Bayburt Postası – Tarih 22 Ekim 1990… Keyifli bir gün… Keyiften de öte, coşkulu bir bekleyiş var Bayburt’ta… Misafirler var kalabalıkların arasında… Dönemin Başbakanı Yıldırım Akbulut Bayburt’ta, çevresi Bayburtlular tarafından sarılmış... Rahmetli Adnan Kahveci'de Bayburt’ta, sevgi çemberine alınanlar arasında o da var... Birazdan; hummalı hazırlıklara, uykusuz kalmalara ve yaşanan gurura değecek "o ana" tanıklık edilecek bu meydanda…
“O an”a ve sonrasına geçmeden, Bayburt Postası arşivinden tozlu sayfaları çeviriyor, Bayburt’a ve Bayburt’ta yaşananlara, 20 yıl öncesine uzanıyoruz...
Yıldırım Akbulut yanında ki heyetle birlikte, Bayburt’a bir gün önce gelir. Bir gün öncesi ise “nüfus sayımı” günüdür. Akbulut’un ve yanındaki heyetin kısmetine, Bayburt’ta sayılmak düşmüştür. Nüfus sayım memuru, Yıldırım Akbulut’a ve yanındakilere, kayda geçmek için, hızlı hızlı sorular sormaya başlar... "ad", "soyad" derken sıra “ne iş yapıyorsunuz?” sorusuna gelir. Cevaplar şöyledir: "başbakan", "bakan", "milletvekili”. Aynı soruyu Rahmetli Adnan Kahveci ise şöyle yanıtlar: "kamu hizmetlisi". Bu anekdot, o gün orada olanların hafızasından silinmediğinden olsa gerek, “gediğe” söz gerektiğinde hep hatırlanmıştır.
Bayburt "İl"dir artık
Bayburt ve Bayburtlunun yıllardır süregelen uğraşları ile “vilayetlik sevdası” nihayet Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 15.06.1989 gün ve 3578 sayı ile kanunlaştığında, artık Bayburt için her anlamda yeni bir sayfa açılmıştı…
En azından herkes böyle düşünüyordu… Vilayet olunmuştu…
İlçe olmak, ilçe olarak kalmak, mahrum bölgeymiş gibi yaşamak, deyim yerindeyse “tak” demişti Bayburtlu'nun canına! Artık vilayet olmanın verdiği güç, oluşturacağı sinerji ve dermanla ayağa kalkacaktı.
Cilvesi, tarihi eserleri, gözesi, çeşmesi, ketesi, kalesi… İpekli güzergâhı, Duduzar’ı, Şehit Osman’ı, Kop savunması, hanı, hamamı, ehramı, inadı, barı, delikanlısı, geleneksel mimari yapısı, mahalle odası, ünlü taşı, bereketli toprağı, çeşmesi, suyu, gugulu ve Çoruh’u…
Bütün bu değerlerin üzerinden ölü toprağı atılacak, hepsi birden ayağa kalkacak ve kültür mirasına sahip çıkan Bayburt aynı zamanda da çağdaş ve modern şehir görüntüsüne bürünecekti.
Hiç vakit kaybetmeden, Vilayetlik mührünü teslim alan Bayburt Kaymakamlık Binası, Hükümet Konağı'na dönüştürüldü.
Derken, neredeyse 40 gün 40 gece süren 'vilayetlik kutlamaları' sırasında Bayburt’un bir meydan ihtiyacı olduğu ortaya çıktı. Bu ihtiyaç önce büyükler tarafından dillendirildi, sonra erenlerin masalarında konuşuldu, ardından da Belediye Meclisi’ne taşındı. Belediye, Encümen kararıyla eskilerin top sahası, çok eskilerin de namı diğer Saray Bahçesi olarak bilinen alanının Hükümet Meydanı olmasına karar verdi.
İşe girmeye başlayan, kravatlı, laci takımlı, bir dönemin bıçkın, yeni dönemin fiyakalı devlet memuru gençlerine, yapılacak bu meydanda turlamak çok yakışacaktı! (Hepsinin de hakkıydı…)
Hamiş; dönemin Belediye Başkanı Muammer Daştan başkanlığında alınan karar ile Bayburt’un İl oluşunun 1. yıldönümüne denk düşen, 1990 baharında hummalı bir meydan hazırlığı başlamıştı.
Tam 6 ay, neredeyse gece gündüz bir çalışma sürdürüldü, eski Saray Bahçesi’nde. Bu çalışma aynı zamanda Bayburt’un il oluşunun ardından şehrin çehresi için atılmış, ilk yatırım kararıydı.
