Lor dürer söylerim Bayburt türküsü...

Bayburt Postası - Asıl adı Ali Sırrı Çoban. 1962 Bayburt doğumlu. Kendi deyimiyle yakın akrabaları ve okul arkadaşları hariç bu isimle onu tanıyan yok. Bayburt’un 30 yıllık kültür hayatında Aşık Süphani olarak var olmuş bir isim. İrşadi, Celali, Ağlar Baba,  Hicrani, Hilmi, Esmani, Şaşkuni gibi halk ozanlarından sonra son çeyrek asırdır Bayburt’ta aşıklık geleneğini sürdürenlerin başında geliyor. Bayburt Postası olarak, Aşık Süphani’nin sahnelerde yer alışının 25. yılında kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirdik. Çoruh kenarında içilen demli çaylar eşliğinde gerçekleştirdiğimiz bu sohbet sırasında, sazsız bir Aşık Süphani neler söyleyebilir, onun peşindeydik.

Lor dürer söylerim Bayburt türküsü...

Aşık SüphaniBayburt Postası - Asıl adı Ali Sırrı Çoban. 1962 Bayburt doğumlu. Kendi deyimiyle yakın akrabaları ve okul arkadaşları hariç bu isimle onu tanıyan yok. Bayburt’un 30 yıllık kültür hayatında Aşık Süphani olarak var olmuş bir isim. İrşadi, Celali, Ağlar Baba,  Hicrani, Hilmi, Esmani, Şaşkuni gibi halk ozanlarından sonra son çeyrek asırdır Bayburt’ta aşıklık geleneğini sürdürenlerin başında geliyor. Bayburt Postası olarak, Aşık Süphani’nin sahnelerde yer alışının 25. yılında kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirdik. Çoruh kenarında içilen demli çaylar eşliğinde gerçekleştirdiğimiz bu sohbet sırasında, sazsız bir Aşık Süphani neler söyleyebilir, onun peşindeydik.

Peşinden sürüklenip gittiğimiz bu söyleşiyi; bir şehrin kendi insanına, kendi değerlerine sırt çevirişinin belgesi olarak sunuyoruz:

- Ne zaman başladınız şiir yazmaya, “aşık” oluşunuzun hikayesi nedir?
- Öncelikle şöyle diyeyim çile çekmeyen aşık olamaz. Her insan şiir yazamaz, her insan şair olamaz, her insanda aşık olamaz.  Küçük yaştan beri kalktık baba mesleği dağlarda çobanlık yaptık. Hamallık yaptık. Daha doğrusu her işi yaptık. O dönemlerde yaşayan veya rahmetli olmuş, örnek vermek gerekirse Celali Baba’nın, Hicrani, İrşadi, Burhani’nin kitaplarını okudum. Bende de bu duygu, işte o zamanlar başladı. Şiir yazdım, saz çaldım. Zamanla Bayburt Kurtuluş Gecelerinde çıktım söyledim. Daha sonra gurbet hayatına atıldım. 1978’de gurbete gittim. Derken baktım ki şiir yazma yeteneğim iyice gelişti. Askerden sonrada bu işe aktif olarak atıldım. Asker ocağında mevcut şiirlerimi elden geçirdim. Şiiri bir yazmak var, birde yazdıktan sonra şiirine göz atmak var. Daha önceleri yazdıklarımla şimdikiler arasında dağlar kadar fark var. Çünkü insan okudukça edebi manada kendini geliştiriyor. Mesela ben Necip Fazıl Kısakürek hayranıyım. Tüm kitaplarını okudum. Aşıklıkta bilirsiniz atışma vardır. Onun için kelime hafızanızın iyi olması gereklidir. Çünkü anında cevap veriyorsunuz. Ayrıca şiir bir duygudur, bir anda gelir yazarsın. Aşıklıkta en önemli şey anında söylemektir. Benimde bu kabiliyetim iyidir. Mesela yönetenler bir kafiye verir. Bizde o kafiyeye göre atışırız. Bir çeşit er meydanıdır orası.

Aşık Süphani - Aşıklık geleneğinde de usta-çırak ilişkisi var. Kimdir sizin ustanız?
- Allah rahmet eylesin. Nevzat Karaoğlu’dan (Şaşkuni) çok şeyler öğrendim. Ustam ise Gümüşhane’nin Kelkit İlçesinden Aşık Kulnuri’dir. Bunun yanında Nevzat Amca’da ustamdır. Ben bir şiirimde diyorum ki; “Onatlı sene dolaştım gurbet, Kamil meclisinde dinledim sohbet.” Bu ne demektir? Yani halktan aldığımızı halka satıyoruz. Zaten aşığın sözlük anlamının biri de gezgindir. Bizde gezip dolaşıp öz kültürümüzü insanlarımıza aktarıyoruz. Aşıklıkta zaten Orta Asya’dan Dede Korkut’la gelen bir öz kültürümüzdür.  

- Süphani mahlasını nasıl aldınız?
- Amcam ben doğduğumda ismi Süphan olsun demiş. Şimdi her aşığın bir mahlası vardır. Bizde bu seviyeye gelince mahlas olarak Süphani mahlasını kullandık. Okul arkadaşlarım hariç beni Bayburt’ta herkes Süphani olarak bilir. İsmiyle hiç alakası olmayan mahlaslarda vardır. Mesela Aşık Reyhani’nin asıl adı Yaşar’dır. Ustası Hicrani Baba ona Reyhani mahlasını vermiş.

- Kaç şiiriniz var?
- Yeni çalışmalarımla beraber tam olarak sayı veremem ama şöyle diyeyim 400’ün üzerinde. Bunun bir kısmı Bayburt’a yazılmış şiirler, vatanımıza bayrağımıza yazılmış şiirler. Önce can, sonra canan. Önce kendi memleketini seveceksin ki, vatanını da sevesin. Ben bir Bayburt aşığı olarak Bayburt’un yüz seksen pare köyünün hemen hemen hepsini gezdim. Aşıklık gezip görmeyi gerektiriyor. Demiştim ya askerden sonra yani 1984 itibariyle sahne aldım. Aşıklar kervanına girişimin 25. yılındayım. 25 yıldır yazıp söylüyorum.

- Aşık geleneği çok önemli bir gelenek. Daha eski zamanlarda bu gelenek daha canlı idi. Şu an bu geleneğin gitgide yok olduğunu gözlemliyoruz. Sizin bu konuda ki düşünceniz nedir? Bu gelenek yaşayacak mı?
- Hayır. Aşıklık ölmez. Belki günümüz gençleri bu sanat dalına pek meraklı değiller, bundan dolayı karamsar düşünülebilir ama her zaman birileri illaki çıkar. Aşıklık kutsal bir ocaktır. Bekçisi de bitmez, sevdalısı da. Gençlerimizin bir kısmı da bizleri önemsiyor ve dinliyor. Bu bir kısım gider tamamını bulur. Onun için aşıklık ölmez. Ben bir şiirimin sonunda şöyle demiştim:

Senelerce sana söyleyip durdum
Kadrini kıymetini bilir mi Bayburt
Candan çok sevdiğim ey aziz yurdum
Acaba arayıp bulur mu Bayburt

Gurbetten sılaya perde aşıklar
Sahipsiz düşmüşler derde aşıklar
Gelip geçmiş cümle nerde aşıklar
Bu hisseden mana alır mı Bayburt

Al ayak altına nefsinden sakın
Şöyle bir göz at sağınla soluna bakın
Emri hak bakidir ölüm hep yakın
Bir daha Süphani gelir mi Bayburt.

Söyleriz ama gelir ve aşıklık ölmez. Burada sitem yoktur. Kıymet bilme adına tavsiye vardır. Sitem yapmam. Ben memleketimi çok seviyorum. Gittiğim her yerde Bayburt’u anlattım. Bayburt’a söz söyletmedim. Buradan da ayrılamam. Sanki birisi bağlıyor beni. Bayburt’un tek bir cümlesi geçti mi duygulanırım. Benim ki farklı bir sevgi.

