Adım adım 100. yıla doğru…

Bayburt Postası / Arşiv / Bayburt Kurtuluş Bayramları,  yıllar geçse de, ilk kurtuluşun taptaze ve canlı coşkusuyla kutlanır her yıldönümünde Bayburt’ta. Yüzyıla yaklaşan yıldönümlerinin bu uzun geçmişi, hiç eskimemiş hiç eksiltmemiştir bu sevinç ve coşkuyu… Yakın tarihimizde Bayburt ve Bayburt halkı üç saldırıya uğramış, üç istila görmüş, geçirmiş, bu saldırıların amansız savaşları da Bayburt doğası üzerinde olup bitmiştir. Tüm bunlara ait anısal birikimlerden de kurtuluş bayramının tarihsel ve kültürel kalıtımı oluşmuştur Bayburt’un. Bayburt Kurtuluş tarihinin aslı, doğması üzerine kazılmış, kurşundan kalemle yazılmıştır.

Adım adım 100. yıla doğru…

Bayburt Postası / Arşiv / Bayburt Kurtuluş Bayramları,  yıllar geçse de, ilk kurtuluşun taptaze ve canlı coşkusuyla kutlanır her yıldönümünde Bayburt’ta. Yüzyıla yaklaşan yıldönümlerinin bu uzun geçmişi, hiç eskimemiş hiç eksiltmemiştir bu sevinç ve coşkuyu… Yakın tarihimizde Bayburt ve Bayburt halkı üç saldırıya uğramış, üç istila görmüş, geçirmiş, bu saldırıların amansız savaşları da Bayburt doğası üzerinde olup bitmiştir. Tüm bunlara ait anısal birikimlerden de kurtuluş bayramının tarihsel ve kültürel kalıtımı oluşmuştur Bayburt’un. Bayburt Kurtuluş tarihinin aslı, doğması üzerine kazılmış, kurşundan kalemle yazılmıştır.

Dağında, taşında, toprağında, her yanında yer yer, sıra sıra kazılmış mevzi kalıntısı ‘’muharebe hatları’’ buralardaki savaşların yazıldığı satırlardır alt alta.

Cemal Yetişen / Bayburt Postası 

Toprağı delik deşen eden ve bugün hala nadasa bırakılan, sürülen tarlalarda saban demirlerine takılıp gün yüzüne çıkan kurşun taneleri ise buralarda savaşan kahramanların, şehitlerin kutsal anılarının birer simgesidir o günlerden kalma.

İstila görmüş, geçirmiş kentli, köylü halkın yerleşim yerlerindeki yanmış, yıkılmış, harap, viran olmuş örenler, o günlerin yürekler acısı yaşantılarının birer kanıtıdır.

Bayburt’un yüzü gözü, eli kolu yanmış nice ‘’Yanık Ömer’’leri vardı bu acıları yaşamış. Yanık Musa, Davut Çavuşlar, Pullu Nineler daha düne kadar aramızdaydı bunlar, bu cephe gerisi Gaziler.

Doğu, Kuzeydoğu Anadolu’nun Kars’tan Trabzon’a Rus saldırıları çizgisinin içinde stratejik konumlarıyla: Kars, Erzurum, Bayburt bu saldırıların en çetin savaşlarına, istilaya uğramışlığın en acılı yaşantılarına sahne olmuş kentlerdir.

Sarıkamış’ın Allahuekber, Erzurum’un Kılıçgedik, Palandöken; Bayburt’un Soğanlı, Kop dağları üzerindeki amansız savaşlara kendi doğal ve yapısal savunma güçleriyle katılarak kendi adlarıyla adlandırmışlardır bu savaşları.

Bu dağlarda savaşmışlar, yaralanmış, askerleşmişler; kar yığınları, çığlar arasında karakışa, ayaza, yarı açlığa aldırmadan kardan siperler içinde savaşılmıştır en ağır koşullar altında…

Aynı koşullarla bir başka cephede süngüleşmelerle gedikler açılmış, aşılmış tepelerinden Kılıçgedik dağlarının.

Kop dağlarının koşulları daha da ağırcadır. Tipi ve fırtına bu dağlarda kıyametler koparır, kasıp kavurur, doldurur taşı toprağı.

Altı aylık ‘’Koplar geçilmez’’ Plevne benzeri ünlü savunmasıyla ‘’İkinci Plevne’’ olarak yazılmıştır Kop savunması tarihe, askeri tarihimize.

Kop savunması devam ederken savunma hattını değişik yönlerden zorlamalar, sarkmalar da sürdürülmüş. Hattın uçlarından Yıldırım köyü çevresine, Çoruh vadisine; Demirkapı’ya doğru sızan Rus güçleri buralardan Halit Paşa komutasında birliklerce tersyüz edilmişler gerilere her defasında.

