Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa DOSYA Tüm Dosyalar Zirveden inmeyenler (1)

Zirveden inmeyenler (1)

e-Posta Yazdır PDF

Millî Kayak Ekibi (soldan sağa) Dursun Bozkurt, Osman Yüce, Kerami Sakarya, Tahsin Modaoğlu, 1948’de St. Moritz’de Kış OlimpiyatlarıBayburt Postası, kış çilesinin bittiği ve baharın müjdelendiği bu güzel günlerde çok özel bir dosyayı daha sizlerle buluşturuyor. Semavi Ardahan’ın hazırladığı dosya, zirveye yakışan adamların gölgesinde Türkiye ve Bayburt Kayak tarihine ışık tutuyor. İki bölüm halinde yayınlayacağımız bu dosya, umarız Bayburt’un karlı zirvelerinde yankı bulur ve zirveye yakışan adamların ruhuna kar tanesi sıcaklığında tutunur. İyi okumalar…  

BAŞLARKEN: Bu dosyamızda Bayburt Kayak tarihine uzanacağız. Erzurum, Kars, Bitlis ve Gümüşhane gibi çevre illerimizin spor tarihine baktığımızda bizim sporcularımıza yapılmış haksızlığı çok net görebiliyoruz. Oysa, anılmayı ve yad edilmeyi hak eden bir çok kayakçımız mevcut. Bayburt’ta başarılı bir mazisi bulunan kayak sporu, maziyi aratsa dahi günümüzde umut vaat ediyor. Bu nedenle maziyi bilmemizde yarar var. İşte bu dosyamızda bu bilinmeyene uzanacağız ve her türlü yokluğa ve ilgisizliğe rağmen bu spora emek verenlere kulak vereceğiz. Ünü yurt sathına yayılmış sporcularımıza vefa örneği olacak olan bu dosyamız, tarihi bilgiler ışığında kişisel hikayelere değinecek ve son durak olarak Kop Kayak Merkezi’nde son bulacaktır. Belirtmekte yarar vardır ki; Bayburt’un olimpik ve milli kayakçılarına ait bilgi notlarına ulaşmak adına ulusal basın arşivlerini taramış olsak ta, yine en doyurucu bilgi ve vesikalara Bayburt Postası arşivinden ulaştık.

Semavi Ardahan / Bayburt Postası

1. BÖLÜM

Dünyanın en eski sporlarından biri olan kayak; ihtiyaç olarak 5 bin, spor olarak 150 yıllık bir maziye sahiptir. Eskiden insanoğlunun ulaşım için karlı ve engebeli yörelerden geçiş için kullandığı kayak; zamanla askeri malzemeye, daha sonra ise yarışma aracı olarak benimsenmesi üzerine spora dönüşmüştür. İlk olarak 1866’da Cristina’da küçük çapta gerçekleştirilen bir yarışmayla dikkatleri üstüne çekmeyi başaran kayak sporu 1879’da Oslo’da büyük bir organizasyonla yapılan ‘’kayakla atlama’’ yarışmasının ardından, ‘’Alp Disiplini’’ ‘’Kayaklı Koşu’’ (mukavemet) ’’Snowboard’’ (tek kayak) ‘’Tekerlekli kayak’’ (çim kayağı) gibi çeşitli branşlar ile sonraki yıllarda hızlı bir şekilde gelişmiş ve geniş kitleler tarafından ilgi duyulan bir spor olmuştur.

Türkiye’de ve Türklerde ise dünya geneline oranla kayak, daha köklü bir geçmişe sahiptir. Kaynaklara göre milattan öncesine dayanan kayak, eski Türklerde ilk adıyla ‘’ivik’’ sonraki adıyla ‘’çana’’ olarak bilinmektedir. Hemen her konuda olduğu gibi o dönem devlet anlayışı ve padişahların gerekli alakayı göstermemesi üzerine Türk tarihinde ilk olarak 1914 yılında Kafkas cephesinde askeri amaç için kullanılmıştır. Uzun yıllar kışlalarda kullanılan kayak, sportif anlamda 1933’te bir öğretmen grubu öncülüğünde yapılan mütevazi bir yarışla bu defa Türk spor tarihindeki yerini nihayet almıştır.

Artık bu tarihten sonra, evvela ‘’Dağcılık ve Binicilik Federasyonu’’ kurulmuş, daha sonra olimpiyatlara katılmak suretiyle ‘’Dağcılık ve Kış Sporları’’ adı altında Bayburt, Eğirdir, Erzurum, Bursa, Ankara, Kayseri başta olmak üzere karlı yörelerde Halk evleri desteğiyle bölge bölge yayılmış ve gelişim göstermiştir. Uluslar arası kurallara uygun Türkiye'deki ilk yarışma Asım Kurt önderliğinde 1944’te yapılmış, uluslar arası ilk müsabakaya; kayaklı koşu dalında 1936’da, alp disiplini dalında ise 1948’de iştirak edilmiştir.