Süphani, Murat Okutmuş'un sorularını Çoruh'un kıyısında Şehit Nusret Parkı'nda cevaplandırdı...- Süphani olarak aşıklığı nasıl tanımlarsınız?
- Aşık öncelikle dürüst olacak. Halkla iç içe olacak. Halka bir şeyler vermek istiyorsa, dürüst olacak ki kendini dinlettirebilsin. Bir şeyler verebilsin. Aşıklık bir gönül sanatıdır. Bizde bu anlamda Bayburt’ta yıllardır çaldık söyledik. Ayrıca tiyatroda oynadım. Sahne kültürüm fazladır sizin anlayacağınız. Bayburt folklor derneklerinde yetiştim. Bayburt’un 30 yıllık kültürel faaliyetlerinde mutlaka Süphani’ye rastlarsınız. Derneklerin kapılarında beklerdik ki, bize bir görev versinler. Düşünebiliyor musunuz özveriyi ve saygıyı! Ama şimdi bazı gençlerimiz internet filan derken derneklerimize girmiyor. Tabi burada sözüm sadece gençlerimize değil. Derneklerimizde de hata var. Bugün birçoğu tabela dernekçiliği yapıyor. Yani sosyal kültürel faaliyet yok.

- Dışarıdaki Bayburtluların ilgisi nasıl?
- Biz dışarıda daha çok başka memleketlerin derneklerince çağrılıyoruz. Ramazan çadırları kuruluyor, gidiyoruz. Mesela Urfa’nın sıra geceleri var. Bayburt’ta da ‘Tandır Geceleri’ olsa ne olur? Bu tür şeyler olması lazımdır. Bayburt bir kültür yatağıdır. Ben senelerimi verdim Bayburt’u tanıtıyorum. Tabi biz birer fidandık. Ustalarımız bizleri suladı ve çiçek vermeye başladık. Bugün Kültür Bakanlığı’na kayıtlı halk ozanıyım. Kültür Bakanlığı’nın ‘Sanatçı Tanıtım Kartı’ sahibiyim. Bayburt’ta ilktir. Ama tabii insan ilgi bekliyor. İlla maddi olarak değil. Ben şu ana kadar bana şu kadar para vereceksiniz diye hiç pazarlık etmedim. Manevi olarak destekten bahsediyorum. Destek olacak ki daha çok üretebilesin.

- Destek vermek isteyenler belki de vardır… Ne yapacaklarını bilmiyorlardır!
- Aşıklık geleneğini yaşatma adına Bayburt’ta tek başımayım. Gelsinler bizlere yardımcı olsunlar. Bu kardeşlerine yardımcı olsunlar. Bende bu kültürü daha verimli bir şekilde yürüteyim. Bu konu hakkında panel düzenlensin. Aşıklığın anlatılacağı bir panel çok isabetli olur. Bizim kendi sanatçılarımıza değer vermemiz lazımdır. Sadece ben değil bugün Bayburt’ta her türlü müzik aletini çalan yetenekli gençlerimiz var. Sahip çıkılması lazımdır.

- Sizi en çok etkileyen atışmayı hatırlıyor musunuz? Hani susup kaldığınız veya susturup ayrıldığınız?
- Mesela Ustam Kulnuri ile ilk çıktığımda kızardım, bozardım hatta ağladım ama dedim ki daha çok kendimi geliştirip bunu tam anlamıyla başaracağım. Sonrasında Aşık Reyhani, Murat Çobanoğlu gibi isimlerle çıktım söyledim, atıştım. Beni de çok severdiler Allah rahmet eylesin. Bunlardan ayrı bir çok kişiyle atıştım. Bir şey söyleyeyim gülmeyin. Cep telefonundan mesajla bile atışıyoruz. Mesela Bayburt’tan çok saygı duyduğum Mustafa Kayalı var. Fırkati mahlasıyla şiirler yazar. Onunla atışıyoruz bazen mesaj yoluyla. Mustafa Kayalı’nın şiirleri mükemmeldir. Bizim gibi çıkıp söylemez ama şiir yazmak onun işidir diyeyim anlayın. Kendisinden Hicrani tadı alıyorum. 

