Bayburt Postası

Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap E-mail

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Ana Sayfa DOSYA Dosya Özel Bitmeyen bir sevdanın öyküsü...

Bitmeyen bir sevdanın öyküsü...

e-Posta Yazdır PDF
Bu proje, ülke ekonomisinin kalkınması için, demiryollarının önemini kavramış bir projeydi. ‘Demir gelin’ ya da o günkü deyişle “millî şömendöfer siyaseti”, iç pazarın ana hatlarını oluşturacak, ülke dört bir yanı ile kucaklaşabilecek, birbiriyle ilişkili bir hale getirilecekti. Bazen stratejik gerekçelerle sınaî kuruluşlar Anadolu’nun iç yörelerine alınacak ve demiryolu ile pazarlara yakınlık kazandırılacaktı. Özellikle de Doğu Anadolu için bu durum ayrı bir önem taşıyordu

476 Sayılı Trabzon Erzurum Demiryolu Kanunu'nun 1924 yılında Ankara’da kabul edilmesinin ardından kara tren önce Sivas’a, ardından 1939’da Erzurum’a varmıştı. Bayburt’tan bu özlemle yanıp tutuşan birçok insan Erzurum Garı’na koşturmuş, o coşkulu karşılamaya karışmıştı. Çünkü o güzelim kara tren Bayburt’a da gelecekti. Ne de güzel olacaktı! Hele bu kadar zahmet ve emekten sonra; öyle ya, Kop Dağı ve Çoruh vadisini izleyen güzergâhta demiryolu için kazıklar bile çakılmıştı. Herkes görmüştü bu kazıkları, herkes yanılıyor olamazdı...

1939’da kara trenin Erzurum’a girişini yutkunarak izleyen Bayburtlu, 64 yıl boyunca hükmünü sürdüren 476 Sayılı Trabzon Erzurum Demiryolu Kanunu’nun; 1988’de çıkarılan 3488 Sayılı Kanun ile hükümsüz sayılmasının nedenini ise hiçbir zaman öğrenememişti...

Cumhuriyetin ilk yıllarında projelendirilen fakat güzergâhın değiştirilmesi ile küllenen ama hiçbir zaman bitmeyen bir sevdanın öyküsü...

Kürşat Okutmuş / Bayburt Postası

Yıl 1924… Ankara’da kabul edilen bir proje Anadolu’nun en hüzünlü, en kanaatkâr şehrinde kurtuluş günü sayılmaz ise görülmedik bir sevince yol açmış, ‘makus talihin nihayet üstesinden gelineceği’ inancını yediden yetmişe herkesin damarlarında dolaştırır olmuştu. Şehir kararmaya yüz tutmuşken düşen bu haber, idare lambalarının yaydığı soluk ışığı bastıran ve ahalide baş gösteren gözle görülür büyük bir ateşin ilk kıvılcımlarıydı.

O gece, yatağa uzanan herkes; belki de tarihi "İpek Yolu" günlerinden kalma “bereketli ertesi gün heyecanı”nı uzun zamandan sonra ilk defa hissediyor, ürpertiyle huzur arası bir duyguyla uyumaya çalışıyordu.

Heyhat!

Sabah ezanı o sabah diğer sabahlardan sanki daha erken okunmuş, camiler dolmuş taşmış, sabahçı kahveleri çay yetiştirememiş olmuştu. Gözle görülen mutluluk, sözle de duyulur olmuş; şehir birden bire ölü toprağını üzerinden atmış, büyük planlar yapmaya koyulmuştu…

Esnafın küçük ve cılız planları birdenbire devasa fikirler ile yer değiştirmiş, züğürtleşen  tüccarlar büyük düşünmenin zamanı geldiğine karar vermişti. Milletin suratını sabunlayıp sonra da unutan o sünepe berber bile, makasını havada daha önce hiç görülmemiş bir edayla şaklatmaya başlamış, umarsız terzi kesimlerini yaparken birkaç dergide gördüğü modacıların havasına bürünmüş, çiftçiler toprağı sevinç gözyaşları ile ıslatmaya başlamış, cambazlar bile ‘karabaş’a gerek duymadan sürüyle anlaşır olmuştu.