Aralarında Bayburtlu Milli ve Olimpik sporcularımız Dursun Bozkurt ve Ahmet Giray’ın da bulunduğu 6 kişilik kafileyle katıldığımız 1948 - SAINT MORITZ-İSVİÇRE kış olimpiyatları, ülkemiz adına olimpik anlamda ikinci bir katılım olsa da alp disiplininde milat olarak kabul görmüştür.

“Biz kazanmaya değil, öğrenmeye geldik’’

Daha öncesinde 1936’da yani savaş öncesi, GARMISCH PARTEN-KI RCHEN-ALMANYA’daki Kış Olimpiyatları’na Türkiye adına kayaklı koşu dalıyla 9 sporcu ile ilk katılım gerçekleştirilmiştir. Hitler'in açılışını yaptığı bu olimpiyatın, Türkiye açısından Guinness Rekorlar Kitabı'na giren hüzünlü bir anısı da vardır.
Yarışma bitiminde finişe gelmesi gereken tüm sporcular içinde bir sporcu eksikti. Çünkü Kayakçı Nasın Küçükarslan, pistin dışına çıkarak kaybolmuştu. Saatlerce süren arayışların ardından Küçükarslan’a ulaşıp finişe gelmesini sağlayan görevliler, Guinness Rekorlar Kitabı'na ''Gecikme Rekoru Kıran Sporcu'' olarak girmesine de ayrıca yardımcı oldular. Yarışma bitiminde takım halinde sonuncu gelen ekibimiz yine de ‘’idealizme en layık ekip’’ seçilmiştir. Çünkü sporcularımız o zaman ki medyaya “biz kazanmaya değil öğrenmeye geldik’’ demecini vermişlerdi.

1944 İlk Dağcılık Kursu / Kayseri - Erciyes / Dursun Bozkurt (Gümüşhane), Naci Alka (Isparta), Nihat Bentkaya (Kırklareli), Rıfat Tacettinoğlu (Kayseri), Zeki Özdem (Erzurum), Ziya Özova (Ordu)Zaten dünyanın en seçkin sporcularının bir araya geldiği bu olimpiyatlarda deneyimsiz Türk kafilesi için bir başarı beklenemezdi. Buna rağmen Türk medyası, Dünya medyasının aksine yarışma sonucunu becerisizlik olarak telakki edip faturayı üst düzey bir eğitim alamadan, uluslar arası bir müsabakaya sadece katılmakla görevlendirilen sporcularımıza kesmişti!

Halbuki her şeyde olduğu gibi burada ki sıkıntı sporcularımızdan değil, o zaman ki devlet anlayışının spora ve sporcuya duyduğu ilgisizlikten kaynaklanmaktaydı. Olimpiyatlara ilk defa katılan ülkemizin medyası, bu hüzünlü hatıradan gereken dersi çıkaramamış, aynı dertten muzdarip bir şekilde neredeyse bir asra yakın zamandır ‘’kayak sporuna teşvik’’ politikası üzerinde durmamıştır.

1936-GARMISCH PARTEN-KI RCHEN-ALMANYA’daki kış olimpiyatlarına katılan sporcularımızın başarısızlığından dolayı aldığı ağır eleştiriler SAINT MORIZT olimpiyatlarına katılımı da yadırgamış, fakat bu haksız yadırgayışa, aralarında Bayburt dağlarında yetişmiş üç ismin bulunduğu 130 sporcu içinden 50. ve 90’ıncılık arasında derece alınarak cevap verilmişti. Bu başarı o dönem İkinci Dünya Savaşı'na girmese de ekonomik anlamda oldukça zor günler geçiren Türkiye'de değerini korumuş, kayak sporuna olan bakışı değiştirmiş ve ilgiyi biraz daha artırmıştır. Daha sonraki yıllarda yani 1948 -SAINT MORITZ-İSVİÇRE kış olimpiyatlarına müteakip sırasıyla;

1956 - CORTINA D'AMPEZZO – İTALYA,
1960 -SQUAV VALLEY-ABD,
1964 - INSBRUCK – AVUSTURYA ve
1968 -GRENOBLE-FRANSA

…olmak üzere yapılan tüm bu olimpiyatlara ekonomik ve eğitimde ki yetersizliğe bağlı olarak zorunlu aralarla sporcu gönderen Türkiye, 1976 -İNSBRÜCK-AVUSTURYA’da yapılan olimpiyatlardan bu yana ara verilmeden temsil edilmiştir.