Yolun kapatılmasına karşı çıkanlar, arsa tahsisinde karşılaşılan zorluklar, ahşap kagir dükkânların yıkımı esnasında yaşananlar derken, proje alanında var olan tüm sıkıntılar bir bir aşıldı. Kaynak sorunu baş gösterdiğinde ise devreye dönemin Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek girdi ve böylelikle tüm sorunlar bertaraf edildi.
O günün şartlarına göre ilk ciddi yatırım ve önemli bir kazanım olan meydanın sembolü olarak ise Türkiye’de diğer bir benzeri Samsun’da olan “Şahlanmış At Üzerinde Atatürk Anıtı”nda karar kılındı. Anıtın yapımı için anlaşılan isim ise yaptığı eserler ile dünyaca tanınan ünlü Profosör Dr. Tankut Öktem’di.
Şaha kalkan ve işaret parmağıyla “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir, ileri!" diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün etrafında “Mermi Taşıyan Bir Türk Kadını”, “Şehit Düşmüş Bir Mehmetçik” ve “Nöbet Tutan Asker” üçlemesinden oluşan bir anlatım olacaktı.
Tankut Hoca çizimler ve kalıplar için kolları sıvamıştı. Taş konusunda zaten zengin olan Bayburt’ta ise anıtın iskeletini oluşturması için madenlerde özel bir arama yapıldı. Sonunda Çatıksu (Vahşen) köyü civarında bir madende, çok sert bir kaynakta karar kılındı. O taşı kesecek makine bulunamayınca da, çevre illerden araştırıldı ve kısa süreliğine Bayburt’a kiralandı. 90 gün süren taş kesimi sırasında, anıt yükselmeye, meydan aydınlık yüzünü göstermeye başlamış ve tüm gözler Tankut Öktem'in yapacağı tasvire dönmüştü…
Asıl düşünce, meydanın açılışını 30 Ağustos Zafer Bayramı’na yetiştirmek ve görkemli bir açılış töreni düzenlemekti. Fakat aksilik üzerine 30 Ağustos coşkusu es geçilmiş, meydanla birlikte Atatürk Anıtı ancak Ekim ayına yetiştirilebilmişti. (Ekim ayı, kararın alınış tarihinden 6 ay sonrasıdır.)
Bir önceki gün “Nüfus Sayımı”nda sayılan Bayburtlu, bir gün sonra sayımın delilini ispatlamak istercesine toplanmıştı, eski Saray Bahçesi’nde… Eskinin top koşturulan, goller atılan bahçesinde değil top kovalamak, pas atmak, topu elle tutmak bile zordu o gün. “Ana baba günü” denilen günlerdendi, o gün...
Tarih: 22 Ekim 1990
Önce Vali Nihat Üçyıldız, ardından Başkan Muammer Daştan, son olarakta Başbakan Yıldırım Akbulut, kürsüye çıktı. İlk kez Bayburt’a gelmiş olan Akbulut, il oluncaya kadar “olmaz”, il olduktan sonra ise “oldukta ne oldu” diye söylenen zevattan haberdar olacak ki, şöyle konuştu:
“- Ne yani, il oldunuz, şimdi bunu inkar mı edelim? Hiçbir şey olmasa bile, İl oldunuz.”
“Bu da bir şeydir” demeye getirmişti Akbulut. Doğru diyordu aslında, “il olmuştuk.” Güya, il olalım da, başka bir şey istemeyiz diyorduk. Kendi yağımızla kavrulur, kendi kendimize gelişir, kendi kendimize büyürdük!
Olabilirdi de! Doğruydu bu düşünce. Ama her ne yaptıysak, kendi kendimize yaptık.
(Aynı gün, Atatürk Anıtı ve meydanın yanı sıra Hükümet Konağı’nında açılışı yapıldı. Emniyet Sarayı’nın temeli atıldı. Kombine tesislerinin ihalesinin yapıldığının müjdesi verildi. Akşam, Garnizon Komutanlığı’nca fener alayı düzenlendi. Karşılamayı Bayburt Valiliği, organizasyonun çiçeklerini Özel İdare, çiçekleri milli kıyafetler içerisinde Başbakana sunacak öğrenciler Milli Eğitim Müdürlüğü, kurdele kesimi için tepsiyi tutacak bayan memuru Deftardarlık, Hükümet Konağının düzen, tertip ve temizliği Hükümet Daire Amirleri ve Müdürlerine aitti. Görev taksimi böyleydi. O gün, Bayburt Postası’nın manşetinde “Hoş Gelişler Ola” yazılıydı.)
