilerinin bir arada tutulmaya çalışılması, bir zamanlar zirvesine bayrak dikilmiş kayak sporunun çırpınış hallerine acı örnekti. 
Fakat bu hal çok uzun sürmedi. Dursun Bozkurt, Osman Çarpatan ve Muhlis Gider ile çarkın dişlileri kırılıp, Mehmet Güngör, İsmail Şimşek ve özel olarak getirilen Milli takım Antrenörü Metin Aysal ile dönmeye başladı. 1990 kuşağı ilk meyvesini Halit Gider ile verdi. 1995 yılında milli takıma seçilen Gider, bölge ve doğu grubu birinciliklerine müteakip Türkiye ilk üç dereceleriyle yıllar sonra, Bayburt’un adını duyurmayı başardı. Ardından başarı grafiği hızla yükselen kayak sporumuz Emre Şimşek ile nihayet Türkiye şampiyonluklarına ulaşarak, hem özlenen hem de beklenen seviyeye kavuşacağının sinyallerini vermiştir.
SADED: 'Zirveden inmeyenler' adlı konumuzu unutulmuş örnekleriyle ve kendi öz değerleriyle ele aldık. Edindiğimiz bilgiler doğrultusunda emeği geçen fakat ismini zikredemediğimiz büyüklerimizin affına sığınıyoruz. Temelinde ve hemen her döneminde var olan efsane sporcularımızın vesilesiyle geçmişe ışık tuttuk. Bu örnekler, bu öz değerler, bu ışık vesilesiyle yoluna devam edecektir.
Bayburt dağlarında yetişipte, Türk Kayak Spor tarihinde olimpiyatlara ilk kez katılma ünvanına sahip sporcularımız ümit ediyoruz ve biliyoruz ki son olmayacak. Zamanı zamanın devireceği gelecekte olası başarılara mutlaka imza atacaklar; tarihine sözde değil özde sahip çıkacaklardır.
Çünkü dün nasılsa yarında öyle olacaktır.
EDİTÖRÜN NOTU: Bu sayfanın editörü ve bu dosyanın yazarı da karlı dağlarda büyümüş, dağlarda susadıkça bu dosyada ismi telaffuz edilen büyükler kadar olmasa da kar yemişlerdir. Çok uzun yıllar sonra Dursun Bozkurt'un gayretleri ile tekrar hayata geçirilen Bayburt Kayak Kursu'nun, ilk öğrencilerindendir ikiside!.. Rahmetli Dursun Bozkurt, ilk hocamızdı. Bu "deli dolu meşhur hoca" gerek kışla arkasında bir tarlada, gerekse Kop vadilerinde haftalarca sadece yürütmüştür bu ilk veletleri. Semavi, Dursun Bozkurt'un güç depolatan oyunlarında ponponmuydu, fırfırmıydı hatırlamadım ama neşeli günlerdi. Sonrasında Muhlis Gider, Mehmet Güngör, İsmail Şimşek ve kısa süreliğine Bitlisli Metin Hoca aldı bayrağı ve eğitmenliğimizi yaptı. Kemal Köprücü hocamız ve Gençlik Spor İl Müdürlüğü'nde görev yapan memurlar az çekmemiştir bu ilk kursiyerlerden. O ilk kurs günlerinden hatıramızda geriye kalan isimler şöyle: Fatih, Melek, Kürşat, Sevgi, Halit, Semavi, Sedat, Serdar, Ferdi, Mahmut, Murat... Hababam'dı biraz bu ilk ekip, uzun yıllar sonra ilk göz ağrılarıydı Bayburt dağlarının... Çok şımartıldıklarındanmıdır, başka bir şeyden midir bilemem ama Halit ve Emre (Emre, o günlerde minikler grubunda ve yarım metre boyunda bir felaketti) dışında, hepsi dağlardan erken emekliliğe ayrılmış, Bayburt dışında küçük derecelerle yetinmişlerdir. Hepsinin de o yıllardan kalma kupa ve madalyaları vardır evlerinde. Ve hala çok sever, çok özlerler dağları...