(Cep telefonundan yapılan atışmalar çok ilginç ve keyifli. Bu nedenle Aşık Süphani’nin cep telefonu kayıtlarına el koyduk. Bakalım, cep telefonu vasıtasıyla atışmak nasıl bir şey! Aşık Süphani ve Fırkati'nin (Mustafa Kayalı) cepten atışması çok yakında www.bayburtpostasi.com.tr de…)

- Türkiye’de aşıklar gerekli ilgiyi görüyor mu?
- Ben bu sorunuzu kendi açımdan cevaplamak istiyorum. Ben her yere gidiyorum. Türkiye’yi karış karış dolanıyorum. Yalan değil, ilgi görüyoruz. Tabi bu noktada kendi yöremiz çok önemli. Celali, Hicrani, Hilmi, Şaşkuni ve daha niceleri... Her yerde bir, her yörede belki bir, bilemedin iki tane çıkar ama Bayburt bir aşık otağıdır. Dört tane kaset yaptım. Bu saydığım isimleri hepsini yadeddim o kasetlerde. İlk kasetim “Toprak Yapımız” ismini taşıyor. İkinci olarak “Şehit Çağlayana Ağıt” daha sonra “Yar Deli Gönül” ve son olarakta “Beni Benden Sorma”. Kasetlerim Allah’a şükür ilgi gördü. İLESAM üyesiyim. Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi, 11 cilt olarak yayınlandı. Orda bize de yer vermişler. Hayatımızdan bahsetmişler. Bunlar güzel şeyler. Bak işte aşıklara ilgi var. İnşallah daha iyi olur.

- Bayburt’a aşık olarak hizmet vermenin ne tür zorlukları var?
- Bayburt’a kim hizmet ederse ben ona kurban olurum. Bayburt denildi mi orda duracaksın. Bak yine bir şiirimde dedim ki:

Değişmez lisanım heç gülme bana
Künyemi okusan özüm Bayburtlu
Kötü söz yakışmaz asla ağzıma
Dilimde ifadem sözüm Bayburtlu

Tahsilimde yoktu dolaştım gurbet
Kamil meclisinde dinledim sohbet
Etmedim kimseye yakışmaz gıybet
Kızarmayan çehrem yüzüm Bayburtlu

Düğünde oynarım kederde gülmem
Doymadığım yerde aç oldum demem
Muhtaç olsam vallah namerde getmem
Merde gönül seren gözüm Bayburtlu

Şehitler kanıyla yoğrulan dağlar
Çoruh zemzem gibi akarak çağlar
Kalesi yüksekte koruğu bağlar
Harmana dökülen düzüm Bayburtlu

Süphaniyim ben böyle derim
Tarihim Bayburt’tur buradır yerim
Yanarım aşkıyla söylemem sırrım
Nesilden yetişen kuzum Bayburtlu

Yani, ben Bayburt’u bu derecede sever ve zorluklarına da katlanırım.

- Daha başka sevdalarınız…
- Benim babam Çoban Murat’tır. Çoban Murat’ın oğluyum. Şu gördüğüz dağlarda çok anılarım vardır. Burada doğdum, buraya hizmet etmekten de gurur duyuyorum. Her yerini bambaşka severim. Bayburt ismini duydun mu, kızarır bozarır dolarım. Daha başka sevdam da budur.

- Göç kervanına katılmayı düşündüğünüz oldu mu?
- Yok kesinlikle. Ben buradan başka bir yerde yaşayamam. . Buradan da belirtmek istiyorum, elimizden gelen ne varsa şehrimiz için yapalım ve artık bu göç olayı dursun.