Kadınlar ve çocuklar gibi, sokaklarda bayram günü kadar renkliydi o gün. Tezgâhlar aydınlanmış, vitrinler süslenmiş, camlar silinmiş, özel müşterilere açılan atlaslar, kadifeler, bürümcükler, manusalar, çitariler, makaslı keşanlar, yazmalar, çuhalar, abalar, ehramlar, şayaklar, şallar, kuşaklar görücüye çıkmıştı. Uzun zamandır desenleri unutulan halı, kilim, cicim, sili, sumak, çarpana, çul, telis, keçe ve daha yüzlercesi göz önündeydi artık. İpek yolu döneminin şaşaalı günlerine dönüş hazırlığı gibiydi. Pamuklar, ketenler, ipekler ve yünler tezgâhtarların elinde uçuşmaya başlamış; pazarların, manavların ve aktarların çığırtkanları öyle nidalar atmaya başlamıştı ki, sözüm ona mecliste ‘çiğ yumurta içmiştir’in yerini ‘katarın düdüğüyle yarış eder bunlar ha, demedi deme” sözleri almıştı.

Nihayet taklarla süslenen allı pullu “demir” gelin, Bayburt ise fiyakalı bir damat olacak; Bayburtlular da kerevetine çıkmanın yanı sıra, bu büyük izdivaçın mutluluğunu bilmem kaç asır boyu sürecekti.

Bu proje, ülke ekonomisinin kalkınması için, demiryollarının önemini kavramış bir projeydi. ‘Demir gelin’ ya da o günkü deyişle “millî şömendöfer siyaseti”, iç pazarın ana hatlarını oluşturacak, ülke dört bir yanı ile kucaklaşabilecek, birbiriyle ilişkili bir hale getirilecekti. Bazen stratejik gerekçelerle sınaî kuruluşlar Anadolu’nun iç yörelerine alınacak ve demiryolu ile pazarlara yakınlık kazandırılacaktı. Özellikle de Doğu Anadolu için bu durum ayrı bir önem taşıyordu: Savaşlar boyunca Anadolu’nun hayvan varlığı büyük bir darbe yemiş, dörtte bir oranına düşmüştü. Besiciliğin geliştirilmesi için demiryolu şarttı. Erzurum ve Bayburt yaylalarından Trabzon’a sevk edilen hayvan sürüleri uzun yürüyüşlerle telef olmuş, yıllar yılı tarihi ipek yoluna konaklık etmiş Bayburt; ticaret bir yana, artık konukseverliğini  gösterecek kimseleri bile bulamaz durumda kalmıştı.

***

Ankara’ya heyetler gidiyor, sevinçli haberler eşliğinde dönülüp, havadislerin konaklarda, mahalle odalarında, kıraathanelerde Bayburt’un ileri gelenleri ile paylaşılıp, haberin dalga dalga yayılması sağlanıyor, yarınlara dair umutlar sararmasın diye heyecan ayakta tutulmaya çalışılıyordu.

Kıraathane sahibi soluk almaya gelmiş esnafa, berber müşterisinin ölçüsünü yenileyen terziye, “kilo mu aldın sen Osman ağa” diyen terzi de kalfasına takılır olmuştu :

-    İstasyonun açılışında kahvede bol bol sinek avlarsın ha Osman emmi!
-    Sen geç dalganı bakalım İsmet Efendi, o güne özel bizim de bir planımız vardır elbet… Trenle gelecek misafirler bilmem ki, soluklanmak için nereye giderler?
-    Nereye mi gidecekler? Tabi ki, o kadar yoldan sonra karınları acıkmış olacakları için benim lokantaya uğrayacaklar. Kuru fasulyemden, çaşurumdan, kokoçumdan, galacoşumdan, çırpmamdan, mantımdan, lahana ve lor dolmamdan tadacaklar!
-    Orası da doğru, öyle ya çaydan önce senin o çoruşmuş yemeklerini tadacaklar zavallılar. Neyse ki benim ıhlamurum, kuşburnum misafirleri kendilerine getirecekte, senin yaşattığın mide ızdırabını unutmuş olacaklar!
-    Osman emmi, Osman emmi! Mutfağıma laf söyletmem bilirsin!
-    He vola he, bilirim. De susta çayını iç…

***

Demiryolunun “modernite” simgesi oluşunun bir başka kanıtı istasyon anlayışıydı. Kasabalarda ve şehirlerde insanlar, büyük bir ahenk içinde çalışan demir yığınını görmeye istasyona giderlerdi. İstasyon bir cazibe merkezi olmuştu.