1948 - St. Moritz Olimpiyatları Asım Kurt, Dursun Bozkurt, Kerami Sakarya, Muzaffer Demirhan, Raşit Tolun, Osman Yüce, Ahmet Giray19 defa yapılan kış olimpiyatlarının gediklisi olmamıza rağmen, diğer ülkelere göre başarı çıtasını bir türlü yükseltemeyip, sporcu açığını hiçbir zaman kapatamadık. Rakamlar gösteriyor ki, 1982 yılına kadar ortalama sporcu sayısı 460 civarında iken, 1982’den sonra bu rakam ancak 2 bin 800’lere kadar çıkmış. Uluslar arası bir başarı için bu sayının çok az olması, söz konusu rekabet ortamının yaratılamayışı ve yetenekli sporcu tespitinde sınırlı kalınması; Türkiye'de kayak sporuna eğlence dışında başka bir anlam kazandırmamıştır. Ülkemizdeki kayak merkezleri birer eğlence merkezi olarak dünya turizmi seviyesine ulaşsa da spor olarak hep geri kalmıştır. Dolayısıyla kış olimpiyatlarına nazaran bir alt organizasyon olan Balkan Kayak Şampiyonası'nda dahi ancak 1968 yılında Burhan Alankuş’la 8'incilik elde edilmiştir. Bu aynı zamanda uluslararası ilk başarıdır. Daha sonra 1970 yılında Rıdvan Özbek’le Balkan Şampiyonluğu, 1975 yılında takım halinde Balkan 3'cülüğü, 1981 yılında yine Balkan Şampiyonası bayrak yarışında bronz madalya kazanıldı.

Bu tarihi bilgiler ne kadar gerçek ise sonuç bizim için o kadar vahimdir. Çünkü evveliyatına sahip oluşumuz bir tarafa, spor olarak neredeyse bir insan ömründen fazlasına tekamül eden Türk kayak spor tarihi ne yazık ki Balkan Şampiyonası dışında herhangi bir başarıyı bünyesine dahil edememiştir. Belki biraz acı tarif olacak fakat bir insanı çekirdekten itibaren sırf bu spor için yetiştirsek nihayet o zaman sondan birincilere değil, ilk ve de enlere sahip olabilirdik! Çünkü hiçbir hal yok ki, ilgili alandaki sorunlar ve problemlerin tespiti sonucunda bir gün mutlaka başarı gelmesin. Dünya çapında, sporun birçok alanında olduğu gibi kayakta da henüz derece elde edememiş ülkemizin bu konudaki eksiklerini ve yapılması gerekenleri başarı temennisiyle bu spora gönül vermiş uzmanların yetki alanında bırakalım. Köküne sahip olduğumuz bu spor dalının neresinde yanlış neresinde doğru yaptığımız bir yana, bir gün mutlaka zirve yapacağımız günün inancıyla, Türkiye genelinde başarılı bir geçmişe sahip olan ve yeniden umut vadeden Bayburt’a geçiş yapalım…

Devamı: Zirveden inmeyenler (2)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (0)add comment

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
Son Güncelleme ( Çarşamba, 26 Ekim 2011 23:06 )  

Haber Arama

Online Kişi Sayısı

Şuanda 187 konuk çevrimiçi

Dosya Özel

 

Bitmeyen bir sevdanın öyküsü...

Bu proje, ülke ekonomisinin kalkınması için, demiryollarının önemini kavramış bir...

 

Bu kaçıncı değer yağması?

YORUM HABER – Tarih 22 Ekim 1990… Keyifli bir gün… Keyiften de öte, coşkulu bir b...

 

Üzengili'de izler silinmiş ama yürekler hâlâ buruk...

Bayburt Postası - Üzengili köyü…   Eski adıyla Aşhanas… 1993 yılının Ocak a...

 

Bayburtlu Mayer

Bayburt Postası - “Erzurum’da  yapılacak olan müsabakalar için hazırlık yaptı...

 

Yetmişli yıllarda, Bayburt’ta mutluluk!

"Bir bölgenin küçük ya da mahrumiyet bölgesi oluşu; o bölgedeki ki hayatın, sess...

 

“Taştan Hilal” mutlu, ya biz?

“Ey koca mimar! Batı’da gittiğimiz en uç diyarımız Mostar’da öyle bir köprü ...

 

MTA Raporuna göre Bayburt taş cenneti

Bir şehir “meşhur” öğeleriyle öne çıkar. Sanayi, tarım, kültür, spor, turizm...

 

CHP, son seçim zaferini onunla kazanmıştı

1973-1977 yılları arasında  Bayburt Belediye Başkanlığı görevini yürüten Nihat ...
AddThis Social Bookmark Button

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3659618

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar

Anket

Göç ederek gurbete çıkanlar, sıla hasretini nasıl giderebilir?
 

Bülten Üyeliği