Dilencinin mumu Bayburt'ta sönermiş haberi

Dilencinin mumu Bayburt'ta sönermiş

Dilendirmezler gönüllerinde katı bir merhamet,  ruhlarında 'Müslüman dilenmez, dilendirilmez' emelini taşırlar." diyor Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti’nin 1913 tarihli kuruluş nizamnamesi. Bayburt, 1800'lü yılların başından itibaren Rus işgaline uğramış, Ermeni çetelerinin katliamlarından nasibini almış Anadolu'da Erzurum'a bağlı bir kaza iken kurulmuş bu cemiyet. Savaşın her anlamda yıkıcı etkisi yaşanırken kaza halkının işsizlikle, evsizlikle ve dahi açlıkla boğuştuğu bir dönem.

Dilencinin mumu Bayburt'ta sönermiş

Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti’ni örnek olarak gösteren tarihçi Taceddin Kayaoğlu, ''Bugün Anadolu insanı tarihte kurulan bu cemiyetten yola çıkarak 'Türkiye Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti' gibi dernekler kurup faaliyette bulunabilir'' şeklinde konuşuyor.Dilendirmezler gönüllerinde katı bir merhamet,  ruhlarında 'Müslüman dilenmez, dilendirilmez' emelini taşırlar." diyor Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti’nin 1913 tarihli kuruluş nizamnamesi. Bayburt, 1800'lü yılların başından itibaren Rus işgaline uğramış, Ermeni çetelerinin katliamlarından nasibini almış Anadolu'da Erzurum'a bağlı bir kaza iken kurulmuş bu cemiyet. Savaşın her anlamda yıkıcı etkisi yaşanırken kaza halkının işsizlikle, evsizlikle ve dahi açlıkla boğuştuğu bir dönem.

İşte böyle bir dönemde Kaymakam Tunalı Hilmi Bey'in önderliğinde toplanan kazanın esnafı, eşrafı, devlet görevlisi, sefaletle baş başa kalan Bayburt'ta insanların dilenciliğe mahkûm olmaması için 'Müslüman dilenmez, dilendirilmez' anlayışıyla bu sivil toplum hareketini başlatmış.

Önder Deligöz’ün kaleminden 

Böyle bir sivil toplum hareketinin Anadolu'nun küçük bir kazasında faaliyet gösterdiğini ortaya çıkaran kişi ise tarihçi yazar Taceddin Kayaoğlu. Cemiyetin kuruluş nizamnamesinin Erzurum ve Samsun'daki nüshalarını arşivlerden bulan Taceddin Kayaoğlu, ilk iş olarak Osmanlıca metni Türkçeye çevirmiş.

Ramazan ayında kurulan cemiyetin nizamnamesi, dilenciliğe çözüm olması açısından günümüze ışık tutacak 12 maddeden oluşuyor. Örneğin ihtiyaç sahibine anlık yardım etmek yerine soruna uzun vadeli çözüm bulmanın önemine dikkat çeken ikinci maddede şu ifadeler yer alıyor: "Cemiyet, işin, işlemenin dostudur; işsizliğin, dilenciliğin düşmanıdır. İmdi, işsizliği bahane ederek dilenciliğe girişmiş yahut girişecek olanlara iş bulmayı sadakanın en makbulü gibi tutar." Yani temel amaç, muhtaç kişiye para kazanabileceği bir iş bulup onu dilendirmemek. Bu arada dilencilikte ısrar edenler için de caydırıcı önlemler yok değil nizamnamede. Beşinci madde bu türden: "Köylü dilenciler, dilenciliklerine köylerinde de asla müsaade edilmemek, fakat köylüleri tarafından hallerine göre geçinmeleri temin edilmek üzere köylerine, kazalı olmayan dilenciler ise kazadan dışarıya hükümet vasıtasıyla tard edilir (gönderilir)." Aslında nizamnamenin en dikkat çekici bölümü dokuzuncu maddede geçen 'Müslüman dilenmez, dilendirilmez' ifadesi. Hatta daha da ayrıntıya inersek 'dilendirilmez' kavramı, ihtiyaç sahibi, yoksul ya da düşkün insanların toplumsal hayata kazandırılması üzerine düşünüldüğünde önemli bir çıkış noktası. Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti’nin bu anlayışını tarihçi Kayaoğlu şöyle değerlendiriyor: "Gerek 'Müslüman dilenmez, dilendirilmez!' düşüncesinde olanların faaliyetleri, gerekse 'Bu durumdan bir an önce nasıl kurtulurum?' diye çaba gösterenlerin gayretleri ideal toplumun inşasında önemli yapı taşları aslında. Ayrıca şu hususa da dikkat çekmekte fayda var: Genel itibarıyla dilencisiz bir toplum reel değildir, ütopya olmaktan öteye geçmez. Burada önemli olan, bir sosyal yardımlaşma ve dayanışma faaliyeti olarak görülen zekât müessesesinin iyi bir şekilde çalıştırılmasına gayret gösterilmesidir."

Taceddin KayaoğluBayburt'taki ihtiyaç sahibi insanlara iş bulup para kazanmalarını sağlayan, gerektiğinde para yardımı yapan Dilendirmezler Cemiyeti'nin üzerinde durulması gereken yönlerinden biri de üye profili. 'Hemşerilerinin el açacak konuma düşmelerine gönlü razı olmayanlar' diye tanımlayabiliriz onları. Posta müdürü Nuri Efendi, sıhhiye baytarı Abdurrahman Efendi, dava vekili Şerf Efendi, otelci Muhyiddin Efendi, bakkal Hasan Efendi ve dahası. Kendi insanına sahip çıkan bu heyet, Anadolu'nun günümüzde dahi sıkıntı yaşayan bölgelerinde yaşayan varlıklı kişiler için örnek alınması gereken bir topluluk olsa gerek. Meslek erbabı, işletme sahibi azaların varlığına işaret eden Taceddin Kayaoğlu, "Dolayısıyla meslek elitlerinin halkla içli dışlı olmaları, onları daha yakından tanımalarına imkan veriyor." diyor.

Bu arada dönemin kaza kaymakamı Tunalı Hilmi'nin çok yönlü, teşkilatçı, aktif ve çözüm üreten bir yapıya sahip olmasının göz ardı edilmemesi gerektiğini de belirtiyor tarihçi Kayaoğlu. Böylece cemiyetin iş bulma, ayni ya da nakdi yardım yapma gibi hususlarda sağlıklı adım atabildiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürüyor: "Haliyle cemiyetin bu dayanışmacı ruhu ortaya koyması, insanlar arasındaki kaynaşmayı da beraberinde getirecek bir hareket. Ayrıca bu türden faaliyetler zenginle fakirin bir kardeş gibi birbirlerini görüp gözetmeleri sonucunu doğurur, kardeşlik duygularını geliştirir. Biri 'Malımı diğer insanlardan, fakirlerden daha iyi nasıl korurum?' diye düşünmezken, diğeri de 'Acaba onun, zenginin malını nasıl elde edebilirim?' diye bir düşünce taşımaz."

Yüz yıllık derneğin akıbeti

Taceddin Kayaoğlu, yaklaşık yüz yıl önce Bayburt'ta kurulan Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti’nin anlayışını benimseyecek kurumların özellikle Anadolu'nun gelişmemiş şehirlerinde etkin rol oynayacağını ifade ediyor. Bu şehirlerde yaşayan zenginlerin, kendi memleketlerine, kendi insanlarına iş bularak, maddi yardım yaparak sahip çıkmasının sadece o şehirde değil tüm ülkede refah düzeyini artıracağını dile getiriyor. Cemiyetin başındaki Bayburt kelimesini çıkarıp memleketimizdeki herhangi bir ilin ismi konulduğunda nizamnamenin içeriğine dokunmaya bile gerek kalmayacağını vurgulayan Kayaoğlu, "Bugün Anadolu insanı tarihte kurulan bu cemiyetten yola çıkarak "Türkiye Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti" gibi dernekler kurup faaliyette bulunabilir." şeklinde konuşuyor.

Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti'nin kaç yıl faaliyet sürdürdüğü hakkında henüz bir bilgi yok. Cemiyetin nizamnamesini ortaya çıkaran Taceddin Kayaoğlu, bu sivil toplum hareketinin son buluşuyla ilgili kayıtların olmamasını şöyle açıklıyor: "Cemiyet feshedildiğinde geride en son kimler kalmış ise cemiyetin bütün varlığını alarak Edirne'ye götürmeleri kararlaştırılıyor ve kaydediliyor. Bununla ilgili bir çalışma yok. Tabii son bir iki asırdır darbe üstüne darbe yiyen bir yerde bütün şehir eşrafının da katılımıyla ortaya konulan bir eserin yıkılışını halktan gizleyerek bütün bütün ümit kapılarının kapandığını göstermemiş olmak, yani insanlara ümitsizlik aşılamamak. Çünkü her şeyin yıkıldığı, yok olduğu bir dönemde insanların bel bağladığı bir müessesenin de acziyet ifade etmesinin halk nazarındaki etkisi büyük olur herhalde."

Gönüllerinde katı bir merhamet var!

Bayburt Müslüman Dilendirmezler Cemiyeti Nizamnamesi'nin dokuzuncu maddesinde ‘dilendirmezler’ olarak tanımlanan cemiyet üyeleri hakkında şu ifadeler yer alıyor:

" Dilendirmezler, gönüllerinde "katı bir merhamet", ruhlarında "Müslüman dilenmez, dilendirilmez!" emelini taşırlar... Kim ki rast geldiğine sadaka vermekten kendisini alamaz; der-'akab zaafının keffâreti olmak, yani acıdığı kimseyi düşkünlükten mutlak surette kurtarmak emeliyle, vazifesiyle hükûmete yahut Cemiyet'e haber verir. Vermezse ikinci bir keffâret karşısında bulunarak Cemiyet sandığına hemen bir yıllık zekâtını, sadakasını yatıracaktır."

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.