1930’lara gelinmeden Bayburt’u da içine alan ve bölge insanını heyecana sürükleyen projenin güzergâhı şöyle idi: Trabzon – Tirebolu – Gümüşhane – Bayburt – Saptıran – Aşkale ve nihayetinde de Erzurum. Saptıran istasyonu, yolu kuzeye saptıracağı için adı Saptıran koyulmuştu. Ama yıllar ardı sıra geçerken, proje uygulamaya koyulduğunda işin rengi değişmişti. Tren rayları Bayburt’a bir türlü uzanmak bilmiyordu.

Bu inanılması güç durum Bayburt için önce büyük bir hayal kırıklığına, ardından da bitmek bilmeyen bir sevdanın, bir tutkunun öyküsüne dönüşecekti...

***

Nedeni bir türlü öğrenilemeyen değişiklikler, Bayburt’ta buruk karşılanmıştı. Kara tren önce Sivas’a, ardından  1939’da Erzurum’a vardığında, Bayburt’tan bu özlemle yanıp tutuşan birçok insan Erzurum Garı’na koşturmuş, o coşkulu karşılamaya karışmış, demir gelinin Erzurum’a girişini yutkunarak izlemişti.

Tek sorun finansmandı! Ah şu finansman eksiği yok mu? Vardı var olmasına da; olmasa, o güzelim kara tren Bayburt’a da gelecekti. Ne de güzel olacaktı! Hele bu kadar zahmet ve emekten sonra; öyle ya, Kop dağları ve Çoruh vadisinde güzergâh kazıkları bile çakılmıştı. Herkes görmüştü bu kazıkları, herkes yanılıyor olamazdı.

1953 yılında Bayburt Postası Gazetesi, ilk sayısını çıkarken işte bu özlemle ‘merhaba’ diyordu okuyucusuna : “Demiryolu, Bayburt’un ve Tarihi İpekyolu’nun en tabii hakkı…”

İlk defa kendi yörelerine ait bir gazeteyi ellerine alan ahali, bu satırları okudukça başını sallıyor, yazılanlara katılmamalarının mümkün olmadığını söylüyorlardı. Bu kabullenemeyiş bir zaman sonra özleme, hasrete dönüyordu fakat hiçbir zaman son bulmuyordu. Heyetler gidip geldikçe Bayburt Postası yazıyor, ahalide baş sallayarak yazılıp çizilenleri onaylıyordu.

***

Hasan Saka Başbakan olarak 1948 yılında Bayburt’a geldiğinde, Bayburtlular kendisinden söz konusu olan demiryoluna başlanılmasını istemişti. Hasan Saka, Şükrü Koçak’a (dönemin Ulaştırma Bakanı) dönmüş, aralarında şu sohbet yaşanmıştı:

- Demiryoluna niçin başlamıyoruz?
- Efendim, 50 milyon lira temin ettiğimiz takdirde mutlaka Trabzon Limanı’nı, etüdü yapılmış bu güzergâhtan demiryol şebekesini bağlayacağız…

Bu sohbetin ve 1924 yılında kabul edilen 476 Sayılı Trabzon Erzurum Demiryolu Kanunu’nun yankıları; 64 yıl yürürlükte kalmasının ardından 1988’de çıkarılan 3488 Sayılı Kanun ile hükümsüz sayılana kadar sürdü. Bayburt’u tren özleminden saf dışı bırakan bu kanun bile, bu kara sevdaya engel olamadı. 1989’de Bayburt, Türkiye’nin 69’ncu vilayeti olunca, küllenen bu sevdayı tekrar hatırladı. Ama yorgundu artık…

Bu yorgunluğu, zaten kendisi de yorgun olan Bayburt Postası omuzlarına yüklenecekti ve arada sırada cılız hatırlamalar ile yetinecekti.
     
“Demiryolu Bayburt’tan geçmelidir… 1938 yılında tren Erzurum’a vardığında, finansman temin edilebilse idi, aynı zamanda Saptıran istasyonundan Trabzon’a varacaktı. Arazi üzerinde, Kop dağları ve Çoruh vadisinde güzergâh kazıkları çakılmıştır. Yaşı ellinin üzerinde ki tüm Bayburtlular bu işlemi bilir.”

5 Temmuz 1993 – Bayburt Postası 

“Hal böyle iken güzergâhı Bayburt’tan ayırmak zaten zayıf olan yeni vilayetimizin ekonomisini daha da zayıflatacaktır. Yeni imkanlar aranırken kendisine ait bir hak, elinden alınmış olmaktadır. Temennimiz projenin Atatürk döneminde dizayn edildiği şekli ile uygulanmasıdır.”