EMANET
diyor ki:
|
Kayak sporumuzun en önemli temsilcilerinden birisi hiç şüphesiz, Muzaffer Demirhan'dır. 1932 yılında Gümüşhane'de doğan Muzaffer Demirhan, kayak yaşamının büyük bir kısmını Bayburt'ta geçirmiştir. Daha doğrusu Bayburt'ta kendisine iş olanağı sağlanmış; o günkü koşullarda kayak sporunun geliştirilmesi ve sevdirilmesi için azami gayret sarfedilmiştir... Muzaffer Demirhan, Türkiye Şampiyonluğunu 15 yıl aralıksız sürdürmüştür. Kayak sporu dalında milli formamızı 119 kez giymiştir. 1948, 1956, 1960 ve 1964 Olimpiyatlarında ülkemizi temsil etmiştir. Değerli sporcumuz emekli olduktan sonra, Bursa- Uludağ'da bir müddet hocalık yaptı. Bursa'da Gümüşhaneliler Derneği'nde yaptığımız özel sohbetlerde "Bayburt'umuzu" dilinden hiç düşürmezdi. O eski günleri yâd ederken Bayburt'u ve Bayburtluları çok sevdiğini her zaman gururla ifade ederdi. Cana yakın, mütevâzı kişiliğyle dikkati çeken değerli sporcumuz, bir Gümüşhane ziyaretinde vefat etmiştir. Kendisine Allah'tan (c.c) rahmet dilerim... * Dilerim ki, Bayburt'umuz bu spor dalında o eski görkemli günlerine yeniden döner; daha nice ünlü kayakcıların yetişmesine vesile olur.... * Bu dosyayı hazırlayan, başta genç editörümüz olmak üzere, emeği geçen herkese başarı dileklerimle; selâm ve sevgilerimi sunarım... EMANET |
Mehmet
diyor ki:
| Bu yazıyı hazırlayıp sunan Bayburt Postası diğer sitelere göre çok kaliteli yayın anlayışına sahip hem görsel hem yazı boyutuyla.Resimler çok güzel, en az yazı kadar bir şeyler anlatıyor.Fakat bir şey söyleyeceğim, kayak taki başarı binbir iftira ile kapatılan halkevlerinin desteği ile sağlanmıştır.Sanırım burası biraz es geçilmiş.Kolay gelsin. |
Suat
diyor ki:
| Muzaffer Demirhana bayburt tarihinde yer verip onu tanıyanları gururlandırdınız. kendisi gümüşhanelidir büyük kayakçıydı efsane sporcuydu duayendi kısacası gümüşhane tarihinin en başarılı sporcusudur. kendisini tanıyanlar tanıyanlar adına bayburt postasına teşekkür ederim sağolun varolun. |
Fatih Yavuz
diyor ki:
| Bu mükemmel eseri bizlerle paylaşan Semavi abime çok teşekkür ediyorum. Sizin zamanınızda yapılan kayağın tadı, havası,sporcuları çok farklıydı...Kürşat abi,Semavi Abi, Mahmut abi Sedat Abi, Ferdi Abi ve Serdar Abi daha ismini hatırlamadığım diğer büyüklerim hepinizi saygıyla selamlıyorum... |
Salih Cengiz
diyor ki:
| Kayak sporuna gönül verenler için, oldukça doyurucu bir dosya.. Memleketimizin kayak sporunda ne kadar önemli bir coğrafya olduğunu bilmeyenler için, önemli bir kaynak ve tarihsel bilgileri; derin araştırmalar sonucu ortaya çıkardığı ve bu değerli çalışmaları, yine çok akıcı ve edebi dille aktaran değerli yazarımız Semavi G.Ardahan'a emeklerinden dolayı teşekkürü borç biliriz.. |
- Çoruh Vadisi barajlarla donatılıyor
- “Annemle Bayburtlu, babamla Trabzonluyum”
- Demiryolu sevdası onlarıda bir araya getirmişti
- Bayburtlu Ziveroğlu Yüzbaşı Şehit Agâh
- Türkçe Olimpiyatları markalaşırken