“O an” işte böyleydi.
Ya, “o an”ın sonrası?
***
O, 6 ay boyunca kıvranılan, uykusuz kalınan, coşkuyla hazırlanan Atatürk Anıtı ve Hükümet Meydanı’ndan geçerken ne hissediyorsunuz?
O meydanın tüm girişlerinde, artık yazarkasalar var.
Girerken fiş kesiliyor, çıkarken para ödeniyor.
Fiş kestikçe, Bayburt acayip kalkınıyor…
Hatta, o parkta kazanılan para ile yeni birkaç meydan yapıldı;
Anıtlı, açık havalı, bayramlı, bayraklı…


Anıt, içler acısı halde!
Nüfus Müdürlüğü, Türk Telekom ve Bayburt Valiliği’nin arasında sıkışmış, sıkıştırılmış; fiş kesilen, gelip geçilen, ruhu çalınmış bir Hükümet Meydanı!
(Nüfus Müdürlüğü binası olarak kullanılan yapının önünde merdiven vardı, basılarak çıkılan… Merdivenin etrafından trabzanlar vardı, adımlar atıldıkça tutulan… Şimdi yok… Ne merdivenin, ne de trabzanın herhangi bir önemi yokta, şu görüntü yıllardır bir Allah kulunu rahatsız etmez mi? Rezil bir sünnet! Rezalet bir görüntü… Sıva, mala tutacak bir el, bakınca görüpte utanacak bir kul yok mu Allah aşkına! Bu kadar mı körleşti gözlerimiz, içimiz dışımız köhneleşti!)
Bu meydanın bu hale gelmesinin suçlusu kim?
Şehrin göbeğinde cinayet varsa, mahalle aralarını nasıl düşünelim!
Meydan yok artık! Anıt yok olmak üzere!
O sert, 90 günde kesilen taş, sallanıyor artık.
Park halindeki son model arabaların, fiyakalı plakaların arasında sönük kalıyor bu anıt.
Çünkü taşları dökülmüş, yer yer sökülmüş, heykeller çürümeye yüz tutmuş, yosun tutmuş.
Otlar büyümüş, otlar. Hasat vakti gelmiş, anıtın çevresinde.
Zemini, çeşmesi, yazısı-çizisi, yazgısı-kaderi bu mu olmalıydı?
Bu kaçıncı “değer” yağması!
***
Şimdi önce; bu anıt için elleri nasırlanmış ustaları taş keserken, heykeltraşı yetişmez korkusuyla uykusuz geceler geçirirken ve ‘o anı’n gururunu yaşamak için binlerce Bayburtluyu heyecanla beklerken düşünün… Sonra da duyarsızlığı, yazıyı, yazgıyı; yine bir değer yağmasını, hasat zamanının yaklaşımını…
EDİTÖR: “O an”ı yaşayanlarla konuştuk... “O an”ı yaşayanların ağzından, “o an ve sonrası” birkaç cümleyle, bu haber demlendiğinde, yine bu adreste: dabulyudabulyubayburtlu.bayburtpostasi.com.tr









salih
diyor ki:
|
90 nüfus sayımı; Akbulut'un Bayburt ziyaretini mütakip pazar günü yapıldığını hatırlatmak isterim. (2-3 gün daha mı kaldı biz bilmiyoruz?)Bir de Aydıntepe'ye giden Atatürk büstü resimde sizin gösterdiğiniz büst değildir. Atatürk'ün boy heykeli vardı o yıllarda orada. Saat Kule'deki büst, boy heykelinden ve vilayetten 10 sene kadar önce idi. Eski bilgilerle muhalefet yaparken gerçekleri gizlemeyelim. "O yıllardaki Belediye Başkanımızın nasıl bir katkısı olmuştu Bayburt'u geliştirmek adına" bir de bu soruyu sormak isterim. *** Editör: Haberde anlatıldığı gibi; 1990 Genel Nüfus Sayımı 21 Ekim 1990 Pazar günü, anıtın açılış töreni ise 22 Ekim 1990 Pazartesi günü yapılmıştır. Yine haberde anlatılmaya çalışıldığı gibi Saat Kule önündeki Atatürk Anıtı, 1990 yılında yapılan anıtın ardından Aydıntepe ilçesine taşınmıştır. Fakat bu bilgiyi verirken haberin içinde yanlış resim kullanıldığı için resim altı bilgi de dolayısıyla yanlış düşmüştür. Bu konuda gerekli düzeltme yapılmıştır. Gerçekleri ortaya çıkarma gayretiniz ve ilginiz için teşekkür ederiz. |