22 Şubat 1996 – Bayburt Postası

“Türkiye’de demiryolu hamlesinin önderi Atatürk’ün vefatı ve II. Dünya Savaşı’nın çıkışı, çalışmaları durdurmuştur. Sonraları Bayburt’un vilayetliği ile birlikte demiryolu konusu da tekrar gündeme gelmiştir. Bayburt yıllar yılı ipek yoluna konaklık etmiş, iyi bir konuksever olduğunu kanıtlamıştır. Yerli yabancı bir çok turistin beğenisini kazanmıştır.”

27 Haziran 2000 – Bayburt Postası

“Son yıllardaki demiryolu atağını büyük bir keyifle takip eden Anadolu insanı ve Bayburtlu, umudun dışında kendi memleketinde olmasa bile icraatı görmenin mutluluğunu yaşıyor. 1940’larda duran demiryolu projelerinin son yıllarda tekrar canlanması ve rüya gibi projelerin birer birer hayata geçirilişi, küllenen sevdalara bir dirhem olsa dahi, su serpiyor, serinlik yaşatıyor. Zalim 3488 Sayılı Kanun'a ne demeli şimdi!”

01 Ocak 2011 – Bayburt Postası 

 

(* Bu öykümsü deneme, Real Life Dergisi için Kürşat Okutmuş tarafından kaleme alınmış ve adı geçen dergide “Allı Pullu Demir Gelin; Bayburt da Damat Olacaktı” başlığıyla yayınlanmıştır.)

 

Yorumlar (5)add comment

SALIH OZER FIRANSA diyor ki:

Saygi ve sevgi hemserileri Ey ey ey Uyuyan Efsane Uyan Artik Uyan ALLAH Alah askina Uyan Sana sesleniyorum Bayburtlu Hemserilerim Uyanma Zamani gelmistir Uyan Artik uyan sevgili kardeslerim Ayaga kalkin durmanin zamani deyil Uyuyanllari uyandiralim Sayin millet vekilim ozbek Saygi veselalamlarimi sunrim BAYBURDUMUZA Sahip cikalim lutfen uyumayalim SAYIN VALIM VE SAYIN BELEDIYE BASKANIM VE BILIM HOCALARIMIZ VE YONETICILER Sizlere sesleniyorum 1924 den buyana alimmis Buyuk Pirojenin 2012 kadar yapilmamasi olan DEMIRYOLU SIMDI Gundeme gelmesi Beni ve tum Bayburtlu vatandaslarimi Sevindirmis Ve Hayellerinin Gercek olmaini temenni ediyor Ve BUTUN HALKIMIN AYaga kalkmasini ve uyanmasini Ve Ohayel etdigimiz kara gelinimiz ve kordele olan Demir aglarimiz insallah Kuvvetli calismakla gercek olur lutfen uyumayalim sayin baskanim ve millet vekilim halkimizi bilislendirelim Hep beraber bayburdumuzu sah landiralim umut ediyorum bu yazdiklarimi gundeme alirsiniz Ben Yoncali koyunden ikameh etmekteyim ayni zamada Fransada calismaktayim Ama boyle haberleri duydukca gercekten mutlu ve ayni zamanda heyacanla Takip ediyorum saygi ve segilerimle Sayin valim ve BASKANIM VEKILIM Selamlarimi sunar calismalarizda basarilar dlerim
hoscakal
08 Ocak 2012

kadir tütüneken diyor ki:

ben koceli darıcada oturmaktayım bana göre devletin bayburta büyük yatırım yapması lazım 81 ilde devletine zararı olmayan tek ildir bayburt dolayısıyla her insanın başarılı olduğundan dolayı ödüle layık görülmesi nasıl normal bişeyse bayburtuma da devletin ödül olarak yatırım yapmasını istiyoruz saygılarımla kadir tütüneken.
08 Şubat 2011

MEHMET GÜÇLÜ diyor ki:

ŞEHİT OSMAN TEPESİNDEKİ YOLU, SAYIN A.HAYDAR VALİMİZ, 3 SEFER MESAİ DIŞI ÖZEL ANKARAYA GİDEREK
O YOLUN GÜÇ ŞARTLARI OLMASINA RAĞMEN AÇILMASINA VESİLE OLMUŞTUR... O VALİ UNUTULAMIYOR! NEDEN SEVGİ, AŞK, SAMİMİ ÇALIŞTIDA ONDAN... SAYIN BELEDİYE BŞK. H.ALİ POLAT BEY. G.HANE BLD.BŞK. MHPLİ OLMASINA RAĞMEN, ÇOK SIK ANKARAYA GİDİYOR, TREN KENDİ ŞEHRİNDEN GEÇMESİNİ İSTİYOR. BAYBURT TREN HATTI DİĞER HATLARA KARŞIN 1.4 MİLYAR DOLAR DAHA UCUZ, BU GÖRÜŞLE ANKARAYA GİT YİNE KAZANIRSIN, ÇOK GÜZEL ATILIM YAPINIZ, GEREKİRSE ANKARADA AYLARCA KAL, BU İŞİ BİTİR... O KUTSAL MAKAMI DEĞERLENDİRİNİZ... ulaşım olan yerde üretim olur, ekmek olur, nufüs olur. daha sonra B.ŞEHİR OLUR! ulaşım çok önemli... TREN BAYBURT İÇİN MİLAT OLUR... bütün gücünü emeğini bu projede kullan, YANILMAZSIN, unutulmazsınız, sevgiler başkanım...
08 Şubat 2011

Halit Ay UYAN diyor ki:

tren gelirse asgari 20 imalat fabrika. azami 30 fabrika. 5 yıl içinde bayburtta kurulur. lütfen uyanma zamanı. ÜRETİM OLURSA EKMEK HAZIRDIR... ÜRETİM, ÜRETİM, ÜRETİM. rahmetli sakıp sabancı derdi. üretim için, ulaşım çok önemli. TRENİN GELMESİ ÇOK ÇOK ÖNEMLİ BİR OLAYDIR. bu tarihi fırsatı değerlendirelim.

not: bayburt Tren hattı, diğer hatlara göre, 1.3 milyar dolar daha ucuza mal oluyor, bayburt belediye başkanının Ankarada olması gerekmezmi. GÜNLERCE VE AYLARCA ANKARADA PROJEYİ TAKİBE AL, BU NU BAŞARABİLİRSENİZ, SİZİN İÇİN ÖLÜMSÜZ ESER OLUR, BERATINIZ OLUR, SAYGILAR.
06 Şubat 2011

abdullah birinci diyor ki:

TARİHİ BAYBURT TRENİ... Sayın belediye başkanı,İMZA KAMPANYASI başlatınız, başaracaksınız, lütfen "ARAKLI TÜNELİNİ BAŞARDINIZ".. sırada TREN

İST. BAYBURT GENÇLİK PLATFORMU

ASYA KARADENİZ KESTİRME YOLU
MEĞER İZ TARİHİ İPEK YOLU,
İNŞAALLAH DÖŞENİR DEMİR RAYI,
AŞK SEVDAMIZ,TREN GÖNÜLLERDE.

gurbetten sılaya selam.
04 Şubat 2011

Yorum yazın.
Yazı alanını daraltın | Yazı alanını genişletin

busy
Son Güncelleme ( Pazartesi, 05 Mart 2012 11:27 )  

Haber Arama

Online Kişi Sayısı

Şuanda 190 konuk çevrimiçi

Dosya Özel

 

Bitmeyen bir sevdanın öyküsü...

Bu proje, ülke ekonomisinin kalkınması için, demiryollarının önemini kavramış bir...

 

Bu kaçıncı değer yağması?

YORUM HABER – Tarih 22 Ekim 1990… Keyifli bir gün… Keyiften de öte, coşkulu bir b...

 

Üzengili'de izler silinmiş ama yürekler hâlâ buruk...

Bayburt Postası - Üzengili köyü…   Eski adıyla Aşhanas… 1993 yılının Ocak a...

 

Bayburtlu Mayer

Bayburt Postası - “Erzurum’da  yapılacak olan müsabakalar için hazırlık yaptı...

 

Yetmişli yıllarda, Bayburt’ta mutluluk!

"Bir bölgenin küçük ya da mahrumiyet bölgesi oluşu; o bölgedeki ki hayatın, sess...

 

“Taştan Hilal” mutlu, ya biz?

“Ey koca mimar! Batı’da gittiğimiz en uç diyarımız Mostar’da öyle bir köprü ...

 

MTA Raporuna göre Bayburt taş cenneti

Bir şehir “meşhur” öğeleriyle öne çıkar. Sanayi, tarım, kültür, spor, turizm...

 

CHP, son seçim zaferini onunla kazanmıştı

1973-1977 yılları arasında  Bayburt Belediye Başkanlığı görevini yürüten Nihat ...

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 3659459

Bizi Yazanlar

Bizi Yazanlar

Anket

Göç ederek gurbete çıkanlar, sıla hasretini nasıl giderebilir?
 

Bülten Üyeliği