- Senelerdir tanıtım elçisi gibi dolaşıyorsunuz… Bu gezilerinizden şu an birden aklınıza gelen ilginç bir anektot var mı?
- Sık sık yurt içinde, bazen de yurtdışına çıkıyorum. Genelde beni Bayburtlular çağırmıyor. Gümüşhaneliler, Sivaslılar, Erzincanlılar daha çok önemsiyor ve davet ediyorlar. Bu sayede de yurtdışına çıkmış oluyoruz. Ama gittiğim yerlerde derneklere uğrarım her zaman. Oralarda da gözüm Bayburtluyu arar. Dernekleri soruyorum, buluyorum, gidiyorum… Sağ olsunlar ilgileniyorlar, misafir ediyorlar. Ama bir davetiye almadım Bayburtlulardan. Kimseye küskünlüğüm yok ama ilgi göstermeleri lazım. Beni Sivaslılar arıyor da, çağırıyor da Bayburtlu niye çağırmasın. Ben gidip oralarda Bayburt’u söylüyor, Bayburt’u temsil ediyorum.

- Sizden sonra aşıklığa devam edecek bir çırağınız var mı?
- Benden sonra devam edecek insanların olması için maddi sorunu olmayan birilerini bulmak lazım. Herkes düşmüş geçim derdine. Ahbunus Köyü’nde Durali diye bir kardeşim var. Her zaman bir araya gelemiyoruz ama Durali kardeşim bu mesleği icra edenler arasında. Daha başkasını soracaksan genç nesilden başka kimse yok. İsterim olmasını, inşallah olur.

- Güzel bir sohbet oldu. Çok teşekkür ederiz. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
- Evet, içimde uhde olarak kalmasın. Mesela daha geçtiğimiz günlerde Dede Korkut Şenliklerinin 15. sini yaşadık. Dede Korkut bir Halk Ozanı’dır. Günümüzde onu memleketimizde temsil edenlerden biri de benim. Ama bir yarım saatlik bir sahneyi bize çok gördüler. Bunu bize yapmasınlar. Ben o kadar yılımı verdiysem, bunu hak ediyorum diye düşünüyorum. Yine tekrarlayayım, kimseye küskünlüğüm olmaz. Sadece bunlar birer istektir. Buradan Bayburtlulara da sesleniyorum. Herhangi bir programınızda çağırın, emredin geleyim, gelelim. Para falan önemli değil. Bayburtlunun olduğu her yerde bende olurum, sazımda olur… Bende, sazımda başka bir şey beklemez, istemez.

Sanat Yapanda

Yirmi küsür senedir halka ozanım
Sanatçı olmadım sanat yapanda
Vatana şehide destan yazanım
Sanatçı olmadım sanat yapanda

Sofrada yemeğe uzanmaz kaşık
Hiç tutan olmadı bize bir ışık
Kâh ozanım, kâh eyledi aşık
Sanatçı olmadım sanat yapanda

Kuruya kurbanım olmamak lazım
Birazda olacak sitemim nazım
Yurdun dört yanında ötüyor sazım
Sanatçı olmadım sanat yapanda

Hep aslan kesildi gezen kediler
Birileri sofra kurup yediler
Çoğuna sanatçı, sanat dediler
Sanatçı olmadım sanat yapanda

Süphani dert döktü tam geldi yeri
Servetim dostluğum hem alın teri
Hizmetim yaş ondört o günden beri
Sanatçı olmadım sanat yapanda

Bayburt Türküsü

Sazımda nağmesi dilime düşmüş
Yar sorar söylerim Bayburt türküsü
Nice sevenleri aşkıyla coşmuş
Bar kurar söylerim Bayburt türküsü

Kıvrılmış Çoruh’un nazlı akışı
Yükseğinde kalen hoştur bakışı
Her yönden güzeldir baharı kışı
Kar kürer söylerim Bayburt türküsü

Süphan’ın gönlünde ebedi yaşa
Gönül zenginliğin olmuştur paşa
Tandırında pişen sıcak lavaşa
Lor dürer söylerim Bayburt türküsü

 

YASAL UYARI; www.bayburtpostasi.com.tr adresinde yer alan resim ve haberlerin tüm hakları saklıdır. Yeniden basılması, dağıtılması, gerçek veya elektronik ortamda kullanılması izne bağlıdır. Kaynak gösterilmeden ve ilgili sayfaya link verilmeden kullananlar hakkında yasal işlem başlatılacaktır.

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner268