banner164

Anadolu Beyliklerinden yadigâr Ulu Camiler

Anadolu'da birçok il ve ilçenin merkezinde ulu câmi vardır.  Bulundukları şehrin genellikle en büyük câmisi olma özelliğini hâlâ koruyan bu câmilerin büyük çoğunluğu ibadete açıktır. Çok az bir kısmı, sonradan yapılan daha büyük câmilerden dolayı, en büyük câmi olma vasfını kaybetmiştir. Söz konusu câmilerin bir kısmı da deprem veya yangınlar sebebiyle yıkılmıştır. Anadolu Selçukluları döneminde (1091–1290) Anadolu'da tek devlet, tek sultan hâkimiyeti vardı. 1243 Kösedağ Savaşı'nda Moğollara yenilen Selçuklular eski gücünü kaybedince, bütün Anadolu'ya yayılmış olan beylikler bağımsız kalmıştır.Dr. Nazım İntepe’nin kaleminden  

Anadolu Beyliklerinden yadigâr Ulu Camiler

Anadolu'da birçok il ve ilçenin merkezinde ulu câmi vardır.  Bulundukları şehrin genellikle en büyük câmisi olma özelliğini hâlâ koruyan bu câmilerin büyük çoğunluğu ibadete açıktır. Çok az bir kısmı, sonradan yapılan daha büyük câmilerden dolayı, en büyük câmi olma vasfını kaybetmiştir. Söz konusu câmilerin bir kısmı da deprem veya yangınlar sebebiyle yıkılmıştır. Anadolu Selçukluları döneminde (1091–1290) Anadolu'da tek devlet, tek sultan hâkimiyeti vardı. 1243 Kösedağ Savaşı'nda Moğollara yenilen Selçuklular eski gücünü kaybedince, bütün Anadolu'ya yayılmış olan beylikler bağımsız kalmıştır.

Dr. Nazım İntepe’nin kaleminden  

Dr. Nazım İntepeMüstakil kalan beylikler güçlerini artırmak ve varlıklarını çevredeki diğer beyliklere göstermek için, büyük bir yarışa girişmişlerdir. Bu hareketlilik Türk mimarîsine de canlılık getirmiş ve önemli âbidevî eserlerin inşasına vesile olmuştur. Böylece 13. yy'dan başlayarak 15. yy'ın sonuna kadar devam eden Beylikler Dönemi, sanat tarihi açısından Selçuklu mimarî özelliklerini yenileyerek devam ettiren, 'Beylikler Dönemi Mimarîsi' denen yeni bir mimarî tarzı netice vermiştir.

'Câmi-i kebîr' olarak da isimlendirilen ulu câmi¬ler, inşa edildiği be¬l¬dede yaşayan halkın cuma ve bayram namazını bir arada kılmasına imkân verecek şekilde tasarlandığından, yapıldığı dönemin şartlarına göre olabildiğince büyük inşa edilmiştir. Cuma namazı, kendi yurdunda yaşayan, hür her Müslüman erkeğe farz olduğu gibi, beyler de idare ettikleri bölgenin hür olduğunun bir ifadesi olarak ulu câmiler yaptırmışlardır.
Selçuklu döneminde inşa edilen ulu câmiler, Anadolu'da Selçuklu hâkimiyetini pekiştirmek için Selçuklu Sultanları tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Selçuklularından önce inşa edilmiş olan Güney ve Güneydoğu Anadolu'daki ulu câmiler ise, Memlüklüler ve Emeviler tarafından yaptırılmıştır. Anadolu Beylikleri Dönemi'nde (1290–1380/1402–1450) ise beyler, kendi yönetimlerinde bağımsız bir beylik veya devletçik olduklarını dosta düşmana göstermek için Anadolu'nun birçok yerine ulu câmiler yaptırmışlardır. Günümüzde büyük firmaların kendi adlarına gökdelenler yaptırarak güç gösterisinde bulundukları gibi, o zamanki beylikler de halklarına güven vermek; komşularına da, mâlî ve askerî güçlerini, mimarî zenginliklerini göstermek için ulu câmiler inşa etmişlerdir. Böylece idareleri altındaki halka kendi beyliklerinde yaşamanın emniyet ve huzurunu, yüksek minarelerden günde beş defa okunan ezanla ve câmilerde cemaatle kılınan namazlarla yaşatmayı hedeflemişlerdir. Dolayısıyla bir dönem Anadolu'da câmi-i kebîr veya ulu câmi yapmak 'bir iddia sahibi olmak' mânâsına gelmiştir; ulu câmi yaptıran veya adına ulu câmi yaptırılan şahıs, 'ya müstakil bir beydir veya sultan adayıdır.' Bağımsızlığın bir başka sembolü olan kendi adına gümüş veya bakır sikke kestirme ile ulu câmi inşaatları birçok beylikte aynı yıllara denk gelmektedir. Aydınoğullarının 1320, Saruhanoğullarının 1411, Karamanoğullarının 1421–1466, Hamidoğullarının 1320, Eşrefoğullarının 1320–26, Menteşe Beyliği'nin 1320, Candaroğullarının 1420, Danişmendoğullarının 1134 yıllarında sikke bastırmaları bu açıdan mânidardır.

Bayburt Ulu CamiiUlu câmiler, bulundukları beldelerin bir Müslüman yurdu olduğunun da bir ifadesi olmuştur. Ulu câmiler beyin oturduğu şehre ve diğer büyük şehirlere yapılmıştır. Çoğunun etrafına türbeler, hanedan mezarları (hazire), medrese, imaret ve hamamlar inşa edilmiştir.

Ulu câmiler, taştan veya taş-tuğla karışımından sağlam bir şekilde inşa edilerek, şehirlerin ortasına, yüksek duvarları, minaresi, taç kapısı ve kubbesi ile âdeta hürriyetin bir sembolü olan bayrak gibi dikilmişlerdir. Mimarî bakımdan farklı hususiyetler arz eden bu câmilerin çeşitli âyet ve motiflerle süslenmiş 'taç kapılar'ı, bulunduğu duvardan daha yüksektir. Câminin girişine, eseri inşa ettiren beyin adı, eserin mimarı ve yapılış tarihi kitabe şeklinde konurdu. Bu câmilerin birçoğunda taç kapıdan başka, hünkâr veya bey kapısı da bulunmaktadır. Bu câmilerin içlerindeki direk veya sütunların üstünde dam, tavan kubbesi veya kubbeler yükselirdi. Kemer ve sütunlarla ayrılmış bölümler; mihraba dik, paralel veya mihraptan bağımsız yapılırdı. Karamanoğullarının yaptırdığı câmilerinin çoğunun üstü düz damla örtülüdür ve iç mekânda nefler (binanın ana ekseni yönünde devam eden koridorlardan her biri) mihraba paraleldir.

Batıdaki beylik câmilerinde ya tek kubbe vardır veya bir tam kubbenin yanına yarım veyahut küçük kubbeler yerleştirilmiştir. Zamanın en iyi çinilerinden yapılan bu câmilerin mihrabı, bazen de çeşitli motiflerle işlenmiş taşlarla yapılırdı. Ulu câmilerin minberleri; abanoz, ceviz gibi uzun ömürlü ağaçların geometrik parçalarının 'kündekari' denen bir metotla çivi ve tutkal kullanılmadan birbirine geçirilmesiyle yapılırdı. Ayrıca minberin dış tarafı çeşitli yazı veya motiflerle süslenirdi. Afyon, Sinop, Manisa ve Bursa'daki ulu câmilerin minberleri bu yönüyle en meşhur olanlardır. Ulu câmiler, inşa edildiği çağın en iyi aydınlatma usulüyle aydınlatılırdı. Bu câmilerin mutlaka taş veya tuğladan yapılmış ve çeşitli unsurlarla süslenmiş gösterişli minareleri bulunurdu. Kubbeler zamanın şartlarına göre keresteden, tuğladan veya kurşun kaplı yapılırdı.

Türkiye'deki en ünlü ulu câmi, Bursa Ulucâmiî'dir. Bu câmi; Yıldırım Bayezid'in Niğbolu Savaşı'na çıkarken adadığı yirmi câmi yaptırma sözüne karşılık, zafer sonrası, damadı Emir Sultan'ın: "Sultanım yirmi yere câmi yapmak yerine, yirmi kubbeli bir câmi-i kebîr inşa ettirilerek, hem cuma ve bayram namazlarında artan cemaatin ihtiyacı giderilse, hem de devletinizin büyüklüğü gösterilse..." mealindeki teklifine Yıldırım'ın: "Adağım yerine gelir mi?" sorusuna müspet cevap alması neticesi, 1399 yılında Mimar Ali Neccar'a yaptırılmıştır. Yapıldığı zaman, tek kapalı mekândaki en büyük câmilerden biri olduğu için, Mekke'deki Kâbe, Medine'deki Mescid-i Nebevî, Kudüs'teki Mescid-i Aksa ve Şam'daki Emeviye Câmiî'nden sonra 'beşinci makam' olarak kabul edilmiştir. Bugün 200'e yakın hat levhasıyla yaşayan en büyük hat müzesidir. Câminin doğudaki taş, batıdaki de mermer kaide üzerinde yükselen tuğladan yapılmış iki minaresi vardır.

Osmanlı'nın beylikten çıkıp, devlet hüviyetine büründüğü (1413–1453) ve cihan devleti olma yolunda ilerlediği (1453 sonrası) dönemlerden sonra yapılan büyük câmilere ulu câmi denilmemiştir. Bu câmiler, inşa ettiren sultanın adıyla -meselâ Fatih, Bayezid, Süleymaniye, Selimiye gibi isimlerle- anılmıştır; genel olarak da, 'selâtin' (sultanların yaptırdığı) câmi olarak isimlendirilmiştir. Küçük beldelerde yapılan büyük câmilere de 'çarşı câmiî veya merkez câmiî' denmiştir.

Tespit edebildiğimiz ulu câmileri, onları inşa ettiren bey veya sultanları, bu câmilerin bulunduğu şehirleri, inşa tarihlerini, mimarlarını yâd-ı cemîlle anmak için burada zikredeceğiz:

1. Adana Ulu Câmiî: Ramazanoğlu Halil Bey tarafından 1541 yılında yaptırılmıştır.
2. Afyon Ulu Câmiî: Sahibata Nusreddin Hasan Bey tarafından, 1277 yılında Mimar Emir Hacı Bey'e yaptırılmıştır.
3. Akhisar Ulu Câmiî: Eski bir kilise üstüne Saruhanlı Beyliği zamanında yapılmıştır.
4. Aksaray Ulu Câmiî: Karamanoğlu 2. Mehmet Bey tarafından, 1409 yılında Mimar Mehmet Firuz Bey'e yaptırılmıştır.
5. Arapgir Ulu Câmiî: Yaptıranı belli değildir. 14 yy. eseri olduğu anlaşılmaktadır.
6. Bayburt Ulu Câmiî: 1222 tarihli Arapça bir kitabesi vardır. Yaptıranı bilinmemektedir.
7. Birecik Ulu Câmiî: Memlüklü Sultanı Melik Eşref Şaban tarafından 1244'te yaptırılmıştır.
8. Birgi Ulu Câmiî: Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1312 yılında yaptırılmıştır.
9. Bursa Ulu Câmiî: Yıldırım Bayezid 1399 yılında Mimar Ali Neccar'a yaptırmıştır.
10. Çorum Ulu Câmiî: Selçuklu Sultanı 3. Alaaddin Keykubat zamanında, 1306 yılında yaptırılmıştır.
11. Divriği Ulu Câmiî: 1. Alâeddin Keykubat zamanında, 1228–1229 yıllarında Mimar Ahlatlı Mugis oğlu Hurrem Şah'a yaptırılmıştır.
12. Diyarbakır Ulu Câmiî: Araplar tarafından 639 yılında Mor Toma Kilisesi bozularak câmiye çevrilmiştir. Selçuklu Sultanı Melikşah tarafından 1091'de Ulu Câmi adıyla yeniden yapılmıştır.
13. Edirne Câmi-i Kebîri: Yıldırım Bayezid zamanında, 1400 yılında başlanmış, oğulları zamanında 1413 yılında bitirilmiştir.
14. Ermenek Ulu Câmiî: Karamanoğlu 1. Mehmet Bey tarafından 1311–1312 yıllarında yaptırılmıştır.
15. Erzurum Ulu Câmiî: Saltuklu Nasrüddin Muhammed Bey tarafından 1179 yılında yaptırılmıştır.
16. Elbistan Ulu Câmiî: Dulkadiroğulları Beyliği zamanında Şeyhsuvar Bey'in oğlu Ali Bey tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.
17. Elazığ Harput Ulu Câmiî: Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaaslan 1156–57 yıllarında yaptırmıştır.
18. Harran Ulu Câmiî: Emevi Hükümdarı Mervan tarafından 744–750 yıllarında yaptırılmıştır.
19. Halep Ulu Câmiî: İlk yapılış şekli ve tarihi kesin belli değildir. Zengiler zamanında yapıldığı kabul edilir.
20. Hatay Ulu Câmiî: Memlüklüler tarafından yaptırılmıştır.
21. Kahraman Maraş Ulu Câmiî: Dulkadiroğulları döneminde, Süleyman Bey'in oğlu Alâüddevle tarafından 1496 tarihinde yapılmıştır.
22. Kızıltepe (Koçhisar) Ulu Câmiî: Artuklular zamanında Yavlak Aslan Bey tarafından başlanmış, 1200 yılında Artuk Aslan Bey tarafından bitirilmiştir.
23. Kütahya Ulu Câmiî: Yıldırım Bayezid tarafından 1389'da başlanmış, oğlu Musa Çelebi tarafından 1410 yılında tamamlanmıştır.
24. Malatya Ulu Câmiî: Selçuklu Sultanı 1. Alaaddin Keykubat tarafından 1224'te Mimar Yakup Bin Ebubekir'e yaptırılmıştır.
25. Manisa Ulu Câmiî: Saruhanoğlu İshak Bey tarafından 1374 yılında yaptırılmıştır.
26. Mardin Ulu Câmiî: Türkmen Hanedanlığı Artuklar zamanında Kutbettin İlgazi tarafından 1176 yılında yaptırılmıştır.
27. Milas Ulu Câmiî: 1378 yılında Menteşeoğullarından Erhan Bey tarafından yaptırılmıştır.
28. Muğla Ulu Câmiî: Menteşeoğullarından İbrahim Bey tarafından 1344'te yaptırılmıştır.
29. Niksar Ulu Câmiî: 1330 yıllarında Danişmendoğulları tarafından yaptırılmıştır.
30. Ödemiş Ulu Câmiî: Aydınoğlu Mahmut Bey tarafından 1311 yılında yaptırılmıştır.
31. Sandıklı Ulu Câmiî: Germiyan Beyliği zamanında Sandıklı Subaşısı Bahaddin Ömer bin Alâaddin tarafından yaptırılmıştır.
32. Siirt Ulu Câmiî: Selçuklu Sultanı Mugizettin Mahmut tarafından 1129 yılında yaptırılmıştır.
33. Sinop Ulu Câmiî: Pervaneoğullarından Süleyman Bey tarafından 1268 yılında yaptırılmıştır.
34. Sivas Ulu Câmiî: Kızılarslan Bin İbrahim Bey tarafından 1196–1197 yıllarında yaptırılmıştır.
35. Tarsus Ulu Câmiî: 1579 yılında Ramazanoğullarından İbrahim Bey tarafından yaptırılmıştır.
36. Urfa Ulu Câmiî: St. Stephan Kilisesi, Zengiler tarafından 1170–1175 yılları arasında câmiye çevrilmiştir.
37. Uşak Ulu Câmiî: Germiyan Beyi Süleyman Şahin oğlu Yakup Bey tarafından 1419'da inşa edilmiştir.
38. Van Ulu Câmiî: 12. yy'da Ahlat Selçukluları veya Karakoyunlu Türkmen Beyliği tarafından yaptırılmıştır.
39. Zile Ulu Câmiî: 1262 yılında Mehmet Zaluli Bey tarafından yaptırılmıştır.

Bayburt Ulu CamiiYukarıda zikredilenlerin dışında yapılmış ve çok eski olmayan ulu câmiler de vardır. Meselâ 2. Abdülhamid'in (saltanat dönemi 1877–1909) yaptırdığı veya tamir ettirdiği Mersin Ulu Câmiî, Murad Hüdavendigar zamanında Isparta'da Subaşı Kutlu Bey tarafından yaptırılan Isparta Ulu Câmiî ve Kars Beylerbeyi Dilaver Paşa'nın 1643'te (Sultan İbrahim zamanı) yaptırdığı Kars Ulu Câmiî bunlara misâl verilebilir. Mersin Ulu Câmiî'nin yerinde eski Anadolu Beylikleri Dönemi'nden kalma bir ulu câmi ihtimali olmakla birlikte, bu câmiler tarihteki örneklerinden farklı mânâda, onlara 'özenme' ile 'ulu câmi' adıyla yapılmış olabilir. Haklarında detaylı bilgilere ulaşamadığımız, Adıyaman, Beyşehir, Şebinkarahisar, Biga, Taraklı, Tokat, Muş, Erzincan ve Bor Ulu Câmiîlerinin dışında Anadolu'da buraya adını yazamadığımız başka ulu câmiler veya câmi-i kebîrler de vardır. Hangi bey tarafından, hangi maksatlarla inşa ettirilmiş olursa olsun, bütün ulu câmiler, Anadolu'daki dokuz yüz yıllık Müslüman-Türk varlığının âbidevî mühürleri hükmündedir.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.