MUAMMER DAŞTAN
diyor ki:
| Emeğimin geçtiği birçok esere ve tarihi dokuya sahip olamadığım için BAYBURT halkından özürdiler yaptığım ve yapamadığım takdirini gelecek nesillere bırakırken BAYBURT POSTASI'na duyarlılığından ötürü teşekkür ederim. |
tayyip kara
diyor ki:
| sn editör aynı adada başka bir yer otopark iken nasıl oldu da buraya otopark taşındı isterseniz işin bu yönünü de bir zahmet belediye ye sorun.... |
Mustafa
diyor ki:
|
Çok yerinde ve anlamlı yazılmış bir haber-yorum.Bu tür yaralara parmak bastığı için kutlarım Bayburt Postasını. Tabii bu haberleri biz okuyup,değerlendiriyoruz.Dilerim Sayın başkanımız da yoğun işlerinden ( ! ) fırsat bulup. bu tür serzenişlere göz atar,dikkate alır.Hazır yeri gelmişken; -Belediyemiz ve Başkanımızın Araklı yolu üzerindeki hassasiyetlerini kutlar.İmza kampanyası çalışmalarını tebrik ederiz.Dileriz Devlet-Karayolları dikkate alır ,zamanla bu yol yapılır.Ancak dileğim odur ki..Bir belediyenin görevi önce şehiriçi yol-su ve kanalizasyonunu önceliğe almalıdır.Yıllardır köy de değil-mezra yolundan beter şehir içi yollarına bir çözüm bulunsa diyorum.Asvalt bulunamıyorsa benim bir önerim olacak.Bayburt tan başka yerde olmayan yollardaki hız kesmek için yapılan ucube tümseklere-setlere harcanan asvaltla,Bayburt taki yol çukurlarının en azyarısını doldurup,yolları bir parça düzeltebilirsiniz.Saygılar,selamlar |
bülent
diyor ki:
|
haber güzel olmuş gerçekten.caddelerdeki çukurları doldurmaktan aciz insanların bunlar için birşey yapacağını pek zannetmiyorum.memleketime sahip çıkan yok zaten ,sonu gelmeyen boş vaatlerden başka birşey söyleyen de yok. |
the.makinist
diyor ki:
| demekki vilayet olmakla iş bitmiyor, iyi mi oldu? o zamanı hatırlıyorum, sanki bayburt paris olacakmışcasına herkes sevindi, fakat sonra gördükki bu siyasilerin her zaman olduğu gibi yine oy uğruna bizleri ve güzelim şehrimizi harap etmelerinden başka bir yere gidemedi.. ben bugün istanbulda yaşıyorum, sevdiğim memleketimden 25 yaşında işsizlik yüzünden göç ettim, bayburt vilayet olmuş neye yarar, ben orada olmadıktan sonra. |
murat esensoy
diyor ki:
|
ÖNCELİKLE HABER SUNUM VE ANLATIMI İLE SÜPER OLMUŞ TEŞEKKÜRLER bu haberi okuyupta duygulanmamak hüzünlenmemek mümkün değil Bayburt il olmuş değişen bence sadece plaka 29 du 69 oldu 20 koca sene geçti ne değişti aynı temsilci aynı yandaşlarla biryerlerde tutunmaya çalışan bürokrasi tayfası bu haberi okuyupta kafasını ellerinin arasına alsın düşünsünler ne yaptık kahveler işsiz dolu bir fabrika getirtemedik bizlerde hatalıyız bunların adam gibi adam olmadıklarını göremedik peşlerinde 20 yıl koştuk bir ümitle sonuç ne oldu hep hüzün hastanesinde doktor olmayan bir ilin temsilcileri sizdede hiç vicdan yokmuş sömürdünüz bayburt u haklısınız bir noktada bulmuşsunuz saf temiz dürüst bayburt luları ümit verin koşturun peşinizden ben kocaeli gölcükte ikamet ediyorum harbi bayburt luyum sizin yaptıklarınız icraatları burada yapsanız 5 dakka sizi kimse tutmaz siz siz olun bayburt tan çıkmayın |