Bayburt Kurtuluş Savaşlarının bir ağırlıklı savaş alanıda Soğanlılar; bu dağların eteğinde Yukarı Kırzı köyü ve Aydıntepe çevresidir.

Birinci Rus istilasında, Aydıntepe düzlüğü çevre halkının milis güçlerince Çoruh’un bu ovadan akan kolu Çatıksuyun önüne yer yer yapılan bentlerle yapay bir bataklık oluşturulmuş, Aydıntepe’nin bu bataklığında tıpkı ‘’Purut Bataklığındaki’’ gibi yenilgiye uğratılmıştır Pasgeviç’in kuvvetleri de…

Soğanlılarda, çoğunlukla, gerilim-çete çatışmaları yapılmıştır. Soğanlılara sızan Rus’lar, bu dağlarda kuş bile uçurtmayan nişancı milislerle karşılaşmışlar. Çatıksulu bir Gaziden’de böyle dinlemiştim: ‘’Ruslardan bu dağlara bir çete sızmayı görsün, sızmalarıyla yerle bir ederdik onları. Şu dağlar dile gelse de dinlesen, görsen söylediklerimle doğruluğunu’’ diye anlatmıştı çete atışmalarını.

Düzenli Askeri güce gerek kalmadan bu dağlar çevresi, yurtseverliğin yüce tutkusuyla bu milislerce savunulmuş, korunmuştur bu tarihlerde.

Cephelerdeki savaşlar dışında, Bayburt Kurtuluş tarihinin iki büyük olayı: ‘’Taş mağazalar katliamı-soykırımı ve Yukarı Kırzı köyündeki on dokuz kız ve gelinin namusları uğruna kendilerini kuyuya atma’’ olaylarıdır.

Rus’lar işgal yerlerinden çekilmeye yakın günlerde, insanlık dışı davranışlarını, zulümlerinin artırıp kıpkızıllaştırırlar çoğunlukla buralarda. Bayburt’un kurtuluşundan bir gün önce 20 Şubatta Yukarı Kırzı köyünde de böyle oldu.

Artıcı Rus birlikleri ve Ermenilerle köyden muhacir olmamış köy halkı arasında sokaklarda, köy meydanında, kapı önlerinde boğaz boğaza ‘’kan gövdeyi götüren’’ kıran kırana süngüleşmeli, kurşunlamalı ‘’Köy meydan savaşı’’ yapılmış. Böylesi bir gün yaşamıştır Yukarı Kırzı köyü 20 Şubat günü.

Köy başıboş, başsız değildir bugün. Bir Süleyman Ağası var ki bu köyün önünde, ömrü cephelerde geçmiş, çarıklı kurmayı olmuş askerliğin. Köylü onunla tek yürek. Eli silah tutan, gücü yeten komşularıyla, Ruslarla savaşmalar sürerken bu arada evlere sarkanlar olmuş. Bu saldırganlardan iffet ve namuslarını kurtarmanın çaresini kendilerini evlerindeki kuyulara atmakta gören on dokuz kız ve gelin, bu kuyularda şehitlik yüceliğine ulaşmışlar.

Bu saldırganlık olaylarının duyulması savaşları kızıştırmış; Süleyman Ağa savaşmaları kızıl kıyamete çevirmiş, katmış önüne Rus güçlerini. Kurtulmuş köy istiladan saldırganlardan. Yine bugün, bu köyün on dokuz kuyusu namusları uğruna şehit olmuş kadın şehitleriyle anıtlaşmış, bir saygınlık kazanmışlardır.

1957 yılında, bu tarihi gerçeğe uygulayarak, Bayburt’un Kurtuluş Bayramı törenlerine Yukarı Kırzı köyünden başlanılmıştır. Bölgenin ilk kez ‘’bir köyünde’’ düzenlenen bir törenidir bu…

Köyü kentiyle Bayburt halkının yüreklerine değil kemiklerine işlemiştir Rus mezalimi. Yeni kuşaklar da böyle etkilenmişlerdir. Çok canlı kutlanır Bayburt Kurtuluş Bayramları bu nedenle.

Yukarı Kırzı’nın bu ilk töreninde, Aydıntepe köyleri, dağı-taşı, Soğanlıları, tüm halkıyla ayağa kalkmışlardı sanki…

Yer Bayburt’tan, çevreden her yandan gelenlerle, sokaklar, bucalar, meydan tıklım tıklım, hınca hınç dolup taşmıştı. Bir tarih kendi sahnesinde, roller torunlara devredilmiş, bir canlılıkla yaşatılmış, yaşanılmıştı o gün, Yukarı Kırzı köyünde.

