93'üncü yıldönümüydü, yine anamadık!

YORUM HABER / “Bayburt ve Urfa Ermenilerinin tehcir ve mallarını yağma edilmesinden dolayı mevkufen I. Mustafa Paşa Divan-ı Harbince muhakeme edilen ve hakkındaki kararname, kısmı mahsusumuzda münderiç bulunan esbak Bayburt Kaymakamı ve Sabık Ergani Mutasarrıfı Yanyalı Nusret dün gece saat iki buçuk raddelerinde tevkifhaneden memurin-i mahsusa refakatinde Merkez Kumandanlığına getirilerek merasim-i lazıme ve tebligatı diniye ifasından sonra saat beşte...

93'üncü yıldönümüydü, yine anamadık!

Bayburt Kaymakamı Milli Şehit Mehmet Nusret Bey...YORUM HABER / “Bayburt ve Urfa Ermenilerinin tehcir ve mallarını yağma edilmesinden dolayı mevkufen I. Mustafa Paşa Divan-ı Harbince muhakeme edilen ve hakkındaki kararname, kısmı mahsusumuzda münderiç bulunan esbak Bayburt Kaymakamı ve Sabık Ergani Mutasarrıfı Yanyalı Nusret dün gece saat iki buçuk raddelerinde tevkifhaneden memurin-i mahsusa refakatinde Merkez Kumandanlığına getirilerek merasim-i lazıme ve tebligatı diniye ifasından sonra saat beşte...

...Dersaadet Bidayet Müddeiumumisi Nacı ve Divan-ı Harp Azasından Miralay Recep ve Merkez Kumandanı Miralay Emin beylerle Memurin-i seyire hazır bulunduğu halde Beyazıt Meydanında sehpa-y idamın kurulduğu mahalle muvasalat olunmuş ve bermutad hükmü idamın icrasını natık Ferman-ı Hümayun Hazreti Padişahı zabıt katibi tarafından kıraat olunarak merhum Nusret idam edilmiştir. Maslubun boynuna atideki yafta talik edilmiş idi."

5 Ağustos 1920 tarihli Tercüman-ı Hakikat Gazetesi, vatanperverliğin bedelini vatansızlara karşı kanıyla ödemiş olan Milli Şehit Mehmet Nusret Bey’in acı sonunu böyle duyurmuştu…

Birinci Dünya Savaşı’nın sürdüğü bir dönemde Türk ordularını arkadan vuran ve savunmasız Türk halkı için önüne geçilemeyecek bir tehlike haline gelen Ermeni komitacılarının isyanına karşı mücadele eden Şehit Nusret Bey, Osmanlı İmparatorluğu tarafından çıkarılan Tehcir Yasası sırasında da Bayburt Kaymakamı olarak görev yapıyordu.

1914 yılında Bayburt Kaymakamı olarak tayin edilen Nusret Bey, içinde bulunduğu buhranlı zamana rağmen vazifesiyle Bayburt’a önemli katkılarda bulunmuş, hizmetleri daha sonra iftira ve karalamalarla mahkemece suç olarak sabit görülmüş, ardından tarihin utanç verici kararıyla Beyazıt Meydanı’nda idam edilmişti.

Damat Ferit hükümetince tutuklandığı ve mahkeme edildiğinde, 8 yaşındaki çocuklarının şahitliği ile Bayburt Malmüdürü Ovakim Efendi'nin intiharından ve bu efendinin kızlarına tasalluttan, Ergani Mutasarrıfı iken Muzir faaliyetlerinden dolayı Kürt Muhadenet Cemiyeti’ni -şimdiki hali ile PKK- lağvetmiş olmasını mahkeme reisi Kürt Mustafa Paşa'nın hazmedemeyişi yüzünden asılmıştır.

Vatanseverliği ve dürüstlüğü ile temayüz etmiş olan Şehit Nusret, 24 Mart 1919’da Urfa’ya giren İngiliz komutanın, "Bizi neden karşılamadınız?" sualine, "Siz misafir gibi gelmiş olsaydınız Sancak hududunda karşılardık. Fakat işgal ordusu sıfatıyla sizi karşılayamam" cevabını vermiştir.

Nusret Bey, refikası Hayriye hanıma şu son mektubu yazmıştı:

“Vasiyetnamemi biradere verdim. Senin için cüzdanıma ayrıca bir vedaname yazdım. Elveda karıcığım. Seni tahayyül ederek öleceğim. Müslüman’ım Elhamdülillah, Ahirette buluşuruz. Allah için çocukları iyi terbiye et. Sabırlı ve mütehahmil ol. Bilki kocan mücrim değil, masum ve şehittir. Allah zalimleri kahretsin, milletime zeval vermesin”

***

Bayburt’ta ve Urfa’daki hizmetleri uğruna idam edilen Mehmet Nusret Bey’in, daha sonra iftiraya kurban gittiği anlaşılmış ve yüce meclis tarafından Milli Şehit payesine layık görülmüştü.

Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın da her yönüyle taltif ettiği Şehit Nusret Bey, Milli Şehit payesini aldıktan sonra, hizmette bulunduğu yörelerin halkı tarafından anısına bir okul yapılmış, keza bir köye, bir sokağa ve bir parka da adı verilmişti.

İşte bir asra yakın zaman önce adının verildiği ıssız bir park, bugün Bayburt’un en merkezi noktası oldu.

Kenti ziyaret eden yerli ve yabancı misafirlerin de en uğrak yeri olan bu park, yapıldığı günden itibaren kısmi düzenlemeler hariç hiçbir karaktere bürünmedi, bürünemedi. Özgün yapısı, sadece içinde bulunan ağaçları ve Çoruh Nehri yanında yer almasıyla hatırlanan Şehit Nusret Parkı, bir Milli Şehit parkı olamadı.

Çünkü tarihi kimliğe sahip fakat tarihi görsellikten uzak bu addedilmiş alan, adını aldığı Şehit Nusret’i anlatmıyor!

Sadece adıyla yaşıyor…

Özgün yapısı, sadece içinde bulunan ağaçları ve Çoruh Nehri yanında yer almasıyla hatırlanan bu park gerçekten bir Milli Şehit parkına benziyor mu?Bayburt Kaymakamı Nusret Bey, şehit oluşunun 89. yıldönümü, adının verildiği parkta düzenlenen bir etkinlikle anılmıştı. 2009 yılında Bayburt’u Tanıtma ve Yaşatma Derneği tarafından düzenlenen bu anma programı, Şehit Nusret’i yad eden son etkinlik olmuştu. Protokolü zayıf, katılımı düşük bu etkinlikte, Milli Şehit Nusret Bey’in anısına, hayatını konu alan tiyatro eserinin de sahneye koyulacağı o gün dernek yöneticileri tarafından müjdelenmişti.

Şehit Nusret Bey’in anılması ve hatırlanması her yıl tekrar ve takdir edilmesi gereken bir durumdu.

Tıpkı adının şehrin en merkezi yerindeki mesire alanına verilmesi gibi! Peki hepsi bu kadar mı?

Bu sorunun cevabını Bayburt Postası yazarlarından Orhan Ardahan, gazetenin 21 Şubat 1993 tarihli 3983 Sayılı baskısında "Beyazıt'ta idam" başlıklı yazısında vermişti.

16 yılın ardından 10 Ağustos 2009 tarihli "Şehit Nusret'i sadece anmak yeterli mi?" başlıklı haberde bir kez daha gündeme getirdiğimiz teklifimizi bir daha yineliyoruz:

“Çanakkale Zaferi anısına ilk anıtı, 1917 yılında Urfa Mutasarrıfı iken yaptıran Şehit Nusret Bey'dir. Bu ayrıntı bile, vatan hizmetinde kendini feda etmişleri ölümsüzleştiren Şehit Nusret’in aynı şekilde anılmayı hak ettiğini gösteriyor.

O halde; valilik, belediye ve ilgili makamlarca; parkın tarihi kimliğine uygun şekilde restore edilmesi, Milli Şehit Nusret Bey’in bir büstünün ve neden şehit olduğunu anlatan bir kitabenin konulacağı bu parka gerçek kimliğini kazandırmak lütuf değil binaaleyh bir borçtur...”

Unuttuğumuz Şehit Nusret Parkı

Unuttuğumuz Şehit Nusret Parkı... 1955Tarihi ve doğal eserler açısından oldukça zengin olan Bayburt, deniz-kum-güneş imkanlarına uzak olsa da turizm sektörü için aranan diğer yaz-kış iklim koşullarına tümüyle sahip bir konumda.

Doğal güzellikler arasında en öne çıkan Çoruh nehri ve kıyısı boyunca yer alan mesireler, eteklerinden tüm şehrin görüldüğü tepeler, uzak noktalardan bakınca gökkuşağını andıran rengarenk vadiler, kimi sarkıtlı kimi dikitli mağaralar-kovuklar, tarihte örnek olmuş şahsiyetlere ait türbeler ve daha fazlası…

Tüm bu güzelliklerin bulunduğu bir şehirde turizm gibi en dinamik sektörün esamesi neden okunmuyor?

Acaba mesirelerimiz bakımsız, tepelerimiz farkındalıksız, mağaralarımız yolsuz, kısacası turizmi meydana getirecek tüm güzelliklerimiz rehbersiz ve bakımsız olduğu için mi?

İşte, şehrin göbeğinde unutulan Şehit Nusret Parkı gibi!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Misafir Avatar
Bülent 6 yıl önce

Bayburt tarihi (kütüğü) ilgili "bayburt üniversitesi" bir çalışma yapacağı kanaatini
taşımaktayız, merakla bekler saygılar sunarız. (anadolu yakası bayburtlu üniversite talebeleri platf) ist.

banner268