Bayburtlu
diyor ki:
|
İşte yapılanlar Bayburta...... Yok canım ne gerek var ki böyle şeylere, biz daha önemli işlerle uğraşıyoruz... HES var , duble yollar var, Kop tuneli var, havaalanı var!!! Kim milletvekili olacak, kim il başkanı olacak onlar var! Ne gerek var böyle haberler yapıpta bir işe bile yaramayan yerin haberini yapıyorsunuz? Milletin kafasını bulandırıyorsunuz? GEÇMİŞİNE SAHİP ÇIKMAYAN BİR TOPLUM YOK OLMAYA MAHKUMDUR. |
HAS BAYBURTLU
diyor ki:
| Güzellikler ve gelişim kaydelceksen park ve bahçelere önem verilmeli, ehli insanlara öz bayburtlulara teslim etmeliler ki eski güzide şehrimiz gelsin. Saray bahçesinin eski halini geri istiyoruz. Kar yağdığında top oynayalım. |
ERTUĞRULBEY YILDIRIM
diyor ki:
| YAZIKLAR OLSUN O PARA MAKİNELERİNİ ORAYA KOYANLARA.ÇOKMU ACİL PARAYA İHTİYAÇLARI VARDI?EMEĞE SAYGI DİYE BİR KÜLTÜR KALMAMIŞ.BELEDİYE ACİLEN O UTANÇ MAKİNELERİ ORADAN KALDIRMALIDIR.ÇEVRE DÜZENLEMESİNİ YAPMALI,ADAP ERKAN ÖĞRENMELİDİR.SAMSUNDA Kİ HEYKELLE KARŞILAŞTIRILINCA BAYAGI İLGİLENDİĞİ ORTADADIR.ARTIK BAYBURT TA SADECE BAYBURT LULAR YAŞAMIYOR. BİR SÜRÜ MİSAFİR ÖĞRENCİLERİMİZ VAR. UTANIN BEYLER UTANIN... |
gürsel karapınar
diyor ki:
| meydan olacak yerleride TOKİ'ye verdik... erzurum yolu üzeri şehir parkını bile tokiye verebilirler... yazıklar olsun... |
gürsel karapınar
diyor ki:
| Bayburt'da katledilen yerlerden biride, saray bahçemizdir... futbol sahası görünümlü park haline getirilmesini istemiş, orta kısmında futbolcu heykeli, kaleleri içinde bayburtta spora emeği geçenlerin resimleri, sahanın muhtelif yerlerine çardak içinde eski futbol takımlarının posterleri vs. bunu resim ve heykel sanatçıları ve peyzajcılar daha iyi bilir... içimde uhde kaldığı için ifade ettim... mahvedenlere yazıklar olsun , nereyi tutsak, konuşsak elimize geliyor... hatıralarımızı, kültürümüzü saray bahçesiyle çok iyi aktara bilirdik... neleri yıkmadıkki... gorba gor olalar... |
Murat ÇELİK
diyor ki:
|
TEŞEKKÜRLER... TEŞEKKÜRLER... TEŞEKKÜRLER... Evet nihayetinde bu konuyu gündeme alan gündemde kalmasını sağlayan çözüm üretmek için kamoyu olusturan sizlere teşekkürlerimi sunarım. Bu buyuk insanın anıtına (anıtta olsa sahsı olarak dusunuyorum) yapılan sayğısızlığı bireysel olarak defaaten Belediye Başkanı Sayın Hacı Ali POLAT beye ve e-mail yolu ile valilik makamına iletmeme rağmen sonuc alamamanın kader değil, kadersizlik oldugunu dusunmustum. Umarım bu sorun bir an önce çözülür ve bu buyük insana yakışır bir anıt yeri bulunur. Meydansız bir şehir istemiyoruz. |
Tufan
diyor ki:
| Bayburt'lu değilim haber içeriğine de vakıf değilim.Ben sadece haber sunuş şeklinize hayran oldum. Bizim memleketin de aynı isimden internet gazetesi var.Ama türkçesiyle ve özetiyle bu kadar başarılı değil.Ben bayburtlu olan sevdiğim bir kardeşimin sürekli takip ettiği yer olduğu için, ara sıra bende okuyorum.Kısacası tebrikler. |
- Yetmişli yıllarda, Bayburt’ta mutluluk!
- “Taştan Hilal” mutlu, ya biz?
- MTA Raporuna göre Bayburt taş cenneti
- CHP, son seçim zaferini onunla kazanmıştı
- Atalay: “Susadıysanız, profesyonel lige çıkarsınız”