Başlarında Süleyman Ağaları, binicileri yamçılı, tam teçhizatlı atlılar, çeteci giysili ve kuşamlı milis kafilesi çok alkışlatılmıştı bu törende.

Bayburt’ta bir adı da ‘’ Aşağı ova’’ olan Aydıntepe çevresinin kültür varlıkları, folkloru renk renk gökkuşağı benzeri sergilenmişti törene katılan çevre köy okulları öğrencilerinin giysilerinde, ellerinde taşıdıkları eşyalar ve oyun gösterilerinde… Özlü söylemiyle, köy halkı ve törene katılanlar kurtuluş coşkusuyla coştular. Bayram sevincini doyasıya tattılar Yukarı Kırzı’da bugün.

Bir yandan da köy halkı seferber olmuştu, konukları ağırlama hizmetlerine. Askeri birliğe, bando takımına, kazanlar kaynatılmış, konuklar ağırlanmıştı.

Yukarı Kırzı köyünde 1957 yılında başlanan bu törenlere, yetmişli yılların sonuna kadar programları daha da renklendirilerek devam edilmiş, son yıllarda ara verilmiştir bu törenlere. Ara verilmiştir demeye bile dili varmıyor insanın doğrusu. Terk edilebilinir mi hiç? Bu köyde değil erkek şehitlerin, kadın şehitlerin kemikleri sızlar…

Aydıntepe ilçe oldu artık. Gelecek yılın 20 Şubatı’nda, Aydıntepe Kaymakamlığı yerel belediye, köy muhtarlıklarının el birliğiyle Yukarı Kırzı köyündeki kadın şehitler adına, Kop Anıtından sonra, Soğanlıların bu kadın şehitleri için de bir anıt yükseltilmeli Yukarı Kırzı köyümüzde. ‘’20 Şubat Aydıntepe’nin Kurtuluş Günü’’ olarak bu coşkulu törenlere devam edilmelidir.

20 Şubat 1961Birlik beraberliğimizin, ilke bütünlüğümüzün, bölünmezliğimizin, ulusal coşkumuzun kaynağı böyle günlerimizdir.

Bayburt kültürüne kurtuluş bayramlarına katkısı büyüktür.

‘’Bayburt’ta basın-yayın’ın geçmişi’’ konulu inceleme yazımızda belirtildiği gibi bugüne dek Bayburt üstüne yazılan yazılar, yayınlanan yapıtlar, dergiler, çoğunlukla, Kurtuluşla ilgilidir. Bayburt’ta kırk yıl önce ‘’Hoca Ali Efendi’’ matbaası hizmete açılmış, ‘’Bayburt Postası’’ gazetesinin ilk sayısı yayınlanmıştır ‘’Kurtuluş Bayramı Sayısı’’ olarak.

İstanbul, Ankara, İzmir derneklerinin dergi ve kitap yayınları hep kurtuluş bayramlarında yayınlanmışlardır.

Özellikle, Bayburt Postası gazetesinin kırk yıllık arşivindeki kurtuluşla ilgili yazılar bulunmaz bir hazinedir Kurtuluş tarihi için. Bu gazetenin Bayburt kültürüne saygın bir hizmetidir de ayrıca…

Bayburt’un kurtuluş yıl dönümlerine bir-iki ay kala, bir çalışma geleneği geliştirilmiştir. Bu çalışmalar bir tür ‘’Kültür araştırma, folklorik etkinlikler’’ kursuydu bir bakıma iki aylık. Bayburt Kurtuluş Bayramları bugünkü çok canlı gösterili doruk düzeye bu komite çalışmalarıyla ulaşmıştır. İlk düzenleyici Belediye Başkanı Tevfik Çoruh’tan bugüne kadar gelip geçmiş belediye başkanlarının değerli emekleri vardır bu çalışmalarda. Başarılı bar ekipleri, saz ekipleri, halk türküleri ekipleri korosu, orta oyuncuları, deve oyunu ve Taşmağazalar tablosu oyuncuları bu komiteler çabaları ile yetişmişlerdir.

Bayburt kurtuluşunun kent içi, iki simgesi vardır. Biri Taşmağazalar, diğeri Muhaceret göçtür. İkisi de yürekler acısı trajik tablolardır ayrı ayrı…

Ne yazık ki, Bayburt’ta, başta öncelikle korumaya alınacak Taşmağazalar, korumaya alınmamış, yıkılmış yok olmuştur.

Burada şehit olanların kemikleri 1956 yılı Kurtuluş Bayramı yıl dönümünde tüm köylerden getirilen topraklara sarılarak büyük bir dini törenle İmaret Tepesi Şehitliği'ne nakledilmiştir.

(Bayburt Postası Arşivinden)

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner268